|
|
|
Hayata ve bugüne dair…
Ostim Vakfı yayını olarak büyük ilgi gören “Hayata Dair” kitaplarında harika öyküler var. Yaşadığımız ruh haline “şıp” diye uyan öyküler. Hayata dair, bize dair, bugüne ve yarına dair…
“Bir Kelebeğin Dersi” başlıklı öykü şöyle: “Bir gün, kozada küçük bir delik belirdi; bir adam oturup kelebeğin saatler boyunca bedenini bu küçük delikten çıkarmak için harcadığı çabayı izledi. Ardından sanki ilerlemek için çaba harcamaktan vazgeçmiş gibi geldi ona. Sanki elinden gelen her şeyi yapmış ve artık yapabileceği bir şey kalmamış gibiydi. Böylece adam, kelebeğe yardım etmeye karar verdi. Eline küçük bir makas alıp kozadaki deliği büyütmeye başladı. Bunun üzerine kelebek kolayca dışarı çıkıverdi Fakat bedeni kuru ve küçücük, kanatlar buruş buruştu. Adam izlemeye devam etti. Çünkü her an kelebeğin kanatlarının açılıp açılıp genişleyeceğini ve bedenini taşıyacak kadar güçlenebileceğini umuyordu. Ama bunlardan hiçbiri olmadı! Kelebek, hayatının geri kalanını kurumuş bir beden ve buruşmuş kanatlarla yerde sürünerek geçirdi. Ne kadar denese de asla uçamadı. Adamın iyi niyeti ve yardımseverliği ile anlayamadığı şey, kozanın kısıtlayıcılığının ve buna karşın kelebeğin daracık bir delikten çıkmak için göstermesi gereken çabanın, Tanrının kelebeğin bedenindeki sıvıyı onun kanatlarına göndermek ve bu sayede de kozanın kısıtlayıcılığından kurtulduğu anda uçmasını sağlamak için seçtiği bir yol oluşuydu.
Bazen yaşamda tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey çabalardır. Eğer Tanrı, yaşamda herhangi bir çaba olmadan ilerlememize izin verseydi, o zaman bir anlamda sakat kalırdık. O zaman olabileceğimiz kadar güçlenemezdik. Asla uçamazdık.
Güçlü olmak istedim… Ve Tanrı beni güçlendirmek için zorluklar yolladı. Bilgelik istedim… Ve Tanrı çözmem için sorunlar yolladı. Başarı istedim… Ve Tanrı bana çalışmam için zekâ ve kas gücü verdi. Cesaret istedim… Ve Tanrı bana üstesinden gelmem gereken sorunlar verdi. Sevgi istedim… Ve Tanrı bana, yardımcı olmam için sorunlu insanlar yolladı. İyilik istedim… Ve Tanrı bana fırsatlar yolladı. İstediğim hiçbir şeyi elde edemedim, ama ihtiyaç duyduğum her şeyi elde ettim.
Yaşamınızı korkusuzca yaşayın, zorlukların tümüne göğüs gerin ve onların üstesinden gelebileceğinizi açıkça gösterin.”
Bu hikâye kişisel, bölgesel, ulusal, küresel sorunlarımıza da dairdir… Çok da günceldir.
|
 |
Sağlıklı ve güvenli çevre |
|
 |
Bizi dinliyorlar, peki anlıyorlar mı? |
|
 |
Kurumsal itibarınız kaç paradır? |
|
 |
224 OSB’nin sesi… |
|
 |
Aile Anayasası |
|
 |
Reel meydanın medyası… |
|
 |
KOBİ zirve yapıyor… |
|
 |
AB’den önce kişilik… |
|
 |
Marka olmak, ya da olmamak… |
|
 |
Kriz hep yanı başımızda mı? |
|
 |
Sınırlarımız… Sinirlerimiz…. |
|
 |
Çin’den değil, bilgisizlikten kork… |
|
 |
Mesajların altını birlikte çizelim... |
|
 |
KOBİ’lere 3 milyon dolar |
|
 |
Kedinin boynuna çan asmak… |
|
 |
Modern dağ masalları… |
|
 |
Kritik merdiven… |
|
 |
Gramla hesaplanan ürünleri üretebilmek… |
|
 |
İş yok ağabey! |
|
 |
Yerelden evrensele… |
|
 |
Başarı (her alanda) kazasızlıktır… |
|
 |
‘Boğaları’ saldık, hadi kaçalım! |
|
 |
Off! Take-off |
|
 |
FİL’i tarif edelim… |
|
 |
Canavar, kabak ve Konfüçyüs |
|
 |
Zam zincirinde ‘öğretilmiş çaresizlik’ dersleri |
|
 |
Fırtına çıktığında uyumak |
|
 |
Ostim ve bir fincan kahve... |
|
 |
Ceteris paribus |
|
 |
Başarı ve “üç zarf” hikâyesi… |
|
 |
Daha şık olanı bulmak |
|
 |
Biz yapamaz mıyız? Bizden adam olmaz mı? |
|
 |
Her zaman gamlı, her zaman üzgün... |
|
 |
Mevsimlerden sonbahar… |
|
 |
Kriz, üretimin intikamı mı? |
|
 |
Buhran bey yine geldi! |
|
 |
Kâhinin kehaneti! |
|
 |
Bütün krizler geçer! |
|
 |
Sandık ve Obama mesajları |
|
 |
Bol malzemeli gündem… |
|
 |
Adres yerli üretim… |
|
 |
“Kalkınma Ajansı” denen bir mevhum hakkında… |
|
 |
Geleceğe taşınmak… |
|
 |
Usuletle, suhuletle, sükunetle, lütfen! |
|
 |
Takur tukur değil, tıkır tıkır! |
|
|