Anasayfa
Anasayfa
Kobi Gündemi
Röportajlar
Yazarlar
Şirket Haberleri
Fuar Takvimi
Ostim Hakkında
Yararlı Linkler
Gazete Pdf
Basın Bülteni
Kişisel Gelişim
Arşiv
Künye
Ostim Firmaları
Medya ve Reklam
Online Pazarlama
İnternet hizmetleri
Başkent TV
Ostim Gayrimenkul A.Ş.
Ostim Ayen Enerji
Ostim Spare Parts
Ostim Yatırım A.Ş.
Ostim Radyo
ORSİAD
Ostim Kurumsal
Advergame
Email :
Ekle Çikar
 
10
Eylül
2010
Kemal Çeküç
Sandık ve Obama mesajları

“Dağ ne kadar yüce olsa yol üstünden aşar”


Nihayet belediye başkanlarımızı, yerel meclisimizi, muhtarlarımızı seçtik.
Kimi yerlerde istediğimiz, kimi yerlerde ise ne yazık ki “hiç istemediğimiz” kişiler yine seçildi. Demokrasinin bir yönü de bu. Umduğumuzu değil, bulduğumuzu…

Sandıklar açıldı oylar sayıldı; tasnif edildi ve adayların hanesine kaydedildi; sandık herkese mesaj vermişti. Sandık dedi ki, diye başlayan yorumlar vatandaşı bayıltıncaya kadar sürdü.
-İktidara sarı kart, uyarı, kasem, sitem… Muhalefete; sen biraz daha dur. Sen gayret et. Seni gözüm hâlâ tutmuyor. Sen de iş var, ama liderini sevemedim…
Sandık değil sanki şark bülbülü!

Sandık konuşturma seansları sona ermek üzere idi ki Atlantik ötesinden ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama çıkageldi. İmaj mühendisleri tarafından inşa edilmiş “bizim Hüseyin” sıcaklığı ile kendisi gelmeden mesajları gelmişti. NATO Zirvesi için uğradığı Prag’da başladı mesaj atmaya. Her şeyi mesaj yüklü! Yürümesi, bakışı, elini kalbine koyuşu, vücut dilini kullanışı, yediği içtiği... Meclisteki konuşmasının bir yerinde “evet” demesi, tören alayını Türkçe “merhaba asker” diye selamlaması (ki bu rutindir.) Müslüman bir aileye mensup olduğunu vurgulaması bizi mest etti.
Bay Barack Obama, Türk’lerin kırılan kalplerini onarmaya gelen bir tamirci, Türk Amerikan ilişkilerinde dökülen makyajı yenileyecek bir makyöz, Batı ile İslam dünyası arasında köprü kurmaya gelen bir istihkâmcı.

Sonuçta küresel güç ABD’nin Başkanı ülkemizi ziyaret etti. Tabi ki en iyi şekilde ağırlanacaktı. Siyahî ırktan olması, Müslüman bir aileden gelmesi, adında bir de “Hüseyin” olması bizi etkiledi; kendimize yakın hissettik.

Herkes biliyor ki ABD’de her zaman kişiler değil sistem önemlidir. Kişi sisteme hizmet edecekse; ediyorsa, ettiği oranda yükselir. ABD Başkanlarının bir ülkeyi ya da bölgeyi ziyaret etmesi halkla ilişkiler çalışmasıdır; ülkelerinin çıkarları içindir. Ziyaret yapılacak ülkeye önden sadece başkanın eşyaları ve iaşesi değil, “imaj timleri” de gönderilir. İletişim araçları kurgulanır. Bunun için reklamcılar, halkla ilişkiler uzmanları, ünlü köşe yazarları, öğretim üyeleri, eski diplomatlar kullanılır…

Övgünün aşırıya kaçırılmasına ne ad verildiğini bilmeyen yok.
Büyük devlet adamlarımızdan “İkinci Adam” İsmet İnönü'ye mal edilen bir söz vardır: “Büyük devletlerle ilişkiye girmek, ayıyla yatağa girmeye benzer.” Siz ülkesine uğurladığınızı sanıp el sallarken, o Bağdat’tan çıkabilir. Kendiden geçenler uyansın, Barack Hüseyin Obama’nın “Hüseynî” kısmını değil, “Obama” kısmını dikkate alsınlar.

TOBB Başkanı Sayın Hisarcıklıoğlu, Obama’nın Ankara’da olduğu anlarda, unutmak üzere olduğumuz bir konuda önerilerde bulunuyor, mesajlar veriyordu…
Sahi; ne idi bizdeki o gerçek gündem!


Diğer Makaleler
Sağlıklı ve güvenli çevre
Bizi dinliyorlar, peki anlıyorlar mı?
Kurumsal itibarınız kaç paradır?
224 OSB’nin sesi…
Aile Anayasası
Reel meydanın medyası…
KOBİ zirve yapıyor…
AB’den önce kişilik…
Marka olmak, ya da olmamak…
Kriz hep yanı başımızda mı?
Sınırlarımız… Sinirlerimiz….
Çin’den değil, bilgisizlikten kork…
Mesajların altını birlikte çizelim...
KOBİ’lere 3 milyon dolar
Kedinin boynuna çan asmak…
Modern dağ masalları…
Kritik merdiven…
Gramla hesaplanan ürünleri üretebilmek…
İş yok ağabey!
Yerelden evrensele…
Başarı (her alanda) kazasızlıktır…
‘Boğaları’ saldık, hadi kaçalım!
Off! Take-off
FİL’i tarif edelim…
Canavar, kabak ve Konfüçyüs
Zam zincirinde ‘öğretilmiş çaresizlik’ dersleri
Fırtına çıktığında uyumak
Ostim ve bir fincan kahve...
Ceteris paribus
Başarı ve “üç zarf” hikâyesi…
Daha şık olanı bulmak
Biz yapamaz mıyız? Bizden adam olmaz mı?
Her zaman gamlı, her zaman üzgün...
Mevsimlerden sonbahar…
Kriz, üretimin intikamı mı?
Buhran bey yine geldi!
Kâhinin kehaneti!
Bütün krizler geçer!
Bol malzemeli gündem…
Adres yerli üretim…
Hayata ve bugüne dair…
“Kalkınma Ajansı” denen bir mevhum hakkında…
Geleceğe taşınmak…
Usuletle, suhuletle, sükunetle, lütfen!
Takur tukur değil, tıkır tıkır!

www.ostimgazetesi - Tüm Hakları Saklıdır. Omedya A.Ş. 2005
info@ostimgazetesi.com