» 
»
 

AB uzmanı Baydarol’dan uyarılar…

•AB uzmanı Can Baydarol, 2007 yılında yürürlüğe girecek olan “7. Çerçeve Programı”ndan pay alabilmek için kulislerde doğru yer almak gerektiği uyarısında bulundu. Baydarol, “6. Çerçeve programından acemiliklerimiz yüzünden gerekli payı alamadık. Proje üretmek, proje sunmak başka şeylerdir. AB’den proje almak için o işin kulislerinde de çok doğru yer almak lazım” dedi.

•AB uzmanı Can Baydarol, 2007 yılında yürürlüğe girecek olan “7. Çerçeve Programı”ndan pay alabilmek için kulislerde doğru yer almak gerektiği uyarısında bulundu. Baydarol, “6. Çerçeve programından acemiliklerimiz yüzünden gerekli payı alamadık. Proje üretmek, proje sunmak başka şeylerdir. AB’den proje almak için o işin kulislerinde de çok doğru yer almak lazım” dedi.

AB inek değildir…

“Şu anda Türkiye’nin AB projeciliği AB’yi fena halde inek olduğu çağrıştırması yapıyor. Hayır, efendim AB’de çok kıt kaynaklar var. Ve Türkiye karşısında çok cimri davranacaklarını söylüyorlar. Sağmak için çok yaratıcı olmamız gerekiyor. Bunun için Türkiye’nin kendi politikalarını üretmeli. İnisiyatifi bizim almamız gerekiyor. Bir arkadaşımız, “AB’ye bizi alırlar mı, diye sorana artık saygımı yitirdim” dedi. AB bizi almayacak AB’ye biz gireceğiz. Bunu çok iyi anlamamız gerekiyor.”


Her şeyi İstanbul’da üretelim diyoruz…
“Biz ne üretiyoruz. Sadece AB’ye kızıyoruz. Yaptığımız tek şey AB’yi yönetenlere kızmak. Kızmamız gerekiyor. Bazı arkadaşlarımız AB yöneticilerine de kızmıyor; ’Sekiz başlık açılmadı, ne olacak? İlere açılır, boş verin’, diyenler var. Öyle şey olur mu? Bu siyasi mücadeledir. Böyle bir mesaj verilebilir mi? Orada terminolojik bir hata yapıyoruz. Esas bizim politika üretmemiz gerekiyor. Teknik konudaki müzakerelerden bahsediyoruz. Şunu sorguluyor muyuz; Türkiye hangi ana sanayi dallarında önümüzdeki on yıl içerisinde dünyada liderliğe oynuyor? Hangi sanayi dallarında önümüzdeki on yıl, yirmi yıl içerisinde teknoloji transferi yapmayı planlıyor? Ne kadar ar-ge üretebilmeyi, yeni patent almayı, dünya teknoloji kültürüne know how’una katkıda bulunmayı hesaplıyor? Bunu hiç tartışmıyoruz. Biz sadece bazı sonuçlar üzerine sonuç üretiyoruz. Ama o sonuçları yaratacak ana stratejileri kendimize hedef olarak koymuyoruz. O zaman yanlışlıklar başlıyor. O zaman bölgesel konulardaki söylemlerimiz eksik kalıyor. Bundan sonra bölgesel politikalar için tartışmamız gereken hususlar var. İstanbul nüfusu 16 milyon diye telaffuz ediliyor. Bir arkadaşımız, en az 30 milyonuz, dedi. Yok artık! Gelmedik oraya ama gelebiliriz de. Karşımızda böyle bir risk var. Farkında mıyız? Biz İstanbul’da ne yaptık? Her şeyi İstanbul’da üretelim diyoruz. Sanayi de İstanbul’da olsun, turizm de olsun, ticaret de olsun. Geriye ne kaldı peki? Türkiye’nin artık biraz daha farklı olarak her şehrin, her bölgenin kendi vizyonunu kendi misyonunu ülke genel hedefleri ve AB’ye yönelik olarak düşünmesi ve planlaması gerekir.”

Artık havuz problemi değil, okyanus problemi var
“Biz küresel bir aktörüz. Burada paradigma değişimi önem kazanıyor. Soğuk savaş döneminde tartışmalarımızın ana eksinini adeta bir tür havuz problemi oluşturuyordu. ‘Bizim ülkenin sorunlarını bu ülke içinde nasıl çözeriz’, şeklinde idi. Ama bugün geldiğimiz küreselleşme çağında sorunların küreselleştiği yerde tartıştığımız konular ‘havuz problemi’ olmaktan çıktı, ‘okyanus problemi’ oldu. Artık tek bir ülkenin kaynakları bu sorunları çözmeye de yetmiyor. Onun için bu kadar uluslar arası işbirliğine ve birlikte hareket etmeye ihtiyaç var. Onun için AB bizden vazgeçemiyor. ‘Avrupalılar karakaşımız kara gözümüz için yıllar sonra ne kadar ayıp ettiklerini anladılar ve Türkiye ile müzakere’ye başlama kararı aldılar’. Böyle şey olur mu? Onların çıkarları bizim çıkarlarımızla örtüştüğü için müzakere kararı aldılar. Karşı tarafın çıkarlarının bizim çıkarlarımızla örtüştüğü noktada bizim de yerel politikalar üretmemiz lazım. Bütün plânlamaları yaparken küresel aktör olmamız güveni ve algılaması içinde yapmalıyız. Bu kapsamda KOBİ’leremize destek olmalıyız. Yoksa yanlış algılamalar üzerine doğru politikalar üretemeyiz.”

AB projesinde başarmanın tüyosu

“7. Çerçeve programı üzerine şunları söyleyebilirim. Biz 6. Çerçeve programından acemiliklerimiz yüzünden gerekli payı alamadık. Proje üretmek, proje sunmak başka şeylerdir. AB’den proje almak için o işin kulislerinde de çok doğru yer almak lazım. Size küçük bir tüyo; 7. Çerçeveden pay almak istiyorsanız, Fransız firmalarının peşinde koşmayın. Özellikle İngilizlerle ve İsrail firmaları ile işbirliği yapmayı becerebildiğiniz oranda payınızı artıracağınızı unutmayın. Dolayısı ile bugün başarı sadece proje üretebilme kapasite ve yeteneğinde değil, aynı zamanda uluslar arası aktörlerle doğru işbirliklerini kurmaktan da geçiyor.”

 

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *