» 
»
 

4.5G’deki Yerlilik Şartı Sanayicileri Harekete Geçirdi

Sektör temsilcileri, Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kümelenmesi için bir araya geldi.

Elektronik haberleşme sektörünün, her yıl milyarlarca Türk Lirası’nın yurtdışına akıtıldığı ithalata dayalı bir sektör olmaktan çıkarıp, yerli ve milli ürünlerin kullanıldığı bir sektör haline getirilebilmesi için Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın belirlediği politikalar çerçevesinde; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nca 4.5G yetkilendirmelerinde atılan tarihi adım yerli sanayicileri harekete geçirdi. İhale kapsamında Ar-Ge ve yerli malı belgeli ürün kullanımı konusundaki yükümlülükler çerçevesinde, sürdürülebilir bir sanayi ekosistemi oluşturulması için kümelenme fikri benimsendi.

Sektöre üretim yapan, Ar-Ge faaliyetinde bulunan, alt yapı hizmetleri sunan şirketler ile kamu kurumları, üniversiteler, STK’lar, Organize Sanayi Bölgelerinin üye veya destek olacakları, tüm Türkiye’yi kapsayacak Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kümelenmesi için adım atıldı.

Bu amaçla, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun ev sahipliğinde gerçekleşen değerlendirme toplantısı, Türkiye’nin dört bir tarafından sektör temsilcilerini bir araya getirdi. 

Programda şu görüşler dile getirildi:

“Odaklanırsak, inanırsak yapabiliriz”

Orhan Aydın - OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı:

İçinde bulunduğumuz sektör, bilgi teknolojileri ve haberleşme sektörü savunma sanayii, enerji, sağlık kadar önemli bir sektör. Gelecekte de belki bunların önüne geçecek ülkemiz için stratejik bir sektör. Bunu biz akışına, kendi keyfine, birilerinin insafına, lütfuna terk etmemeliyiz. Burada ülkemizin kurumları bir strateji belirlemişler. İhale kapsamında da aşağı yukarı nelerin nasıl yapılacağını tanımlamışlar. Bu çok değerli ve kıymetli. Bu, bilinçli bir şekilde yazılmış. Bu Türkiye’de ilk defa olan, dünyada da ilk defa uygulanan bir şey değil. Bu, bilinen bir şey. Savunma Sanayii Müsteşarlığımız yıllardır bunu bilinçli bir şekilde uygular, yapar ve Türkiye’nin savunma sanayiindeki kazanımlarının arkasındaki felsefe, bu felsefedir. Biz bunu kendi ülkemizde başkalarının insafına terk etmeden yapmalıyız. Yapabilir miyiz?  Kafamızda büyütmemize gerek yok. Odaklanırsak, inanırsak, bileşenlerini bir araya getirirsek yapabiliriz. Çünkü, bu ülke insansız hava aracını uçuran bir ülke. Tankını, topunu, helikopterini yapmak için strateji üretmiş. Peki bunları niye yapmayalım, yapamadık. Bunu sorgulayalım. Bunu iyi bir duruşla; eğer Savunma Sanayii Müsteşarlığı’ndaki stratejik duruşu burada sergileyebilirsek bunları yapmamamız için hiçbir neden yok. Buna başlamalıyız.

Neleri, kimin yapabileceği aşağı yukarı belli. Bu salonu dolduran sanayicilerimiz, üreticilerimiz, Türkiye’nin potansiyeli bundan ibaret değil. Türkiye, bizim düşündüğümüzden, keşfettiğimizden daha yüksek sanayi ve üretim potansiyeline sahip bir ülke. Benim bulunduğum bölgede bile kapısını açtığınız her firmada inanılmaz cevherleri görmeniz mümkün olabiliyor. Yapılamaz diye bir şey yok!

Bunu bir firma, işletme, bir kurum yapamaz. Ülkemizin bütün yeteneklerini, kabiliyetlerini, kurumlarını, üniversitelerini tamamını bir araya getirmeliyiz. Bu yetmez. Dünyanın birçok ülkesinde Türk sanayicilerimiz var. Bütün dünyaya yayılmış, bilgisi, becerisi, tecrübesi olan dünya kadar insan var.

Biz başka alanlarda da bunu gördük. Türkiye’de motor üretimi için biz bir network oluşturmak için yola çıktık. Dünyanın her bir yerinden bize işaret, yetenekli insanlar geldi. Türk yatırımcılar, Türk araştırmacılar çıktı karşımıza. Biz yeter ki işaret fişeğini atalım. Göreceksiniz dünyanın her yerinden bu işi bilen insanlar, yapan insanlar bizi gelip bulacaklar. Dolayısıyla biz onun yöntemini kümelenme dediğimiz bir yöntemle şu anda yapmaya çalışıyoruz. Sadece bu sektörde değil, biz sağlık, enerji, savuna ve havacılıkta OSTİM olarak varız. Raylı sistemlerde biz buna benzer uygulamayı aynen yaptık Ulaştırma Bakanlığımızla beraber. Türkiye’de raylı sistemlerde yerli katkı oranı sıfırdan şu anda hızlı trende yüzde 63’e kadar geldi Türkiye. Sadece ülkemizin potansiyelini bir araya getirelim. Raylı sistemlerdeki metro araçlarını kendi imkanlarımızla yapabilecek bir potansiyele kavuşmuş olduk.

“Peşinde olacağız, takipçisi olacağız”

Burada da bunun çıkacağından hiç bir şüphem yok. Burada BTK Kurumunuzun niyeti, Ulaştırma Bakanlığımızın niyeti çok açık. Biz firmalar olarak kurumlarımızın, Bakanlığımızın sonuna kadar yanındayız. Bu projenin yerlileştirilmesi, millileştirilmesi için ülkemizin imkan ve kabiliyetleri gelecekte bu sektörde tamamen yerli ve milli ürünlerimizi çıkartmak için bu yolculuğa çıkmaya biz hazırız. Sanayicilerimizin de hazır olduğuna eminim. Biz bu yolculuğa çıkacağız. 3, 5, 10 yıl sonra Türkiye, kendi ihtiyaçlarını kendisi karşılayabilen, sağlayabilen, tasarlayabilen, üretebilen bir ülke olacak. Bunu yapmamız için hiçbir engel yok. Sadece bizim zihinlerimizi ve odağımızı buraya çevirmemiz gerekiyor. Kurumlarımızın da bizim yanımızda ve arkamızda durması gerekiyor. Biz OSTİM olarak sonuna kadar bunun yanındayız. Peşinde olacağız, takipçisi olacağız. Kimse kusura bakmasın. Bu ihaleyi alan kurumlar da lütfen yönünü Türkiye’ye ve Türkiye’deki üreticilere çevirsin. Hiç kaçacak bir yer yok. BTK’nın da bunu çok net takip etmesini canı gönülden istiyoruz; onları da takip edeceğiz. Ulaştırma Bakanlığı’nı da takip edeceğiz. Çünkü bu, milli bir mesele haline gelmiş. Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın talimatı bu. Biz bu yörüngeden ayrılmayacağız!. Tüm sanayicileri, kurumları paydaşları bu düşüncenin istikametine davet etmek istiyorum. Hep beraber iyi sonuçlar çıkacağına canı gönülden inanıyorum.

“Aşamadığız konu: Yerli ürün belgesinin, yazılım alanında alınması”

Galip Zerey - Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı:

Yerli ve milli ürün, uzun süredir gündemimizde olan, hem BTK hem Bakanlık tarafından takip ettiğimiz, desteklediğimiz bir konu. Mobil işletmecilerle yapılan imtiyaz sözleşmesine göre; birinci yıl yüzde 30, ikinci yıl yüzde 40, üçüncü yıl yüzde 45 yerli ürün şartı var. Bir de 750 tane üretici firmanın çalışanının Türk olması, bunun 500 tanesi mühendis, diğerleri çeşitli kategorilerde olabiliyor.

