Başarı (her alanda) kazasızlıktır…
Türkiye artık kanalizasyon çukurlarına düşerek, elektrik tellerine takılarak, otoyol bariyerlerine çarparak, asansör boşluklarına düşerek, bina çökmelerinde enkaz altında kalarak, kafalarına düşen saksılarla ve de maganda kurşunlarıyla insanların ölmediği güvenli bir ülke olmalıdır.
Madeni Eşya Sanayicileri Sendikası’nın ‘kısa bilgi bülteni’nde görünün-görünmeyen ‘kaza’lar böyle dile getirilmiş.
“Dikkatsiz insanlar şansa ve tesadüfe, bilinçli insanlar ise neden-sonuç ilişkisine inanır” diyerek kazalardaki dikkatsizlik ve bilinçsizlik faktörünü vurgulamışlar… Sadece atölyede, inşaat alanında, yolda-sokakta değil; toplumsal yaşamda, devlette-demokraside, iç ve dış siyasette, küresel ısınmada ve çevrede benzer ‘kaza’ları önceden hissedip, onları önlemenin yolları olmalı…
(Bu güncel bir kıssa-hisse meselesidir aynı zamanda.) Eğer yol kenarındaki levhada “taş düşebilir, ayı çıkabilir” uyarısı varsa dikkate almak gerekir. MESS, disiplin içinde düzenli olarak yayınladığı pek çok kıymetli kitapla kültür dünyasına katkıda bulunuyor. Buradan teşekkürler…
Şimdi yine ‘kaza’lar üzerine verilen bilgileri okuyalım; kıssaya çevirip istediğimiz konuya uyarlayalım: “Kültür bir yaşam felsefesidir. Karşılaşılan zorlukları önlemeye yönelik paylaşılan görüş, değer, düşünce ve hareketlerin bir bütünüdür. Güvenlik kültürü, potansiyel kaza risklerini ortadan kaldırmaya yönelik davranış zinciridir. Türkiye’de güvenlik kültürünün yaratılması için; güvenlik zincirinin oluşturulmasına yönelik bir vizyon belirlenmeli ve organizasyon dâhilinde yayılması sağlanmalı. Kültürü güçlendirici ve zaafları ortaya çıkarıcı değerler bir araya getirilmeli. Değişimi gerçekleştirici stratejiler ve bu stratejileri uygulamaya yönelik programlar geliştirilmeli. Strateji etkin bir şekilde uygulanmalı, sorumlu kişiler belirlenmeli. Uygulamaya yönelik kontroller ve sürekli iyileştirme çalışmaları yapılmalıdır.”
-- İstanbul’da sanayici olmanın giderek zorlaştığına ilişkin yakınmalar artıyor. İstanbul Sanayi Odası Başkanı Sayın Tanıl Küçük, yine bu zorluğun altını çiziyor. Türk sanayinin İstanbul ve Marmara Bölgesi’nde yoğunlaştığını, İstanbul’un imâlât sanayinin merkezi olduğunu hatırlatıyor. Küçük, “ne yazık ki, yaşamanın yanında, İstanbul’da üretim yapmak, İstanbul’da sanayici olmak da giderek zorlaşmaktadır” derken, plansız kentleşmenin, alt yapı eksikliklerinin, trafiğin, asayiş gibi sorunların üretimi olumsuz yönde etkilediği görüşünde.
Biz tüm sanayicilerimizi İstanbul ve batı ısrarından vazgeçmelerini önerip, kendilerine aşağıdaki güzel şiiri gönderiyoruz:
Sen ne güzel bulursun/ Gezsen Anadolu’yu/ Dertlerden kurtulursun/Billur ırmakları var/Buzdan kaynakları var/Ne hoş toprakları var/ Gezsen Anadolu’yu/Orda bahar başkadır/Yazlar kışlar başkadır/Ah!... Bu diyar başkadır/ Gezsen Anadolu’yu…
-- Fazla tanımam, ama Peter Drucker demiş ki; “Geleceği tahmin etmenin en iyi yolu onu yaratmaktır…”
|