|
|
|
Krizler İşletmeleri Nasıl Etkiliyor?
Şirketimizin yakışıklı olup olmadığını fotoğrafını çekerek, sağlıklı olup olmadığını röntgenini ve tomografisini çekerek, gelişim özelliklerini ve gelebileceği noktayı da gen haritasını çıkararak buluruz. Bilanço gelir tablosu gibi görünüşü yansıtan, mali analiz teknikleri gibi sağlık durumunu gösteren, sektör analizi ve şirket değerleme gibi ana sınırları ve gelinebilecek noktaları tespit eden çalışmalarla şirketimizin durumunu öğrenebiliriz. Özellikle kriz dönemleri işletmeler açısından çevre şartlarının çok da iyi olmadığı, sağlık durumunun bozulmaya eğilimli olduğu dönemlerdir. Toplumsal zaaflarımızdan biri hasta olmadan doktora gitmemek olunca, hastalık bazen düzelmek için fırsat oluyor. Şirketlerimiz için de kriz dönemleri doktor ve tedavi ihtiyacı hissettirmesi açısından fırsat olarak değerlendirilebilir. Şirketler kriz döneminde ve kriz sonrası nekahet döneminde ortak semptomlar gösterirler. İşletme sahipleri bu semptomları (göstergeleri) bilirse sağlıklı karar verebilirler. Yoksa yapılan sadece semptomatik tedavidir (semptomatik tedavi hastalığın temel etkenini değil, hastanın şikayetlerini gidermeye yönelik tedavidir). Türkiye 2001 yılında ciddi bir kriz yaşamıştı. 2001 yılı sonrası analiz edildiğinde, kriz sonrası dönemler için genelleme yapılarak, ipuçları elde edilebilecektir. 2001 yılı sonrası sadece kriz sonrası olması açısından değil, tek parti iktidarının getirdiği istikrarlı yapının piyasalara hakim olması açısından da önemlidir. Bu düşünceyle Merkez Bankası’nın yedi bini aşkın şirketin mali bilgilerini konsolide eden çalışmasından klinik bulgular elde ettim. İşletmelerin sağlık durumunun takip edileceği dört nokta, aynı zamanda işletmemizin dört ana sağlık göstergesidir. Bu dört nokta ekseninde kriz sonrası bazı dikkat çeken bazı değişiklikler aşağıdaki gibidir. 1. İşletme sermayesi ve likidite: Kriz dönemlerinde işletme sermayesi azalıyor. Kriz döneminden sonra eskisinden daha çok artıyor. Ancak stoklar kesinlikle eski seviyesine çıkmıyor. Kriz dönemlerinden sonra alacaklarda bir miktar artış olması da işletmelerin ortak eğilimi olarak dikkat çekiyor. Kriz döneminde kısa vadeli borçlara yüklendiği için İşletme sermeyesi eriyen Şirketlerin, kriz sonrasında kısa vadeli borçlarında ciddi bir azalma görülüyor. Şirketler kriz sonrasında banka kredilerini azaltıp, piyasaya borçlanıyorlar. 2. Finansal yapı: Kriz dönemleri öz kaynakların eridiği dönemlerdir. 2001 yılında toplam varlıklarının %70’ini borçla karşılayan işletmelerimiz için bu oran sonraki yıllarda %50’nin altına düşmüştür. Şirketler kriz dönemlerinde daha fazla banka kredisi kullanmışlardır. 2001 yılından sonra Türkiye’deki işletmelerin banka kredisi kullanım oranları dikkat çekici bir şekilde düşmüştür. Faizlerin düşmesine, bankaların elinde fon olmasına rağmen şirketlerimizin oransal olarak daha az banka kredisi kullanmaları incelenmeye değer bir durum. Diğer deyişle şartlar uygun olmasına rağmen banka kaynakları da kullanılarak finansal kaldıraç oluşturmak konusunda şirketlerimiz kriz sonrası çekimser kalmışlar. 3. Varlıkların paraya dönüşme hızı: Bir işletme için stokların ve alacakların devir hızı son derece önemlidir. 2001 yılından bugüne kadar satış ve işletme sermayesi kalemlerinin eğilimine baktığımızda stok ve alacakların satışlardan daha fazla arttığı görülmektedir. Mesela 2001 yılında ortalama 30 gün vadeyle mal satan işletmelerin satış vadeleri her geçen yıl artarak 2008 yılında 71 güne çıkmıştır. Yani güven ortamında şirketler daha fazla işletme sermayesi tutmuşlar, ama işletme sermayesindeki artış satışlarda beklenen artışı getirmemiştir. 4. Karlılık: Şirketlerin satışları kriz dönemlerinde düşmemektedir. Satışlar krize karşı duyarlı olmamakla birlikte kar rakamları anında düşüş göstermektedir. Krizden sonra ikinci yılda şirketler toparlanarak önceki satış ve kar rakamlarını üzerine çıkmışlardır. Kriz dönemleri işletmelerimize finansman gideri ve kur farkı giderlerinden dolayı ciddi zarar vermektedir.
Krizlere dayanabilen şirketlerimiz krizi atlattıktan sonra önceki dönemlere göre daha da büyük bir güçle ve sağlıklı bir şekilde geleceğe koşmaktadır. Sağlıklı günler dilerim.
|
|