1 yıl dolmak üzere. Şimdiye kadar takip ettiğimiz konulardan aşamadığız bir konu var. Yerli ürün belgesinin, yazlım alanında alınması konusunda sıkıntımız var. Bugün itibarıyla. Biliyorsunuz bu, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı sorumluluğunda olan bir şey. TOBB tarafından yapılacak bir düzenleme, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na iletilmediği için Bakanlık da ikinci düzenlemeyi yapamadığı için bugüne kadar maalesef hiçbir yazılım ürünü Yerli Yazılım Ürün Belgesi alamadı.

Bu, bizi, sizi çok etkiliyor. BTK Başkanımızla beraber bunu takip ediyoruz. Umuyorum kısa zaman içerisinde çözülecek. Donanım tarafında; ki OSTİM’i en çok burası ilgilendiriyor, yerli ürün belgesinde sıkıntı yok. Fakat yazılım tarafında yerli ürün belgesi ilk defa verileceği, gözle görülmeyen, elle tutulmayan bir konu olduğu için biraz zor görünüyor. Bunu en kısa zamanda yapabiliyor olmamız lazım.

OSTİM’deki değerli sanayicilerin bilgi birikimini, tecrübelerini kullanmak istiyoruz. Onları desteklemek, onlarla beraber olmak istiyoruz.

“2023 hedefleri için yerli ve milli teknolojilerin kullanılması gerekmektedir”

Dr. Ömer Fatih Sayan - Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu Başkanı

Tarihimiz hep zafer öyküleriyle, başarı hikayeleriyle doludur. Ancak tarihimizin en büyük zaferlerinden biri olan Çanakkale'yi ayrı tutmak gerekiyor. Çanakkale, yokluk içindeki bir milletin, bütün imkânsızlıklara rağmen, ortak değerlerine sahip çıkmak için oluşturduğu milli birlik ve beraberlik ruhunun, sarsılmaz bir imanın ve azmin zaferi olduğunu unutmamamız gerekiyor.

Bugün, 18 Mart 1915’te, Akif’in dediği gibi “Kimi Hindu, kimi Yamyam kimi bilmem ne bela”ya karşı Çanakkale’deki, 15 Temmuz 2016’da kirli ittifaklarla örülü hain darbe girişimine karşı bütün Türkiye’deki milli birlik ve beraberlik ruhunun; ülkelerin geleceğine yön verebilecek kadar önemli bir sektör haline gelen elektronik haberleşme sektöründeki “yerli ve milli” üretime yönelik olarak da tesis edilmesi, bu bilincin ve işbirliğinin pekiştirilmesi için toplanmış bulunuyoruz. Ya Hedeflerimize ulaşıp kazanacağız, ya da geri kalıp kaybedeceğiz. Anadolu insanı, bin yıldır bu coğrafyayı elinde tutuyorsa, bunu bir "kaybeden" olduğu için değil, bir "kazanan" olduğu için yapabiliyor. Tüm sektör temsilcilerimiz uyanık olmalıyız. Uyursak neler olabileceğini hep birlikte gözlemleyebiliyoruz. Aynı bilinçle buna sahip çıkmalıyız.

Elektronik haberleşme sektörümüz çağın gerisinde kalmamak için en son teknolojileri kullanıyoruz, vatandaşlarımıza en konforlu hizmetin sunulabilmesi için gerekli ortamı oluşturmaya çalışıyoruz. 4.5G hizmetini sunmaya 2016'nın 1 Nisan'ında başlamıştık. Tam 1 yıl oldu. Bu 1 yıllık sürece baktığımızda; 51.7 milyon vatandaşımızın 4.5G aboneliğini tercih ettiğini,  26.5 milyon vatandaşımızın cihazlarının ve SIM kartlarının 4.5G hizmetine uyumlu olduğunu, 19.2 milyon vatandaşımızın da fiili olarak bu hizmetten faydalandığını görüyoruz.

İnterneti kullanım oranlarında ise, 4.5G hizmetinden faydalanan vatandaşlarımızın ortalamasına göre önemli ölçüde daha fazla kullandıklarını görüyoruz: 2016 yılında ortalama veri kullanımı aylık 2GB iken, 2016 son çeyreği itibarı ile 4.5G abonelerinin ortalama aylık veri kullanım miktarı 5.4GB olarak gerçekleşmiştir. Bu rakamlar vatandaşlarımızın yeni teknolojilere olan eğilimini, internet vasıtasıyla bilgiye erişiminin her geçen gün arttığını göstermesi açısından güzel rakamlar ancak, bu rakamların bizi aldatmaması gerekiyor.

