» 
 

5G ile Tüm Sektörler Dönüşecek

HTK Yönetim Kurulu Başkanı Veli Murat Çelik, “Bütün sektörler, 5G ile beraber değişime, dönüşüme geçecek.”

4.5G yetkilendirmesinde, operatörler önemli bir yükümlülüğü kabul etti. İlk yıl %30, ikinci yıl %40, üçüncü ve takip edecek yıllar için %45 yerli ürün kullanım şartı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) iradesi ve Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesinin (HTK) kurumsal katkılarıyla KOBİ’lerde çalışmaları hızlandırdı.

Mobil ekosistemin 2015 yılında dünyanın gayri safi milli hasılasının %4.2’sini ürettiğini ve 3.1 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe ulaştığını kaydeden HTK Yönetim Kurulu Başkanı Veli Murat Çelik, telekomünikasyondaki 100 büyümenin, ülkeleri 20 büyüttüğüne işaret etti.

“Bütün sektörler, 5G ile beraber değişime, dönüşüme geçecek.” diyen Çelik, şu uyarıyı yaptı: “Ekosisteminiz oluşmadığı vakit hep dışa bağımlı olacaksınız. Şu an Türkiye’de pazarın %71’i Çinli, kalanı da Avrupalı. Pazardaki alt yapı yatırımlarının tamamı, ürünlerinin %98’i yabancı.”

Haberleşme teknolojilerinde, Türkiye’deki yatırım durumu ve firmalarımızın sahip olduğu potansiyel hakkında neler söylemek istersiniz?
GSM, Türkiye’de ilk 1994 yılında başladı. 1994 yılında iki operatörümüz vardı ve 2G başlamıştı. 2000 yılında 2.5G demeye başladık. 2000 yılını takiben, Avrupa’da ve dünyanın birçok yerinde 3G çıkmaya başlamıştı; biz 2008 senesinde 3G’ye geçtik. 2016’da da 4.5G’ye geçtik. Biraz geriden geldik. Dünyayı, firmaları, insanları, yaşam tarzlarını değiştiren bir sektörle karşı karşıyayız. Türkiye’de bu sektörün alt yapı kısmına, yani operatör tarafındaki yatırımlar kısmına tahmini bir rakamla; 1994 yılından bugüne kadar yaklaşık 18 milyar doların üzerinde para harcandığını görüyoruz. Tamamına yakını yurtdışına gitmiş bir para.

“Teknolojiyi geliştirmek yerine faydalandık!”

18 milyar dolar ödenirken yerlileşme yönünde bir düşünce olmuş mu?
Yerli olarak sağlanan ana kalem, entegrasyon hizmeti. Altyapı kısmında ise biraz donanım kısmında yerlilik var. Akü, kablo gibi bir takım parçalar ve baz istasyonunun kule, kabinet gibi fiziksel kısımları olan pasif ekipmanlar. Katma değeri düşük kısımda bir yatırım yerli olarak karşılanmış. Ana parça her zaman yabancılara gitmiş. Bu payın içerisinde özgün yazılım ise çok çok az.

İlk 1991 senesinde Finlandiya’da ‘alo’ deniliyor ama 1982’lerde Ar-Ge çalışmaları başlıyor. Biz eğer standartlaşma, ürünleşme aşamalarının içine girip bir sonraki aşamada olalım demiş olsak belki o sene değil ama 5 sene sonra bu işin içindeki oyunculardan biri olabilecekken bunu başaramadık. Bunun iki parçası var. Bir; teknolojiyi geliştiren taraf olabilirsiniz. İki; bu teknolojiden faydalanan taraf olursunuz. Biz teknolojiden faydalanan taraf olduk her zaman. 

Sektörün küresel ölçekte ve Türkiye’de oluşturduğu ekonomik büyüklük nedir? GSM Association (GSMA), GSM’in dünya üzerindeki itici kuvveti, standartları belirleyen kurumu. Kar amacı gütmeyen bir STK ama üyeleri teknolojiyle uğraştığı ve hepsi teknolojiden para ürettiği için bütçeleri çok büyük firmalar oldular. GSMA 2017 raporlarına göre sektörün küresel büyüklüğü trilyon dolarları, abone sayıları da 6 milyar kullanıcıyı geçti. Sadece 2011 ve 2015 yılları arasında 880 milyar dolarlık yatırım yapılmış. 2014, LTE’nin öne çıktığı yıl ve bu süreçte de 195 milyar dolar yatırım var.

4G, 4.5G’nin başlamasıyla, her 4-5 senede bir en geç 7 senede yeni bir teknoloji, yeni bir atılım yapılıyor GSM dünyasında. 2G, 3G ve 4G geldi. 5G, 2020 yılı başı itibari ile ticarileşecek ve devreye girecek. 6G’nin Ar-Ge çalışmaları devam ediyor. Bu gözle bakınca her bir yeni teknolojinin yatırım yılında yatırım miktarı tepe yapıyor. Bu hem Türkiye hem de dünya için geçerli olacak.

Ana yatırım kalemleri neler? Sistemler tamamen değişiyor mu veya yeni teknolojiye uyumlandırılıyor mu?
Mevcutlar yeni teknolojiye doğru yükseltilip uyumlandırılıyor. Farklı parçalar da mevcutların üzerine ekleniyor. Baz istasyonunun içine giren parça da, merkezdeki çekirdek şebeke içerisine giren yazılımlar da var. Bunların hepsini yükselttiğinizde son noktada o teknoloji geliyor. 2015 yılında mobil ekosistem, dünyanın %4.2 gayri safi milli hasılasını üretmiş ve 3.1 trilyon dolarlık ekonomik bir değere ulaşmış; 2020’de de 3.7 trilyon dolara çıkacağı hesaplanıyor. Dünya üzerinde dolaylı ve doğrudan 32 milyonluk iş yaratılmış vaziyette.

430 milyar dolarlık vergi toplanmış. Yani bu sektör hem vatandaşa harcama yaptırıyor, hem vergi olarak devlete geri dönüyor, hem Ar-Ge geliştiriyor, hem de vatandaş sadece ‘alo’ demekle kalmıyor, kendi yaptığı işi daha iyi ve teknolojik hale getirdiği için aslında destekleyici sektör. Çünkü bugün dijital dönüşümden bahsediyoruz. Mobil tarafı olmayan dijital dönüşüm kesinlikle yok. Dolayısıyla dijital sadece bilgisayarlarda yazılımlar, programlar değil bunların hepsinin mobil dünyaya akması anlamına geliyor.

Bunun Avrupa bacağında ise oran 2016 itibari ile %3.4.Orada kritik bir bilgi de şu: Avrupa Birliği, 5G gelirken 3.4’lük katkı, 3.9’a çıkacak diyor. Yaklaşık %15’e yakın bir büyümeye denk geliyor ve baktığımızda büyük bir artış. Türkiye’de GSMH’nin geçen sene ekonomiye katkısı %2.4. Bu, iki şekilde hesaplanıyor. Birincisi; operatörlerin teknolojik yarattığı bir gelir, ikincisi ise dolaylı olarak bu sektörlerden kullanıcıların faydalanması.

Telekomünikasyondaki 100 büyüme, ülkeleri 20 büyütüyor. Yani telekomünikasyondaki büyüme oranı 5’de 1 olarak ülke büyümesine katkıda bulunuyor. İletişimi ilerlettiğiniz zaman insanlar sadece ‘alo’ demiyor. Mesela sosyal medya kullanıyoruz ama 100 kişiden en az 2’si, 4’ü bu teknolojiden faydalanıp kendi işlerini geliştiriyorlar. Özetle yeni ekonomiler ortaya çıkıyor. Ayrıca arka tarafta geliştirdiğiniz Ar-Ge, sizin birçok sektördeki çıktınız olarak başka sektörlere de faya sağlıyor.

Hangi sektörleri etkiliyor?
Örneğin sizin bu sektörde çok iyi bir Ar-Ge’niz varsa yaptığınız işlerle; ulusal güvenlikte de bir sürü iletişim teknolojisini değerlendirebilirsiniz. Ticari bir teknolojiniz yoksa askeri teknolojinizin olması çok kolay değil.  Özellikle otomobiller akıllanmaya başladı. Bir sonraki aşaması; ‘Connected Car’ dediğimiz internete güvenli şebekelere bağlı arabalar. Bir sonraki de kendi kendine giden ‘Autonomous Car’ sınıfındaki sürücüsüz araçlar. Bunların hepsi bu iletişim teknolojilerini ve özellikle de 5G’yi adresleyecek.

Endüstri 4.0’la da sanayinin içindeki her bir ara ürün, ara çıktı birbirine aktarılacak. Ara ürünler ve nihai çıktılar hep takip edilebilir birbiriyle entegre daha verimli toplanıp, birleştirilip, çalıştırılıp takip edebilir vaziyete gelecek. Dolayısıyla bütün sektörler 5G ile beraber değişime, dönüşüme geçecek.

“İmkansız diye bir şey yok!”

Ülke olarak GSM sektörüne ne kadar hazırız? Fırsatları nasıl ülke lehine döndürebiliriz? Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesinin, sektöre ne gibi kazançlar sağlayacak?
Kullanıcı firmalar, şahıslar yani Türkiye’deki 80 milyon hazır ve bekliyor. Yeni ne çıkarırsanız ertesi gün kullanmaya başlıyoruz. Üç operatör de yeni teknolojiler geldiğinde yatırım yapmaya hazır. Düne kadar Ar-Ge ve ekosistem dediğimiz kısım yoktu.

Farklı farklı bir sürü isim bununla ilgili düşünmeye, çalışmaya ve çaba göstermeye başlamış. Örneğin BTK, 4.5G yükümlülükleri için operatörlere sırasıyla; ilk yıl %30, ikinci yıl %40, üçüncü ve takip edecek 2029’a kadar yıllar için %45 yerli olmalı dedi. Üretici ülkeler bu faydaları, bu yerliliği sağlıyorlar kendilerinde üretici ülkeler.

Bu teknoloji öyle bir şey ki siz standartlaşma için zamanında çalışmazsanız standartlar dondurulduğu gün standartları alıp bir şey yapayım dediğinizde 5 sene geç kalmış oluyorsunuz. Dolayısıyla biz OSTİM Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesiyle beraber tabi arkamızda devletin çıkarttığı yasaya dayanarak, dayanak da var 5G ye doğru yürümemiz lazım dedik.

Türkiye’nin içinde birçok noktada üretim yapmak isteyen, dert sahibi olan ya da bu memleket neden bu işleri yapmıyor bu kadar paramız dışarı gidiyor diyen üreticiler var. Ekosisteminiz oluşmadığı vakit hep dışa bağımlı olacaksınız. Şu an Türkiye’de pazarın %71’i Çinli, kalanı da Avrupalı. Pazardaki alt yapı yatırımlarının tamamı, ürünlerinin %98’i yabancı.

Gördüğüm şey şu; bu, uzun soluklu bir yatırım, çalışma, teknoloji, bilim işi ama imkansız diye bir şey yok! Bir sonraki GSM’in ne olacağı, bunun standartları, kuralları, özellikleri; her şey açık. İşe girip ilerlerseniz siz de o işin bir parçası olabilirsiniz. Biz dolayısıyla yola çıkarken iki şey söyledik. Bir; Türkiye bunu yapmalı. İki; Türkiye bunu yapabilir. 4G-4.5G teknolojisi değil 2020’de çıkacak henüz standartları dondurulmamış tam belirlenmemiş 5G için yola çıktık.

“Sürekli büyüyecek teknoloji ekosistemi oluşacak”
Türkiye’de baktığınızda; farklı farklı noktalarda düşünen insanların bir araya gelip yoğunlaştığı yerdir Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi. Dolayısıyla büyük bir görev üstleniyoruz. Bu görev başarıyla tamamlandığında sadece HTK, OSTİM, BTK’nın operatörlere getirmiş olduğu yükümlülükler tamamlanmayacak. Türkiye’de sürekli yaşayacak, büyüyecek bir teknoloji ekosistemi oluşacak. HTK alt yapılarının bilgisi üretimi oluşacak, aslında hedefimiz bu HTK olarak. Bu gözle baktığımızda da Türkiye’de parça parça bir sürü firma çok değerli bilgilere sahip GSM dünyasına pazarına iş yapıyordu. Ama bunların hepsi tek tek yaptığı için toplam hacimleri her zaman küçük olarak kaldı, özellikle de uçtan uca şebekeye baktığınız zaman tamamı yabancı olan şebekede ancak size izin verilirse siz çağrılırsanız bir şey ekleyebiliyordunuz şebekeye.

Bugün yabancılar elindeki ürünün özelliklerini verip “senden şunu istiyorum” demezse, burada oturarak onların sistemlerine hiç bir şey yazamazsınız. Dolayısıyla onlar sizi çağırdığı kadar işin bir parçasısınız. HTK, bu bilgileri ve firmaları aldı bir araya getirdi. Şu an 126’nın üzerinde firmayla 7 binin üzerinde çalışanla bu konuda küçük ya da büyük ama topladığınızda bugün dünyada firmalarla yarışabilecek büyüklükte bir yapıya ulaştık.

%45 daha da yukarıya taşınabilir mi?
%45’in üzerine %100’e kadar gitmek için önümüzde hiçbir engel yok. Yeter ki ürün doğru, kaliteli ve fiyatlar düzgün olsun. Sektör liberal gözüküyor ama her ülke kendini koruyacak duvarlarını mutlak suretle orada dimdik sapasağlam tutuyor.

Kamuoyundan yeterli desteği aldığınıza inanıyor musunuz?
İlk başlarda hedefleri çok keskin ve net koymamıştık çünkü bu bir strateji, plan oluşturma işi. Fikir desteği de şöyle; herkes pozitif bakıyordu ama bu koca bir sektör, devasa firmalar var. Biz neresinde olacağız diye herkes kaygıyla bakıyordu. Kümenin yaptığı en büyük şey; insanları neyi nasıl yapacağını ve bunların çıkış noktalarının zamanlamasının ne olacağını söylemek oldu. BTK bünyesinde 3 operatöre tek tek neleri nasıl yapacağımızı anlattık ve hepsi çalışılan sürenin, teknolojinin kendilerinin ihtiyacı olduğunu ve buna inandıklarını ve birlikte ekipler oluşturarak bu çalışmaya bu aile çalışmasına bu ekosistem çalışmasına destek vereceklerini bizzat söylediler.

BTK’nın konuyu sahiplenmesini nasıl değerlendirirsiniz?
BTK, haberleşme sektörünün ana düzenleyicisi ve tavrı çok net. Kurumun bu rolü, yerli üreticilerin hem nimeti hem de olmazsa olmazı. 5G ihalesi yapılırken bir ortak akıl ortaya koydu. HTK olarak çok yakın çalışıyoruz. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı da bu işin bir diğer lokomotifi bakanlık da iradesini gösterdi. Ülkelerin gelişmesinin ana motoru küçük ve orta büyüklükteki işletmeler. Dünyada teknolojiyi büyükler değil KOBİ ölçekli firmalar buluyor. Bunlar belirli bir boyuta ulaştıktan sonra büyük firmalar sahipleniyor. Bakanlık ve KOSGEB de bunun bilincinde.

İlk baştaki çekingenlik, nasıl olacak kaygıları tamamen kayboldu. Operatörler kümenin neleri, nasıl yapmak istediğini, bunların ne kadar doğru, yerinde ve zamanında olduğunu görüyor, destek vereceklerini belirtiyorlar.
Ödevimizi eksiksiz yapmaya çalışıyoruz. Nasıl ki yerli otomobili yapmak için devlet bir irade gösterdi; firmaları, bir araya getirdi, biz de inşallah yerli otomobilin yaratacağı ekonomik büyüklük hatta onunda ötesine geçecek bir teknolojik büyüklük oluşturmak niyetindeyiz.

OSTİM’in sektördeki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Açıkçası, yazılım ve GSM endüstrisinde bulunan birisi olarak OSB’lerin benim için bir motor kuvvet olacağı aklıma gelmemişti. 2017 Mart ayında OSTİM’in ve BTK’nın düzenlediği kümelenme toplantısına katıldık. İlk toplantıda edindiğim izlenim şu oldu: OSTİM tipik bir sanayi bölgesi değil. Milli ve yerli olsun diye canla başla, teknolojinin her yerinde çalışan bir kurum. Bu da tesadüf değil. Sadece bir niyetle bir vizyonla olan bir şey de değil. HTK, yedinci kümesi OSTİM’in. Altı tane başarılı kümelenme oluşturmuş, çalıştırmış Demiryolu sektöründeki yerlileşmenin tamamen arkasına düşen, ana takipçisi olup sonra yerlileşmeyi %51 ve üzerine çıkartmak için sonuca da ulaşmış bir kurum OSTİM.

OSTİM’in bütün çalışanlarıyla ve herkese tek tek sizlere de müteşekkiriz. Benim için OSTİM, hızlandırıcı, cesaret verici, değer katıcı ve katkı sağlayıcı bir ortam oldu.

Kurumsal olarak KOBİ’lere bir çağrınız var mı?
Bizim kurallarımız çok çok kolay; buyurun KOBİ olun diyoruz. Araştırma, geliştirmenizi, haberleşme teknolojileri üzerinde veya içinde, etrafında yapıyorsanız ve yerliyseniz en az %51 yerliyseniz bize başvurun. Çok basit birkaç evrakla beraber niyetinizi söyleyin, biz de bu araştırmayı yapalım en kısa sürede sizi grubumuza dahil edelim. Dolayısıyla herkes kümeye davetli. KOBİ, sanayi ve üniversitelerin birleştiği bir kümeyiz biz. Üniversiteden bölümler, hocalarımız, lisans ya da lisansüstü doktora seviyesinde öğrenciler herkes gelebilir. Biz bu çalışmalara herkesi dahil etmek istiyoruz.

HABERE AİT FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *