Kriz, üretimin intikamı mı?
2008’de iyice ağırlaşan küresel ve ulusal sorunların iç içe geçtiğini görüyoruz. Dertlerin çokluğu karşısında iktidarlar ve karar vericiler adeta ‘odaklanma sorunu’ yaşıyor: Küresel ısınma, çevre kirliliği, susuzluk, yoksulluk, yolsuzluk, işsizlik, savaş, terör... Bu listeye son olarak ‘yüzyılın en büyük ekonomik krizi’ unvanı yakıştırılan ‘küresel mali’ kriz eklendi. Ne yazık ki artık, ‘herkesin derdi kendine’ diyemiyoruz. ‘Domino etkisi’ kıtaları turluyor; sonra gelip bizim işyerlerimize giriyor; evimize mutfağımıza kadar dayanıyor. Sorunların kaynağı da, çözüm önerileri de ilgili ‘mahreçler’ tarafından tartışılıyor. Rivayet muhtelif olmakla birlikte sorunların temel nedeni dünya ekonomisine hâkim güçlerin ihtirasları olabilir.
Bir atasözümüzde olduğu gibi, “aç olan doyar, açgözlü doymaz.” Halen yerküre üzerinde insanlığın hakça bölüşüm, yaşanabilir bir çevre ve sürdürülebilir bir kalkınma sistemi kuramadığı söylenebilir. Güneş girmeyen eve doktorun girmesi gibi, üretimin olmadığı küreye kriz mi giriyor?
‘Küresel mali kriz’ artık küresel değil. Büyüme oranı, işsizlik oranı, faaliyetini sonlandıran firma sayısı, kimi sektörlerde kapasite kullanımı ve ihracat rakamları gibi veriler bıçağın ucunun sinemize dayandığını; sorunun ‘ulusallaştığını’ gösteriyor.
9. Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel, Türkiye gibi ekonomisi kırılgan olan bir ülkenin küresel ekonomik krizden etkilenmemesinin mümkün olmadığını belirterek şöyle diyor: “Bu şuna benzer; gökten sicim gibi yağmur yağıyor. Siz yola çıkmışsınız ve diyorsunuz ki, ‘bu beni ıslatmaz’. Yağmurun kimseye bir istisna yapması mümkün değildir. Sen de ıslanırsın, ben de ıslanırım.” Demirel’e özgü bu benzetmeyi yine onun tarzı ile tamamlamak isteriz: Tabi ki yağmurda yürüyen herkes ıslanacaktır. Ancak kim ne kadar ıslanacaktır? Kimin şapkası başından uçacaktır? Kimin şemsiyesi ters dönecektir? Sonra kim sinüzit, kim nezle, Allah korusun kim zatürre olacaktır?
Yılın son sayısında sayfalarımızda sevimsiz ‘kriz’ vakıası üzerine birçok haber var. Bizim için de ‘kriz’ içermeyen haber oluşturmak ve bu haberlere ‘kriz’e girmeden başlık atmak gittikçe zorlaşıyor. Arayış içinde, çıtayı aşan, özgün ve ilginç öneri ve yorumları sizlere sunuyoruz.
Tüm çalışanların, özveri ile kepenk indirmemek için çırpınan büyük ya da küçük tüm üretenlerin yeni yılını Ostim Gazetesi olarak kutlarız.
Üretip onuru ile yaşayanlara ve insanlığın onuru ile yaşayacağı bir sistemin kurulmasını içtenlikle arzulayanlara saygılar...
|