Sandık ve Obama mesajları
“Dağ ne kadar yüce olsa yol üstünden aşar”
Nihayet belediye başkanlarımızı, yerel meclisimizi, muhtarlarımızı seçtik. Kimi yerlerde istediğimiz, kimi yerlerde ise ne yazık ki “hiç istemediğimiz” kişiler yine seçildi. Demokrasinin bir yönü de bu. Umduğumuzu değil, bulduğumuzu…
Sandıklar açıldı oylar sayıldı; tasnif edildi ve adayların hanesine kaydedildi; sandık herkese mesaj vermişti. Sandık dedi ki, diye başlayan yorumlar vatandaşı bayıltıncaya kadar sürdü. -İktidara sarı kart, uyarı, kasem, sitem… Muhalefete; sen biraz daha dur. Sen gayret et. Seni gözüm hâlâ tutmuyor. Sen de iş var, ama liderini sevemedim… Sandık değil sanki şark bülbülü! Sandık konuşturma seansları sona ermek üzere idi ki Atlantik ötesinden ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama çıkageldi. İmaj mühendisleri tarafından inşa edilmiş “bizim Hüseyin” sıcaklığı ile kendisi gelmeden mesajları gelmişti. NATO Zirvesi için uğradığı Prag’da başladı mesaj atmaya. Her şeyi mesaj yüklü! Yürümesi, bakışı, elini kalbine koyuşu, vücut dilini kullanışı, yediği içtiği... Meclisteki konuşmasının bir yerinde “evet” demesi, tören alayını Türkçe “merhaba asker” diye selamlaması (ki bu rutindir.) Müslüman bir aileye mensup olduğunu vurgulaması bizi mest etti. Bay Barack Obama, Türk’lerin kırılan kalplerini onarmaya gelen bir tamirci, Türk Amerikan ilişkilerinde dökülen makyajı yenileyecek bir makyöz, Batı ile İslam dünyası arasında köprü kurmaya gelen bir istihkâmcı.
Sonuçta küresel güç ABD’nin Başkanı ülkemizi ziyaret etti. Tabi ki en iyi şekilde ağırlanacaktı. Siyahî ırktan olması, Müslüman bir aileden gelmesi, adında bir de “Hüseyin” olması bizi etkiledi; kendimize yakın hissettik.
Herkes biliyor ki ABD’de her zaman kişiler değil sistem önemlidir. Kişi sisteme hizmet edecekse; ediyorsa, ettiği oranda yükselir. ABD Başkanlarının bir ülkeyi ya da bölgeyi ziyaret etmesi halkla ilişkiler çalışmasıdır; ülkelerinin çıkarları içindir. Ziyaret yapılacak ülkeye önden sadece başkanın eşyaları ve iaşesi değil, “imaj timleri” de gönderilir. İletişim araçları kurgulanır. Bunun için reklamcılar, halkla ilişkiler uzmanları, ünlü köşe yazarları, öğretim üyeleri, eski diplomatlar kullanılır…
Övgünün aşırıya kaçırılmasına ne ad verildiğini bilmeyen yok. Büyük devlet adamlarımızdan “İkinci Adam” İsmet İnönü'ye mal edilen bir söz vardır: “Büyük devletlerle ilişkiye girmek, ayıyla yatağa girmeye benzer.” Siz ülkesine uğurladığınızı sanıp el sallarken, o Bağdat’tan çıkabilir. Kendiden geçenler uyansın, Barack Hüseyin Obama’nın “Hüseynî” kısmını değil, “Obama” kısmını dikkate alsınlar.
TOBB Başkanı Sayın Hisarcıklıoğlu, Obama’nın Ankara’da olduğu anlarda, unutmak üzere olduğumuz bir konuda önerilerde bulunuyor, mesajlar veriyordu… Sahi; ne idi bizdeki o gerçek gündem!
|