Anasayfa
Anasayfa
Kobi Gündemi
Röportajlar
Yazarlar
Şirket Haberleri
Fuar Takvimi
Ostim Hakkında
Yararlı Linkler
Gazete Pdf
Basın Bülteni
Kişisel Gelişim
Arşiv
Künye
Ostim Firmaları
Medya ve Reklam
Online Pazarlama
İnternet hizmetleri
Başkent TV
Ostim Gayrimenkul A.Ş.
Ostim Ayen Enerji
Ostim Spare Parts
Ostim Yatırım A.Ş.
Ostim Radyo
ORSİAD
Ostim Kurumsal
Advergame
Email :
Ekle Çikar
 
10
Eylül
2010
Kemal Çeküç
İş yok ağabey!

Geçtiğimiz yıl Kayseri’de yaşanmıştı…
İşkur Kayseri İl Müdürlüğü istihdam garantili kurs düzenlemiş, başvurular beklenenin altında kalmıştı. Dikkat ediniz; “istihdam garantili,” yani kurs bitince iş hazır…

Gündem oluşturan birçok toplumsal olaya gerekçe olarak gösterdiğimiz “işsizlik,” zaman zaman ilginç haberlere de konu oluyor.
Deniyor ki; “arkadaş sana iş bulduk. Ama bir süre kurs göreceksin, kurs süresince harçlık da vereceğiz; sonra iş başı yapacaksın...”
Kimse gelmiyor… İyi mi?
Bundan güzel haber olur mu? İşsizlik var, iş var, çalışan yok!

Bu durum, tam da “adamın köpeği ısırması” cinsinden bir haberdir.
Basına yansıdığına göre, Kayseri İşkur İl Müdürü geçen yıl kursa katılanlara 7 YTL harçlık verileceğini; başarılı olanların işletmelerde istihdam edileceğini duyurmuş ve şöyle demiş:
''Piyasada “ne iş olsa yaparım” diyen çok sayıda insan var. Ancak, işletmeler kalifiye eleman arıyor. Biz de ihtiyaç duyulan alanlarda sık sık kurslar düzenliyoruz. Bu kurslara sadece meslek sahibi olmayanlar değil, sahip olduğu meslek dalında istihdam imkânı bulamayan kişiler de katılmalılar ve kendilerini geliştirmeliler. Öğrenecekleri her yeni meslek, kollarına takacakları yeni bir altın bilezik olacaktır. Böylece daha rahat iş bulabilecekler ve refah seviyelerini yükseltebileceklerdir. Ancak, ne yazık ki kaynakçılık kursunda olduğu gibi bazı iş garantili kurslara kursiyer bulmakta zorluk çekiyoruz.''

Bu olayın 2007 sürümüne Ostim’de tanık olduk. İç Anadolu Sanayici ve İşadamları Derneği (İÇASİFED) “istihdam garantili” bir kaynakçılık kursu projelendiriyor. Proje kapsamında 6,5 aylık eğitimlerini tamamlayan 20 genç Ostim’deki firmalarda iş başı yapacak. Ama bu kursa 20 kişi bulunamıyor. Dernek başkanı Mehmet Akyürek, “biz isterdik ki 400 kişi başvursun, kapıda kuyruklar oluşsun. İş garantisi vermemize rağmen başvuru sayısı kısıtlı kaldı” diyor. Ve Akyürek, bu konuya dikkat çekmek için tulumlarını giyip, kaynakçılık kursuna kursiyer oluyor!

Bunun gibi çok örnek verebiliriz.
Ücretlerinin düşük olmasına karşın 'devlet garantisi' nedeniyle cazibesini hiçbir zaman kaybetmeyen devlet memurluğu için her yıl yaklaşık 2 milyon kişi sınava giriyor. Geçtiğimiz yıl Rize’de çay fabrikalarında istihdam edilmek üzere bin 500 mevsimlik işçi alımına yaklaşık 22 bin kişi başvurdu.
Birkaç gardiyan kadrosu için açılan sınavlara da binlerce kişi başvuruyor.

İÇASİFED Başkanı Akyürek, “mesleki eğitimin” özendirilmesini istiyor. Bu özendirmeyi aileler, eğitim kuruluşları, meslek kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinin eşgüdümlü olarak yapması gerekiyor.

İnsanlar neden kısmen rahat ve masa başı memurluk işlerini tercih ediyor.
Neden “altın bilezik” denilen mesleği edinmek istemiyor?
Neden gençler, yeni mezunlar, ‘beyaz yakalılar’ sanayiden kaçıyor?
Peki, bu durumda “memlekette işsizlik çığ gibi büyüyor” söyleminden nasıl gerçekçi sonuçlar çıkarıp, çözüm üreteceğiz.

Acaba diyor insan; “işsizlik” söylemini zırh yapıp tembellik eden, aylaklığı tercih eden yeni bir kuşak mı yarattık? O çokça övündüğümüz Türk aile yapısındaki geleneksel dayanışma fonuna katkı veren baba, ağabey, amca, teyze ve uzak-yakın akraba desteğini “kazık kadar” olanlar için biraz askıya mı alsak?

Bir de belki en önemlisi şu ‘sadaka ekonomisi” uygulamasını; yani yerel yönetimler eliyle dağıtılan erzak paketleri, kömür torbaları ve harçlık verme uygulamasını gözden mi geçirsek. Anlatılanlara göre taşı sıksa suyunu çıkaracak sağlamlıkta adamlar sadece bu yardım paketlerini ve “sadaka”ları alabildikleri için çalışmayı angarya olarak görmeye başlamışlar. Yani, yerel yöneticilerin üretime odaklı olmaması nedeniyle bel bağladığı “vicdan rahatlatıcı” proje ve destekler kalıcı sorunlara neden oluyor.

Doğuştan sağlam olan, eli kolu tamam olan kişilere oy uğruna “yardım ve yataklık” ederek, uzuvlarını köreltmeyeniz, diyorum.
Yoksa ‘istihdam garantili’ işi bile beğenmeyen hısım ya da akrabalar ordusu “iş yok ağabey” demeye devam edip, “işsizler ordusu”nun gönüllü neferleri olacak…

Diğer Makaleler
Sağlıklı ve güvenli çevre
Bizi dinliyorlar, peki anlıyorlar mı?
Kurumsal itibarınız kaç paradır?
224 OSB’nin sesi…
Aile Anayasası
Reel meydanın medyası…
KOBİ zirve yapıyor…
AB’den önce kişilik…
Marka olmak, ya da olmamak…
Kriz hep yanı başımızda mı?
Sınırlarımız… Sinirlerimiz….
Çin’den değil, bilgisizlikten kork…
Mesajların altını birlikte çizelim...
KOBİ’lere 3 milyon dolar
Kedinin boynuna çan asmak…
Modern dağ masalları…
Kritik merdiven…
Gramla hesaplanan ürünleri üretebilmek…
Yerelden evrensele…
Başarı (her alanda) kazasızlıktır…
‘Boğaları’ saldık, hadi kaçalım!
Off! Take-off
FİL’i tarif edelim…
Canavar, kabak ve Konfüçyüs
Zam zincirinde ‘öğretilmiş çaresizlik’ dersleri
Fırtına çıktığında uyumak
Ostim ve bir fincan kahve...
Ceteris paribus
Başarı ve “üç zarf” hikâyesi…
Daha şık olanı bulmak
Biz yapamaz mıyız? Bizden adam olmaz mı?
Her zaman gamlı, her zaman üzgün...
Mevsimlerden sonbahar…
Kriz, üretimin intikamı mı?
Buhran bey yine geldi!
Kâhinin kehaneti!
Bütün krizler geçer!
Sandık ve Obama mesajları
Bol malzemeli gündem…
Adres yerli üretim…
Hayata ve bugüne dair…
“Kalkınma Ajansı” denen bir mevhum hakkında…
Geleceğe taşınmak…
Usuletle, suhuletle, sükunetle, lütfen!
Takur tukur değil, tıkır tıkır!

www.ostimgazetesi - Tüm Hakları Saklıdır. Omedya A.Ş. 2005
info@ostimgazetesi.com