“Yerli üretim ekosistemini sağlayacak yaklaşımlar hassasiyetle sergilenmelidir”

Ülke olarak yeniden ayağa kalkmamız ve tarihe iz bırakabilmemiz için bilişim altyapımızı yerli ve milli teknolojilerle geliştirmemiz ve bunu sürdürülebilir kılmamız gerekmektedir. Zira, haberleşme teknolojileri ülkemizin güvenlik, eğitim, sağlık, turizm, üretim ve ihracat gibi birçok yönden hayatımıza temas etmektedir. Bu alanda elde ettiğimiz kazanımların kalıcı olması ve ülkemizin 2023 hedeflerine ulaşabilmesi için yerli ve milli teknolojilerin kullanılması gerekmektedir. Bunun için de yerli katma değeri artıracak ve yerli üretim ekosisteminin oluşmasını ve sürdürülebilir olmasını sağlayacak yaklaşımların hassasiyetle sergilenmesi gerekmektedir.

Bu anlamda, Devletimiz de iradesini açıkça ortaya koymuş ve 2023 hedeflerine giden yolda önümüze bir vizyon çizmiştir. Ülkemizin 10. Kalkınma Planında bilgi ve iletişim teknolojilerinin üretiminde yerli katma değeri artırmak temel hedefler arasında sayılmaktadır. Ayrıca, bilgi ve iletişim teknolojileri ürün ve hizmet alım süreçlerinin yerli katma değeri artıracak ve KOBİ’lerin gelişimini sağlayacak şekilde düzenlenmesi gerektiği ifade edilmektedir.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’mızca yayınlanan 2014-2018 yıllarına ilişkin Stratejik Plan’da Ar-Ge ve yenilikçilik esaslı üretim kültürünü oluşturarak, ileri haberleşme teknolojilerinin milli kaynaklarla üretimini teşvik etmek ve yaygınlaştırmak temel stratejik hedeflerden birisi sayılmaktadır.

Benzer şekilde Kurumumuzun 2016-2018 stratejik planında yer alan amaçlara uygun olarak “Yenilikçilik, Ar-Ge ve yerli üretimin desteklenmesi” hedeflenmektedir. Ülkemizin 2023 hedeflerine ulaşılabilmesi amacıyla belirlenen kalkınma stratejileri doğrultusunda herkesin üzerine görev düşmektedir. Hepimiz bu görev ve sorumluluk bilinciyle el ele vererek ülkemizi nasıl daha iyi seviyelere taşırız noktasında yılmadan, engellere takılmadan çalışmalıyız.

“Donanımda ve yazılımda, yerliliği artırmak bu ülkeye borcumuzdur”

Bu bilinç ve düşünce ile 2008 yılında yaptığımız 3G yetkilendirme ihalelerinde işletmecilerimizin şebekelerinde kullandıkları ürünleri ülkemizden belirli oranlara uygun büyüklükteki Ar-Ge merkezi bulunan tedarikçilerden ve KOBİ’lerimizden temin etmelerine ilişkin yükümlülük getirmiştik, 26 Ağustos 2015 tarihinde gerçekleştirdiğimiz 4.5G yetkilendirme ihalesinde de Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonları, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığımızın desteği ile yerli üretim yapan firmaların, ürün geliştirme konusunda çok daha fazla teşvik edilmesi ve yerli ürün ekosisteminin geliştirilmesinin sağlanması amacıyla işletmecilerimize ilk defa şebekelerinde %45’lere varan oranlarda “yerli malı belgeli ürün”lerden temin etme ve en az yüzde 10’unu da KOBİ’ler tarafından Türkiye’de üretilen ürünlerden kullanma yükümlülükleri getirdik. Anadolu'muzda bir güzel söz vardır: "Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz" diye. Donanımda ve yazılımda, yerliliği artırmak bu ülkeye borcumuzdur.

Ancak, gerek bu yükümlülükler, gerekse işletmecilerimizin çalışmaları bugün burada etraflıca değerlendirileceğinden, bu konudaki düzenlemeleri tekrar ifade etmeyeceğim. Bununla birlikte; milli bir seferberlik ruhu anlayışıyla işletmecilerimizin yerli ve milli ürünleri kullanmalarına yönelik tüm tedbirleri almaları, üreticilerimizin de sadece ülkemizdeki değil tüm dünyadaki işletmecilerin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik üretim yapma motivasyonları ile hareket etmeleri gerektiğinin altını çizmek istiyorum.

“Milli bir konu”

İşletmecilerimiz, 4.5G yetkilendirmesi kapsamında yerine getirmeleri beklenen yerli ürün ve KOBİ’lerden tedarik etmeleri gereken yerli menşeli ürün oranlarında, ilk yıl itibarı ile beklentilerin ve yükümlülüklerinin oldukça uzağında kalmış görünüyor. İşletmecilerimiz bu konuya ilişkin çalışmalarını 26 Mart 2017 tarihine kadar ayrıntılı olarak raporlayacaklar ve akabinde bu konuda yapılan çalışmaları ayrıntılı olarak denetleyeceğiz. Bu konuyu çok sıkı bir şekilde takip edeceğimizi ve işletmecilerimizin ihmalinin tespit edilmesi halinde yetkilerimizi kullanmaktan çekinmeyeceğimizi ifade etmek istiyorum. Zira bu milli bir konu. Gelecek teknolojilerinin etkisi düşünüldüğünde Hayat-memat meselesi. Hiçbir ihmale gelmez ve hiçbir ihmali kaldırmaz.

Diğer taraftan BTK olarak, üretici firmalarımızın hem anılan yükümlülükler konusunda farkındalığı artırmak hem de elektronik haberleşme sektörüne ilişkin yerli üretim süreçlerinde yaşanan darboğazlara çözüm üretebilmek amacıyla ilgili paydaşlar nezdinde çeşitli girişimlerde bulunmaktayız.

Bugün burada toplanma sebeplerimizden birisi de Kurumumuz ve ilgili paydaşlar nezdinde yürütülen çalışmalar neticesinde oluşturulan elektronik haberleşme sektörüne yönelik kümelenme çalışmasının duyurusunu yapmaktır. Söz konusu çalışma ile elektronik haberleşme sektörü özelinde milli ve yerli üretim ekosisteminin geliştirilmesi amacıyla önemli bir güç birliğinin ilk adımı atılmış olacak, ardından haberleşme sektörünün ihtiyacı olan her türlü yazılım ve donanım ihtiyacının ülkemiz içerisinde üretilmesinin yolu açılmış olacaktır. Bu doğrultuda kolektif çalışma isteğimiz, inancımız ve azmimiz yerindedir. Ve bunu başaracağız.

“Kümelenme başarılı sonuçlar vermiştir”

Kümelenme uygulamaları özellikle 1990’lı yıllardan itibaren Batı, Orta ve Doğu Avrupa’dan ABD’ye, Çin’den Japonya’ya kadar birçok ülkede başarıyla uygulanmış ve etkin sonuçlar vermiştir. Ülkemizde de ilk uygulamalarının 2003 yılında başladığını ve farklı sektörlerde başarılı küme örneklerinin olduğunu bilmekteyiz. Elektronik haberleşme sektörüne ilişkin oluşturulan bu organizasyonun hedefi, vizyonu, misyonu ve yol haritası gibi konular Kurumumuz tarafından yakından takip edilecek ve ihtiyaç duyulan her türlü destek verilecektir.

Elektronik haberleşme sektörü kümelenme organizasyonu ile KOBİ’lerimiz ve üretici firmalarımız işbirliği oluşturma, ortak proje üretme, sektörün ihtiyaçlarını analiz ederek ürün odaklı çözümler üretebilme ve birbirleri ile koordinasyon içerisinde çalışabilme kültürünü kazanacaklarını düşünüyorum. Kümelenmeden maksat, global rekabetin çok yoğun olarak yaşandığı bu sektörde, konuşmamın başında da belirttiğim milli birlik ve beraberlik ruhunun geliştirilmesi, bireysel değil, birlikte iş yapabilme yeteneğinin kazanılmasıdır. Firmalarımız kümelenmeye dahil olduklarında bireysel yeteneklerinin çok daha ötesinde, kümelenmeden oluşacak sinerji ile çok daha verimli ve yaratıcı olabilirler. Bu kazanımların nihai olarak hem ülkemizin hem de firmalarımızın hedeflerine ulaşabilmesinde çok önemli bir rolü olacaktır.

