Anasayfa
Anasayfa
Kobi Gündemi
Röportajlar
Yazarlar
Şirket Haberleri
Fuar Takvimi
Ostim Hakkında
Yararlı Linkler
Gazete Pdf
Basın Bülteni
Kişisel Gelişim
Arşiv
Künye
Ostim Firmaları
Medya ve Reklam
Online Pazarlama
İnternet hizmetleri
Başkent TV
Ostim Gayrimenkul A.Ş.
Ostim Ayen Enerji
Ostim Spare Parts
Ostim Yatırım A.Ş.
Ostim Radyo
ORSİAD
Ostim Kurumsal
Advergame
Email :
Ekle Çikar
 
7
Eylül
2010
Abdullah Çörtü
Krizler İşletmeleri Nasıl Etkiliyor?

Şirketimizin yakışıklı olup olmadığını fotoğrafını çekerek, sağlıklı olup olmadığını röntgenini ve tomografisini çekerek, gelişim özelliklerini ve gelebileceği noktayı da gen haritasını çıkararak buluruz.
Bilanço gelir tablosu gibi görünüşü yansıtan, mali analiz teknikleri gibi sağlık durumunu gösteren, sektör analizi ve şirket değerleme gibi ana sınırları ve gelinebilecek noktaları tespit eden çalışmalarla şirketimizin durumunu öğrenebiliriz.
Özellikle kriz dönemleri işletmeler açısından çevre şartlarının çok da iyi olmadığı, sağlık durumunun bozulmaya eğilimli olduğu dönemlerdir. Toplumsal zaaflarımızdan biri hasta olmadan doktora gitmemek olunca, hastalık bazen düzelmek için fırsat oluyor. Şirketlerimiz için de kriz dönemleri doktor ve tedavi ihtiyacı hissettirmesi açısından fırsat olarak değerlendirilebilir.
Şirketler kriz döneminde ve kriz sonrası nekahet döneminde ortak semptomlar gösterirler. İşletme sahipleri bu semptomları (göstergeleri) bilirse sağlıklı karar verebilirler. Yoksa yapılan sadece semptomatik tedavidir (semptomatik tedavi hastalığın temel etkenini değil, hastanın şikayetlerini gidermeye yönelik tedavidir).
Türkiye 2001 yılında ciddi bir kriz yaşamıştı. 2001 yılı sonrası analiz edildiğinde, kriz sonrası dönemler için genelleme yapılarak, ipuçları elde edilebilecektir. 2001 yılı sonrası sadece kriz sonrası olması açısından değil, tek parti iktidarının getirdiği istikrarlı yapının piyasalara hakim olması açısından da önemlidir. Bu düşünceyle Merkez Bankası’nın yedi bini aşkın şirketin mali bilgilerini konsolide eden çalışmasından klinik bulgular elde ettim. İşletmelerin sağlık durumunun takip edileceği dört nokta, aynı zamanda işletmemizin dört ana sağlık göstergesidir. Bu dört nokta ekseninde kriz sonrası bazı dikkat çeken bazı değişiklikler aşağıdaki gibidir.
1. İşletme sermayesi ve likidite: Kriz dönemlerinde işletme sermayesi azalıyor. Kriz döneminden sonra eskisinden daha çok artıyor. Ancak stoklar kesinlikle eski seviyesine çıkmıyor. Kriz dönemlerinden sonra alacaklarda bir miktar artış olması da işletmelerin ortak eğilimi olarak dikkat çekiyor. Kriz döneminde kısa vadeli borçlara yüklendiği için İşletme sermeyesi eriyen Şirketlerin, kriz sonrasında kısa vadeli borçlarında ciddi bir azalma görülüyor. Şirketler kriz sonrasında banka kredilerini azaltıp, piyasaya borçlanıyorlar.
2. Finansal yapı: Kriz dönemleri öz kaynakların eridiği dönemlerdir. 2001 yılında toplam varlıklarının %70’ini borçla karşılayan işletmelerimiz için bu oran sonraki yıllarda %50’nin altına düşmüştür. Şirketler kriz dönemlerinde daha fazla banka kredisi kullanmışlardır. 2001 yılından sonra Türkiye’deki işletmelerin banka kredisi kullanım oranları dikkat çekici bir şekilde düşmüştür. Faizlerin düşmesine, bankaların elinde fon olmasına rağmen şirketlerimizin oransal olarak daha az banka kredisi kullanmaları incelenmeye değer bir durum. Diğer deyişle şartlar uygun olmasına rağmen banka kaynakları da kullanılarak finansal kaldıraç oluşturmak konusunda şirketlerimiz kriz sonrası çekimser kalmışlar.
3. Varlıkların paraya dönüşme hızı: Bir işletme için stokların ve alacakların devir hızı son derece önemlidir. 2001 yılından bugüne kadar satış ve işletme sermayesi kalemlerinin eğilimine baktığımızda stok ve alacakların satışlardan daha fazla arttığı görülmektedir. Mesela 2001 yılında ortalama 30 gün vadeyle mal satan işletmelerin satış vadeleri her geçen yıl artarak 2008 yılında 71 güne çıkmıştır. Yani güven ortamında şirketler daha fazla işletme sermayesi tutmuşlar, ama işletme sermayesindeki artış satışlarda beklenen artışı getirmemiştir.
4. Karlılık: Şirketlerin satışları kriz dönemlerinde düşmemektedir. Satışlar krize karşı duyarlı olmamakla birlikte kar rakamları anında düşüş göstermektedir. Krizden sonra ikinci yılda şirketler toparlanarak önceki satış ve kar rakamlarını üzerine çıkmışlardır. Kriz dönemleri işletmelerimize finansman gideri ve kur farkı giderlerinden dolayı ciddi zarar vermektedir.

Krizlere dayanabilen şirketlerimiz krizi atlattıktan sonra önceki dönemlere göre daha da büyük bir güçle ve sağlıklı bir şekilde geleceğe koşmaktadır. Sağlıklı günler dilerim.


Diğer Makaleler
İmalatçıdan halka...
KOBİ’lerin penceresinden manzara…
KOBİ’lerin penceresinden manzara…
Mazeret yerine çözüm ve proje üretelim
Gerçekten mesleksiz bir toplum muyuz?Peki Neden?
Milli Sanayi Stratejisi
Koskoca makro dengeler düzeldi,
Kısır döngüden üretken döngüye geçelim mi?
Çok Ortaklılık Kültürsüzlüğü…
Unutmak hadisenin yaşanmadığı anlamına gelmez
Sosyal Güvenlik Açısından Güvende miyiz?
İçeriden bakış…
Yabancı sermaye, milli gelir ve KOBİ’lerimiz
Serbest Piyasa Ekonomisi’nde Vesayet
Faiz ve determinizm
Ostim Taşınabilir Bir Model Olabilir mi?
Büyük başın büyük derdi olur
Bütçe için ekonomi değil, ekonomi için bütçe!
Gençlerimiz işsiz kalmasın
Krizde de bilgi güçtür
Kriz döneminde entelektüel sermaye
Krizin Psikolojisi
Havalar Nasıl Olacak?
Yeni teşvikler eski teşvikleri aratmadı
AB arenasındaki Türk Boğası
Küçük İşletmeler Ölçek Ekonomilerine Karşı…
Açılım Süreci İyi de,
İşsizlerimiz de Açılımı Bekliyor
2009 yılı Nobel Ödülü...

www.ostimgazetesi - Tüm Hakları Saklıdır. Omedya A.Ş. 2005
info@ostimgazetesi.com