|
|
|
Başarı ve “üç zarf” hikâyesi…
Bölgemizin genel kurulu başarıyla geride bırakılan bir dönemin ‘sunumu’ ile geçti. Bölgemiz, OSB’ler içindeki farklılığını ve saygınlığını fiziki ve sayısal büyüklüğü üzerinden değil, yönetim kalitesi, sistemi ve üretim yeteneği üzerinden ediniyor. Genel kurul bitiminde bir arkadaşımızın gönderdiği teşekkür mailinde güzel bir öykü vardı: “Zamanın birinde bir adam yolda bir bilge kişiye rastlıyor ve “başarı nerede?” diye sorarak kendisine yol göstermesini istiyor. Bilge hiç konuşmadan uzakta bir yeri işaret ediyor. Çabuk ve kolay başarı umuduyla heyecanlanan adam, bilgenin gösterdiği yere koşuyor. Birden bire “KÜT” diye bir ses duyuluyor ve adam üstü başı parçalanmış, sersemlemiş, şaşkın bir halde geri geliyor. Mesajı yanlış anladığını düşünerek sorusunu tekrarlıyor ve bilge yine sessizce aynı yönü işaret ediyor. Adam tekrar aynı yöne yürüyor. Bu sefer sağır edici “küüt” sesinden sonra adam emekleyerek geri geliyor; her yeri kırılmış üstü başı paramparça, kanlar içinde ve öfkeli “sana başarı nerede diye sordum” diye bağırıyor bilgeye “gösterdiğin yoldan gittim ve elime geçene bak! Paramparça oldum! Artık işaret istemiyorum! Konuş!” Ancak o zaman bilge kişi konuşuyor: “Başarı orada. Paramparça olmayı biraz geçince…” Arkadaşımızın değerlendirmesi Ostim’in başarısı “dersini iyi çalışan” bir ekip ile liderin başarıyı elde etmek için ‘paramparça olmayı’ göze almasının meyvesidir.
ÜÇ ZARF VE ZAMLAR Bilirsiniz belki, “sadrazam ve üç mektup” hikâyesi vardır. Eski sadrazam koltuğunu yenisine devrederken, köşedeki kasayı göstererek, “Ola ki ileride başın sıkışır, işte o zaman seni rahatlatacak öğütlerimi içinde bulacağın üç zarf var o kasada; ancak senden ricam, mektupları üzerinde yazılı sırayla açıp okuman” der... Bir süre sonra yönetimde bazı zaaflar ortaya çıkar: Eleştiriler artar, halk huzursuzluk alâmetleri gösterir, sadrazamı bunaltan gelişmeler birbiri ardına yaşanır... Sadrazamın aklına mektuplar gelir. Birinci mektubu okur: ESKİ YÖNETİMİ KIYASIYA ELEŞTİR. İşini gücünü bırakmış yeni yönetimi eleştiren herkes, bir an, “Yahu haklı adamlar, eskiler çok kötüydü” demeye başlamıştır. Bir süre sonra bahar havası yeniden dağılır. Eleştiriler iyiden iyiye koyulaşır. Sadrazam müthiş bunalır. Bu defa 'kasadaki zarflar' daha çabuk aklına gelir. İkinci zarfı açar: ETRAFINI SUÇLA VE SUÇLADIKLARINI ETRAFINDAN UZAKLAŞTIR. Bir süre direnir sadrazam, oyalanır, sonra yavaştan yanındakileri suçladığı görülür. Bunun rahatlattığı ortaya çıkınca bu defa suçladıklarını etrafından uzaklaştırmaya da başlar. Son dalga ülke siyasetini yeniden çalkalandırdığında son zarfı açma zorunda hisseder kendini sadrazam; tek cümlelik bir nottan ibarettir son mektup: “Kötü şans ha, çok yazık; yapabileceğin fazla bir şey olduğunu sanmıyorum; SEN DE HALEFİN İÇİN ŞİMDİDEN ÜÇ ZARF HAZIRLA.” Elektriğe yapılan yüzde 22 zam var ya… Yok eleştirecek değiliz. Yalnız iktidar elindeki bu enstrümanı bu kadar tiz ve yaygın çalmaya başladığında (ki öyle görünüyor) işler iyi gitmiyor demektir. Geçmişten biliyoruz; “bu zam az bile” ya da “tasarruf etsinler” diye savunulmaya başlayan zam yağmurlarının peşinden çoğu kez “ÜÇ ZARF” hazırlanmaya başlanmıştır.
|
 |
Sağlıklı ve güvenli çevre |
|
 |
Bizi dinliyorlar, peki anlıyorlar mı? |
|
 |
Kurumsal itibarınız kaç paradır? |
|
 |
224 OSB’nin sesi… |
|
 |
Aile Anayasası |
|
 |
Reel meydanın medyası… |
|
 |
KOBİ zirve yapıyor… |
|
 |
AB’den önce kişilik… |
|
 |
Marka olmak, ya da olmamak… |
|
 |
Kriz hep yanı başımızda mı? |
|
 |
Sınırlarımız… Sinirlerimiz…. |
|
 |
Çin’den değil, bilgisizlikten kork… |
|
 |
Mesajların altını birlikte çizelim... |
|
 |
KOBİ’lere 3 milyon dolar |
|
 |
Kedinin boynuna çan asmak… |
|
 |
Modern dağ masalları… |
|
 |
Kritik merdiven… |
|
 |
Gramla hesaplanan ürünleri üretebilmek… |
|
 |
İş yok ağabey! |
|
 |
Yerelden evrensele… |
|
 |
Başarı (her alanda) kazasızlıktır… |
|
 |
‘Boğaları’ saldık, hadi kaçalım! |
|
 |
Off! Take-off |
|
 |
FİL’i tarif edelim… |
|
 |
Canavar, kabak ve Konfüçyüs |
|
 |
Zam zincirinde ‘öğretilmiş çaresizlik’ dersleri |
|
 |
Fırtına çıktığında uyumak |
|
 |
Ostim ve bir fincan kahve... |
|
 |
Ceteris paribus |
|
 |
Daha şık olanı bulmak |
|
 |
Biz yapamaz mıyız? Bizden adam olmaz mı? |
|
 |
Her zaman gamlı, her zaman üzgün... |
|
 |
Mevsimlerden sonbahar… |
|
 |
Kriz, üretimin intikamı mı? |
|
 |
Buhran bey yine geldi! |
|
 |
Kâhinin kehaneti! |
|
 |
Bütün krizler geçer! |
|
 |
Sandık ve Obama mesajları |
|
 |
Bol malzemeli gündem… |
|
 |
Adres yerli üretim… |
|
 |
Hayata ve bugüne dair… |
|
 |
“Kalkınma Ajansı” denen bir mevhum hakkında… |
|
 |
Geleceğe taşınmak… |
|
 |
Usuletle, suhuletle, sükunetle, lütfen! |
|
 |
Takur tukur değil, tıkır tıkır! |
|
|