Burada, kamu kurum ve kuruluşlarına, üniversitelerimize, işletmecilere, üretici firmalara, STK’lara kısacası sektörün tüm paydaşlarına ayrı ayrı görevler düşmektedir. BTK olarak biz, her zaman ülkemizin hedefleri doğrultusunda üzerimize düşen görevi yapmaya hazırız. Yerli üretimi geliştirici, teşvik edici sektöre yeni bir heyecan getirecek bu tür organizasyonların her zaman yanında olduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyorum.

“OSTİM önemli bir adım atmıştır”

Sektörümüzün yerli teknolojilerle geliştirilmesini sadece işletmecilerden, üreticilerimizden veya kamu kurumlarımızdan beklemememiz gerektiğinin bilincinde olarak, tüm vatandaşlarımız ve kuruluşlarımızla birlikte elimizi taşın altına koymamız gerekiyor.

Üreticiler tarafında, "elektronik haberleşme sektöründe kümelenme organizasyonunda" Kurumumuzun da desteği ile OSTİM önemli bir adım atmıştır. OSTİM, bir nevi birleştirici/köprü kurucu olarak küme paydaşlarını bir araya getirme ve onları işbirliğine yönlendirme görevini yerine getirmektedir.

Bir diğer önemli husus, oluşturulan kümenin gücüne güç katacak olan üniversite ve akademik camia ile olan işbirlikleridir. Burada birçok üniversitemizden kıymetli akademisyenlerimiz bulunmakta. Hocalarımız ile sanayicimiz elektronik haberleşme sektörünün ihtiyaç duyduğu yenilikçi ürünleri üretmede işbirliği içerisinde olmalıdır. Kümelenme ile bu işbirliğinin hedef odaklı olarak gelişeceğinden ve amaçladığımız hedeflere ulaşılmasında önemli katkıları olacağından şüphe duymuyorum.

Programda kümelenme lansmanının yanı sıra; Mobil İşletmecilerin KOBİ ve Yerli Ürün Temin Süreçleri, KOBİ ve Yerli Üreticiler, Yerli Üretim ve Ar-Ge Destekleri, Yazılım ve Donanım Yerli Malı Belgesi Düzenlenmesine İlişkin Süreçler başlıkları altında oturumlar gerçekleşti.

Bilgi:

4.5G ile ilgili şartnameye göre işletmeciler donanım ve yazılım yatırımlarında; en az yüzde 10’unu Türkiye’de ürün veya sistem geliştirmek üzere kurulmuş olan KOBİ’ler tarafından Türkiye’de üretilen ürünlerden, 27.10.2015 tarihinden itibaren en az yüzde 30, yüzde 40 ve yüzde 45’ini yerli malı olduğu belirlenen ürünlerden sağlamakla yükümlüler.

Ayrıca, dörder yıllık süreler için ölçülmek üzere; ilk dört yılda ortalama en az yüzde 30’unu, ikinci dört yılda ortalama en az yüzde 40’ını ve üçüncü dört yılda ortalama en az yüzde 45’ini yerli malı olduğu belirlenen ürünlerden sağlama yükümlülüğü bulunuyor.

Ar-Ge’ye verilen önemin bir göstergesi olarak şartnamede yapılan değişiklikle ülkemizde kurulu bulunan Ar-Ge merkezlerinin yanı sıra işletmecilerin Ar-Ge merkezlerinin de teşvik edilmesi ve mevcut Ar-Ge merkezlerinde istihdam edilmesi gereken asgari nitelikli Ar-Ge personeli sayısını yüzde 50 artırılması sağlandı.

HABERE AİT FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *