Mesajların altını birlikte çizelim...
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin 61.Genel kurulu, yine yeni mesajlar bıraktı.
Liderlerin ‘horon’ stili el-ele tutuşma pozu değil sözünü ettiğimiz. O fotoğrafın alt yazısını iyi yazmalıyız, iyi okumalıyız, iyi anlamalıyız.
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun kongreyi açış konuşmasında fotoğraf altına yazılacak önemli satırlar var. İşte bazıları:
• Şirketlerimize rekabet edin, markalaşın, ihracat yapın diyoruz. Aşırı vergi yükleri yüksek enerji maliyetleri sürdüğü müddetçe bunları nasıl başaracağız ? Dünyanın en ağır istihdam yükleri en katı çalışma mevzuatı hala bizdeyken istihdam artışını nasıl bekleyebiliriz ?
• Bu kadar çok sayıda ve karışık mevzuat düzenlemeleri varken nasıl hukuk devleti olacağız ? Polisimizin ve adalet sisteminin elini kolunu bağlayıp insanlarımızın can ve mal güvenliğini nasıl sağlayacağız?
• Büyüyen dış açık finanse edilse finansman kalitesi iyileşse bile ciddi bir risktir. Açık büyüdükçe dışarıya daha fazla bağımlı hale geliyoruz. Bu nedenle “ortada risk yokmuş her şey yolundaymış” gibi davranamayız.
• Artık Ankara’dan destekli iş yapma devri bitmelidir. Biz, ilişkilerin ön plana çıkmadığı, kuralların esas alındığı, şartların herkese eşit olarak uygulandığı, açık, şeffaf, hesap verebilir bir yapı istiyoruz.
• Bürokratik zihniyet ekonomiyi sadece bilgisayarındaki excel tablosunda hazırladığı formüllerden ve rakamlardan ibaret sayıyor. Ne yazık ki insan unsurunu dikkate almıyor. İşte, kamu harcamaları şeffaflıktan uzak, bürokratik perde bu kadar kalın, devlet bu ölçüde ekonominin içinde olduğu sürece, yolsuzluk da, sistemin ayrılmaz parçası olarak kalıyor.
• Siyasetin görevi önce kuralı koymak, başta kendisi olmak üzere herkesin bu kurallara uymasını sağlamak, bu kuralların nasıl değişeceğini de kurallara bağlamaktır.
• Milliyetçilik artık, küresel ortamda rekabet gücü olan ekonomilere ve bunu sağlatacak büyük şirketlere sahip olmaktır.
• İktidarı muhalefeti ve sivil toplumuyla siyasi ve ekonomik istikrarın hayati öneme haiz olduğunu görmeli, bunun sarsılmasına yol açmaktan özellikle kaçınmalıyız. Politik kutuplaşmaların yol açtığı çatışmalarla zaman kaybetmek, yıldızının parladığı bu anda, Türkiye’ye kötülük yapmaktır.
• Geçmişte bu çatışma kültürü hepimize kaybettirdi, ülkemize kaybettirdi. İhtiyacımız kavga ve kutuplaşma değil, başlayan dönüşüm sürecini, uzlaşma içinde ve doğru bir şekilde yönetebilmektir. Unutmamalıyız ki, devleti, milleti ve ülkesiyle bir bütünüz.
Onlar der ki;
Biz sanayiciyiz, işadamıyız, esnafız, tüccarız, imalatçıyız, girişimciyiz. Biz yan tutmayız, siyasetten anlamayız; bu iş bizim işimiz değildir, derler..
Oysa asıl onlardır neşteri vuran. Finalde asıl onların sesi gür çıkar; sonucu, tabelayı, rengi, yolu-yordamı onlar değiştirir. Hep olageldiği gibi…
O yüzden, TOBB’den gelen sese kulak verelim. Vermek istedikleri mesajları iyi algılayalım. Ayrıca bu mesajların unsurları ve hedef alıcısı “bize değil, onlara” itelemesi yapılamayacak kadar açıktır.
Bu günlerde modadır ya; bir mesajın altını çizmek.
Biz de uyduk modaya ve TOBB Başkanı’nın konuşmasında yer alan mesajlardan önemli gördüklerimizin altını çizelim dedik. Elçiye zeval olmaz. Mesajı verenlerle alması gerekenler arasında bir yerlerdeyiz.
Altı çizilecek bir mesaj da bizden:
Hepimiz aynı gemideyiz…
|