» 
» 
500 milyar doların yolu lobiden geçiyor

500 milyar doların yolu lobiden geçiyor

Korhan GÜMÜŞTEKİN

Cumhuriyetimizin 90. yılını idrak ediyoruz. Bir asra yakın bir süre önce tohumları ekilen ülkemizin mücadele kulvarında önünde duran en önemli konulardan biri ekonomik kalkınma arayışlarıydı. Kurucu irade, geleceğin Türkiye’sini milli üretim modelleriyle kurgulamak istemişti. O yıllarda peş peşe açılan tesisler bu amacın belirgin göstergesiydi. Derken uçak fabrikasını kendi girişimcisi, mühendisi ve işçisinin alınteriyle vücuda getirmişti.
Girişte bun sözleri ifade etmemin nedeni ise şu: 1923’ten çizilen yol haritası kararlılıkla devam edebilseydi bugün Japonya, Güney Kore gibi başarı hikayelerini konuşmayacak; tersine ülkemizi bir kalkınma örneği olarak konuşturuyor olacaktık.

100. yıla yaklaşıyoruz; 10 yıl kaldı... Bu önemli dönemeçte kilometre taşı olarak belirlenen 2023 hedefleri, Türkiye’de her kesimi öyle ya da böyle bir şekilde ilgilendiriyor. Doğal olarak bunların arasında üretenler yani sanayiciler başı çekiyor.

500 milyar dolar ihracata ulaşmak için her sektörün belirlediği bir rakam var. Bunu elde etmenin yolu; üretmek kadar ihraç edebilmekten, markalar ortaya çıkarmaktan geçiyor. Küresel ticaret dengelerinde rakiplerinizden bir adım önde olabilmek için kendinizi iyi anlatmanız lazım. İyi anlatmanın yolu ise sıkı iletişim kanalları kurmayı ve lobi faaliyetlerini güçlendirmeyi şart koşuyor. Özellikle altını çizmek gerekir; KOBİ’lerin dışa açılması yönünde geliştirilen metotların köşe başını kümeleşme faaliyetleri tutuyor.

Dünyada sürekli gelişen sektörlerin başında medikal geliyor. Medikal sektörüne öncelik veren ülkelerin, kısa sürede gelişmişlik düzeyinde büyük aşama kaydettiğine ilişkin pek çok örnek gösterilebilir. Çin, Hindistan, Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere gibi ülkeler medikalde doğru politikalar izleyerek ulusal ekonomilerine önemli katkılar sağlıyorlar. Bu politikaların temelinde Ar-Ge’ye verilen ağırlık ve destek önemli bir yer tutuyor.

Yeni ve özel hastane sayısındaki artış, kaliteli sağlık hizmeti talebinin çoğalması, teknolojideki yenilikler ve bunun gibi daha birçok faktör ülkemizde de sektörün gelişimine ivme kazandırıyor. Firmalar, müşteri beklentilerini karşılayabilmek ve verimliliklerini artırabilme arayışlarında, her gün kendilerini geliştirme azmindeler.

2023’e 5 milyar dolar ihracat hedefi koyan Türk sağlık sektörünün kurumsal çatılar altında birleşmesi, yolu daha rahat yürümelerine katkı sağlıyor. Ankara’nın sahip olduğu potansiyeli, yerli üretim kabiliyetleriyle dünyaya açan OSTİM Medikal Sanayi Kümelenmesi bu bakış açısıyla KOBİ’lere rehberlik ediyor. Ekim aynının başında düzenlenen “Türk Sağlık Teknolojilerinde Orta Doğu ve Afrika Alım Günleri” 14 ülkeden 44 kamu ve özel sektör temsilcisini yerli üreticilerle buluşturdu. Etkinlik sayesinde firmalarımıza alternatif pazarların kapısı daha da fazla açıldı.

Bunun en güzel kanıtını Güney Sudan Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Riek Gai Kok şu sözlerinde görebiliyoruz: “Teknolojik alanda kendimize yeten bir ülke olabilmek için önümüzde uzun bir yol var. Bu noktada dostlara, arkadaşlara ve kardeşlere ihtiyacımız var; Türk girişimcileri Güney Sudan’da yatırım yapmaya davet ediyoruz.”

Test ve gözetime “yabancı” kalmayalım
Geçtiğimiz günlerde Karabük’te düzenlenen "2. Uluslararası Raylı Sistemler Mühendisliği Sempozyumu"nun sonuç bildirgesinde dikkat çekici bir husus vardı. Bildirgede, “Raylı sistemlerde standardizasyon ve belgelendirme konularında yerel firmalara öncelik verilerek veya yerli firmaların bu alanda tecrübe kazanması ve mühendislerin yetiştirilmesi için yabancı firmalarla en az yerli bir firmanın konsorsiyumuna izin verilmesi” istendi. Ayrıca yerli belgelendirme firmalarının “daha önce iş bitirme şartı”na takıldığı, işlerin sürekli olarak yabancı firmalara verilmesinin, projelerin pahalı bir şekilde yaptırılmasına neden olduğu görüşü yansıtıldı…

Haklı bir tespit olduğunu söylemek isterim… Çünkü dünyada, bu alanda çok büyük bir pazar var ve toplam ciro 200 milyar dolar civarında. Bu pazar da belli başlı ülkelerin ve denetim firmalarının hakimiyetinde.

Bir yandan milli kuruluşumuz Türk Standartları Enstitüsü (TSE) Akkuyu Nükleer Santrali’nin gözetim hizmetlerine talipken diğer yandan Türkiye’de “uygunluk değerlendirme” hizmetlerinde yurtdışına giden miktarın 2 milyar dolar seviyelerinde olması herkesi bir kez daha düşünmeye sevk etmeli.

twitter.com/KorhanGumustkn

6 Kasım 2013 Çarşamba 16:37
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *