|
|
|
Modern dağ masalları…
Danışmanlar akıl, köşe yazarları fikir veriyor: İnovasyon yapın... Yenilikçi olun… Değişime ayak uydurun… İhracata yönelin… Marka yaratın… Kurumsallaşın… Bilgiyi-bilişimi ihmal etmeyin… Nitelikli eleman çalıştırın… Basel 2’ye uyun… Kalite yolculuğuna çıkın... Vizyon belirleyin… Müşteri odaklı olun… Sosyal sorumluluk taşıyın… Çevreye önem verin... E-ticaret yapın… İngilizce öğrenin… Önceliklerinizi belirleyin… Bu böyle sürüp gider. Tabi danışman sayısı kadar da söylem ve öneri vardır. Örneğin şimdi hızlı balık olmak var… Neden hızlı balık? Çünkü eskiden, büyük balık küçük balığı yermiş… Şimdi devir değişti; hızlı balık yavaş balığı yiyor… Peki, en hızlı balık hangisi ise ondan olalım; nasılsa balık hafızamız var. Kedi balığı mı, hamsi mi, tirsi mi, sazan mı? Dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanımız Kürşat Tüzmen de bir toplantıda firmalara benzer bir öneride bulunmuş; “Firmalar artık köpek balığı gibi olmalılar.” Yani, okyanuslara açılacaklar… Vahşi olacak, önüne çıkanı parçalayacaklar… Kan kokusunu yüz mil öteden alacaklar… Hadi firmalar balık oldu diyelim… Ülkemizde hangi sularda barınacaklar? Yani yatırım, üretim ve istihdam ortamı uygun mudur? Yani yaşam ortamı temiz midir? Yeterli oksijeni var mıdır? Ülkemizde enerji ve istihdam maliyetleri, vergi oranları yüksektir, kazançların bir kısmı kayıt dışına çıkmış, haklı rekabet ortamı yok, yolsuzluk ve rüşvet sektörü ayaktadır. Yani sular kirli mi kirli, bulanık mı bulanıktır! Bürokratik engeller kale kapısı gibi duruyor. Türkiye’de fabrika kurmak için tam 349 adet imza ve 71 adet belge gerekiyor. Yatırım yapmayı aklına koyan bir yatırımcının çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) raporu alabilmesi için toplam 291 adet imza gerekiyor. Bir inşaat firması inşaata başlamak için 120 evrak düzenlenmek zorundadır. Sanayi Bakanımız, “dört yılda bürokratik engelleri yenemedik” diye itiraf ediyor… Yani en muktedir ağabeyimiz böyle diyorsa benim KOBİ’m nasıl hızlı balık olsun? Yatırım ve istihdam ortamı kirlenince işsizlik artıyor. Sosyal sorunlar yüzünden toplumsal yaşam da kirleniyor. IMF reçetesine sadakati yüzünden yatırım yapamayan hükümetimiz yeterli istihdamı yaratamıyor. Sonuçta, gazetelerin üçüncü sayfalarında yürek burkan, insanlık dışı acı ve yüz kızartıcı olayların haberleri artıyor. Magazin sayfalarında ise, “bu ne yaman çelişki anne” dedirten cemiyet haberlerine yer veriliyor. İşte bir aşiretin düğün haberi: “Geline 37 kg. altın takıldı, etrafa 50 bin dolar saçıldı.” (Sabah, 3 Kasım 2006)
Bu 37 kilo altın iki çömlek doldurur. Ya havaya saçılan 50 bin dolarlık sıcak paranın kaynağı nedir? Aşiret reisinin 15 köyü 50 bin nüfusu var. Alın size köpek balığı!
Ağalık düzeni sürüyor. Bu modern dağ masalları AB kıstaslarına uyuyor olmalı!
Batılı bir şirket gurusu demiş ki; “Türkiye sürprizler ülkesi. Beni her gelişimde inanılmaz şaşırtıyor.” Sürprizler değil; bu acayiplikler ülkesinde biz her gün şaşırıyoruz.
Ama belli etmiyoruz…
|
 |
Sağlıklı ve güvenli çevre |
|
 |
Bizi dinliyorlar, peki anlıyorlar mı? |
|
 |
Kurumsal itibarınız kaç paradır? |
|
 |
224 OSB’nin sesi… |
|
 |
Aile Anayasası |
|
 |
Reel meydanın medyası… |
|
 |
KOBİ zirve yapıyor… |
|
 |
AB’den önce kişilik… |
|
 |
Marka olmak, ya da olmamak… |
|
 |
Kriz hep yanı başımızda mı? |
|
 |
Sınırlarımız… Sinirlerimiz…. |
|
 |
Çin’den değil, bilgisizlikten kork… |
|
 |
Mesajların altını birlikte çizelim... |
|
 |
KOBİ’lere 3 milyon dolar |
|
 |
Kedinin boynuna çan asmak… |
|
 |
Kritik merdiven… |
|
 |
Gramla hesaplanan ürünleri üretebilmek… |
|
 |
İş yok ağabey! |
|
 |
Yerelden evrensele… |
|
 |
Başarı (her alanda) kazasızlıktır… |
|
 |
‘Boğaları’ saldık, hadi kaçalım! |
|
 |
Off! Take-off |
|
 |
FİL’i tarif edelim… |
|
 |
Canavar, kabak ve Konfüçyüs |
|
 |
Zam zincirinde ‘öğretilmiş çaresizlik’ dersleri |
|
 |
Fırtına çıktığında uyumak |
|
 |
Ostim ve bir fincan kahve... |
|
 |
Ceteris paribus |
|
 |
Başarı ve “üç zarf” hikâyesi… |
|
 |
Daha şık olanı bulmak |
|
 |
Biz yapamaz mıyız? Bizden adam olmaz mı? |
|
 |
Her zaman gamlı, her zaman üzgün... |
|
 |
Mevsimlerden sonbahar… |
|
 |
Kriz, üretimin intikamı mı? |
|
 |
Buhran bey yine geldi! |
|
 |
Kâhinin kehaneti! |
|
 |
Bütün krizler geçer! |
|
 |
Sandık ve Obama mesajları |
|
 |
Bol malzemeli gündem… |
|
 |
Adres yerli üretim… |
|
 |
Hayata ve bugüne dair… |
|
 |
“Kalkınma Ajansı” denen bir mevhum hakkında… |
|
 |
Geleceğe taşınmak… |
|
 |
Usuletle, suhuletle, sükunetle, lütfen! |
|
 |
Takur tukur değil, tıkır tıkır! |
|
|