» 
» 
Ankara’da yaşamak

Ankara’da yaşamak

Cüneyt ÖRKMEZ

Bir şehir için söylenecek çok şey vardır mutlaka. Ankara için henüz söylenmemiş, yazılmamış, tasarlanmamış çok daha fazla şey olduğunu düşünüyorum. Ankara zamanın dolu dolu aktığı bir şehir olmak için çok fazla değere sahip olmalı, var olanların yanında.

Yıllarca kravatlı, devletin, resmiyetin, memurun şehrine yakışır bir giyim kuşam içerisinde, işinden evine evinden işine giden bir delikanlıydı Ankara, ona dışarıdan biraz saygıyla bakanların gözünde. Genç bir başkent olmak onun kentsel tasarımına yansımıştı. Daha planlı büyüme için bu bir avantajdı. Bir şehri, insanların gözünde değerli kılan, özellikle dışarıdan bakabilenler açısından, öncelikle gözleri ile gördükleridir. Göz görür gönül sever. Gözle görülür bir değişim var Ankara’da. Kentsel dönüşümün son 10 yıla sığan gözle görünürlüğünü yadsıyamayız. Tepelerinden vadi, dere ve göllerine, yerleşim yerleri caddeleri, alışveriş merkezleri, parkları, spor merkezleri, raylı, sistemleri, OSB’leri kamu ve özel sektör yapıları üniversite yerleşkeleri, turizm tesisleri ile kentin geliştiğini, değiştiğini gözlerimizle görüyoruz. Ankara’ya hava yolu ile ulaşanların ilk ayak bastığı Esenboğa Hava Alanı bile bu değişimin güler yüzünü size gösteriyor. Oradan şehir merkezine ulaşırken geçtiğiniz güzergâhın yeni halini sihirli bir değnek değmiş sayabilirsiniz, eski haliyle kıyasladığınızda.

Ankara’ya iş dünyası gözüyle baktığımızda değişimin farklı bir yüzünü görebiliriz. Büyüyen yenilenen, yenileri kurulan OSB’leri, AVM ve İş Merkezleri, dikkat çeken, kümelenecek kadar öne çıkan sektörleri ile Ankara sanayi ve ticarette de Başkent’e yakışır bir değişim sürecinde. Değişimi yönetmek için Ankara’nın önünde yapılacak çok sıkı işler var. Bu tasarımsal bir bakış açısı ile ama sürdürülebilir olmalı. Tasarım geçmişten geleceğe bir kentin kimliğini oluşturur. Neyi tasarlarsanız tasarlayın mevzu bahis olan bir kentin kimliğine etki edecek kararlar ise o kararı kentin yaşayanlarını ve bir yaşam boyu hayatlarının içerisinde yer alacak sonuçlarını düşünerek vermeliyiz. Ankara insanı rutin ve düzenden yana olarak tanımlanır... Dışarıdan gelenlerin söylediği bir sıkıcı yön gibi söylenen resmi ve düzenli şehirliler olarak görünen Ankaralı’nın kentin gelişimi için atılacak adımlardan haberdar olması yanında daha katılımcı olması gerek. Bu anlamda Ankaralı’nın özenle izlemesi gereken bir kuruluş var.

Ankara Kalkınma Ajansı. Tüm Ankaralılar’ın Ankara Kalkınma Ajansı’nın internet sitesini yakından izlemesi gerektiğini düşünüyorum. Ankara’nın kalkınması ve gelişiminden bahsederken bu konuyu kendine misyon edinmiş bir kurumun varlığın bilmek çok çok önemli. Ankara Kalkınma Ajansı’nın Yönetim Kurulu; Ankara Valisi başkanlığında, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı, ASO ve ATO Başkanları, İl Genel Meclisi Başkanı, Ankara Ticaret Borsası Başkanı, KAR-DER Genel Sekreteri’nden oluşuyor. Kalkınma Kurulu ise ilçe belediyeleri kaymakamlıkları ve odaları, üniversiteler, teknoparklar, sivil toplum kuruluşları ve sendikalar, ilgili müdürlükler ve medya kuruluşlarının bir araya geldiği geniş bir yapı. Ankara Kalkınma Ajansı icra organı başında yer alan Genel Sekreter yönetiminde ve özenle tercih edilmiş profesyonel çalışanları ile Ankara’yı 21. yüzyılda Türkiye ve Avrasya’nın teknoloji ve bilim merkezine dönüştürme arzusuyla çalışmalarına devam ediyor. Ankara ile ilgili planlamalar ve kararlar konusunda söyleyecek sözü ve etkisi olan tüm kurum ve kuruluşların temsil ve karar alma mekanizmalarında yer aldığı Ajansın, Ankara’nın kalkınması için önemli bir merkez olacağı şimdiye kadar yaptığı çalışmalardan anlaşılıyor. Ajans, daha yaşanılır ve kalkınmış bir Ankara için projesi olanlar açısından sağladığı desteklerle hayalleri gerçeğe dönüştürme olanağının da adresi. Yani katılımcılık esas… Gelişmiş bir ülke olmanın göstergelerinden biri de, vatandaşlarının yaşamlarına etki edecek değişikliklere yön verme konusunda karar alma mekanizmalarına olumlu yönde etki edecek fikir üretebilmeleri ve bu fikirleri projelere dönüştürme kabiliyetleridir. Ajansın proje çağrılarına rağbet açısından göstergeler Ankaralıların bu konuda biraz ağır kaldığını gösteriyor. Bu kadar fırsatın, Başkent olmanın avantajı yanında acaba yapılacakları birileri yapsın diye mi düşünüyoruz?

Ankara, bugünkünden çok daha fazla ürün ve hizmet üretecek potansiyele sahip. Ankara’yı 24 saat yaşayan ve üreten bir şehir olarak hayal etmek çok da ütopik olmasa gerek. TÜİK rakamlarına göre 2010 yılında Ankara’ya hava yolu ile gelen yabancı uyruklu kişi sayısı 406 bin civarında Bu bir yıl önce 290 bin idi. 2011’de 500 bini geçtiği tahmin ediliyor. Gelenin gideni, uğrayanı da arttı Ankara’nın. Gelecek dönem Ankara’da sosyal, kültürel ve ekonomik hayatı şehirde yaşayanlar ve şehre uğrayanlar açısından titizlikle değerlendirmek gerekiyor. Ankara için karar almak ve uygulamak birçok açıdan çok daha kolay olmalı. Bir ülkeyi yöneten başkent olmanın bu kadar da avantajı olsun artık. Kar altında bir Ankara akşamında yaşadığımız şehrin aslında ne kadar da değerli olduğunu düşünüyorum. Kar manzarası insanı bir başka düşündürüyor. Biraz da duygusal…

2 Mayıs 2016 Pazartesi 11:57
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *