» 
» 
Arap saçı büyüme ve yerli malı

Arap saçı büyüme ve yerli malı

Cüneyt ÖRKMEZ

Karma karışık bir durum var ortada. Büyüdük. Hem de dünyada Çin’den sonra en hızla büyüyen ülke Türkiye. Bu büyümede hepimizin payı var ama sanayinin payı çok büyük. Ancak yorum farklarını dikkate aldığınızda sevinsek mi üzülsek mi şaşırıyor insan. Dışarıya 1 satmışız ama bu sattıklarımızın 0,82 sini başkasından aldığımız mallar üzerine eklediklerimizle yapmışız. İhracat rakamlarımız artmış ama ithalat daha da artmış. Üretirken tüketmişiz. Satarken daha çok almışız. En çok tükettiklerimizde dışa bağımlıymışız. Yarattığımız katma değer düşük kalmış. Büyümeğe bakışımız arap saçı. Çocukluk daha güzeldi niye büyüdük, büyüdükçe dertlerimizde büyüdü demek gibi bir şey sanki. Bazılar bu büyümeye, “yok aslında büyümedik sağlıksız şişmanladık, obez olduk” diyecek kadar farklı yorumlar getirebiliyor. Dayanak noktası nedir bu büyümeye burun kıvıranların, ona da biraz bakmak lazım. Bu cari açık konusu ekonomide görünen her iyi işin karşısına çıkarılan muhalif söylemlerin çıkış noktası. Ekonominin güzel yüzünün tam ortasında burnunun ucunda çıkan bir sivilce sanki. Sivilceye takılanlar da azımsanmayacak kadar çok. Her güzelin bir kusuru olur diyenler de… Bence bu cari açığın irdelenmesi Türkiye’nin yararına. Bu gün Türkiye hem küresel hem de bölgesel açıdan güç kazanan, dünya siyasi ve ekonomi politikalarında sözü geçen bir ülke olabilmişse bu cari açık konusunu da çözebilmelidir.

Cari açıkta kamunun tüketim alışkanlıklarının da payı var. Dışa bağımlı olan alımlara, yapılan işlere, bir baksak artık.Ankara’da bir metro yapılacaksa ve bu çalışmanın OSTİM firmaları tarafından gerçekleştirilmesinden daha doğal ne olabilir. Daha basit tabiriyle memleketimin sanayisinin suyumu çıkmış kardeşim denir mi denir ? Söylem basittir popülisttir ama altı doldurulur, sanayicimizin gücüne inanmak gerekiyor. Hatta ona yapamadığı işi yaptırmak için gereken yardımı yapmak ta kamunun görevi olmalı. Sözde ve uygulamada var olanlar var. Ama daha fazlası gerek. Kendimizi Türk doktorlara emanet etmek gibi Türk sanayicisinin gücüne, emanet edilebilir o kadar çok işimiz var ki. En başta da kamunun işi var. Önce kamudan başlayarak bu cari açık dengesizliğini çözecek ithalata dayalı tercihlerden elimizden geldiğince kurtulmamız gerekiyor. Tasarruf konusunda Cumhurbaşkanının birkaç gün önce yaptığı açıklamalar düşündürücüydü. Tasarruf demek gördüğünden ayrı kalmak olmasa gerek. Benim için tasarruf aslında elindeki kaynakları etkin kullanmak anlamına geliyor. Kimseden bir şey almayalım kendi yağımızla kavrulalım demek değil. Alacaksın ama bu kadar çok ara malı değil ham madde alacaksın. İşleyeceksin yüksek katma değer yaratarak, kar ederek satacaksın. Gidip yerli sanayinin olanakları ile kaliteli üretileni tercih etmek varken hazır yapan var verelim parasını alalım diyerek dışarıdan almayacaksın. İthalatı kin ve nefretle kınamaya da karşıyım. Evet büyümek aynı zamanda milli gelirde de bir artış anlamına geliyor. Dünya küresel bir pazar. Ticari yönden herkesin bir çok istediğini yapabileceği, tercihlerini ortaya koyabileceği bir piyasa. Otomobil satışları patladı deniyor. Yerli bir tane marka yok. Şimdi yabancı marka araçlara dur mu diyeceğiz ? Arabalar kredi kolaylıkları ile ortalama 3 yılda bir değiştiriliyor, “cari açık oluyor alma” diyebilir miyiz? Desek takan olur mu ? İşte burada toplumsal alışkanlıklarımızın da payının sorgulamamız gerekiyor. Birde devletin ithal ürünler üzerinden aldığı vergileri de göz ardı etmemek lazım. Yani ithalatta devletin kazancı var, tüccarın kazancı vatandaşın tatmini var. Öyle haydi yerli malına desek de, artık toplumsal bir süreç ithalatın önüne geçmeye engel. Savunma sanayide dışa bağımlılığımızdan daha önce bahsetmiştik. Denmez ama ona hadi neyse diyelim, şimdi tarım sektöründe de dışa bağımlılığımız konuşulur oldu. Tekstil makinelerindeki dışa bağımlılık sektörün rekabet gücünü direkt etkiliyor. Bilişim sektörü keza öyle. Yazılımda dışarıya ne paralar verdiğimizin bir hesabını yapsak inanın cari açığa etki eden önemli rakamların ortaya çıkacağı bir gerçek. İçimizden çıkacak yerli, tercih edilebilir ürün ve hizmetlere bakış açımızı, tüketim alışkanlıklarımızı da göz önüne alarak sorgulamakta büyük fayda var. Gerekirse küçük hesaplar yapalım, yapamayacağımız ne iş var üretemeyeceğimiz ne var bunu iyiden iyiye sorgulayalım. Görün bakın neleri yapacağız.

2 Mayıs 2016 Pazartesi 11:57
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *