2010 Yılına Girerken Çaresiz Değiliz
Seni gerçekle müjdeledik, Öyleyse ümit kesenlerden olma (Hicr 55)
Ostim Esnafı gelecekle ilgili planlarında iyimserlik ile karamsarlık arasında gidip gelmekte. Bu durum hepimizde bir stres yaratmakta sonuçta da hepimiz fikir ve eylem olarak bir kasılmayla, krampla ve kısır döngü ile karşı karşıya kalmaktayız. Oysa gerçek olan, bulunduğumuz hal geçicidir. Hele ülkemiz için düşündüğümüzde bırakın karamsarlığı yıldızımızın çok parladığını düşünüyor ve heyecanlanıyorum. Ümit var oluşumun nedenlerini sizinle paylaşmak istiyorum.
Üretimin ve refahın temeli taleptir. Ülkemizde bastırılmış bir talep bulunmaktadır. Yani ülkemizde daha milyonlarca insanın eve, arabaya, beyaz ve kahverengi eşyaya ihtiyacı bulunmaktadır. Ülkemizde daha birçok insanın sağlık, eğitim gibi hizmetlere ihtiyacı bulunmaktadır. Bunlar üretim kalkınma ve refah demektir. Ülkemizdeki tüm şehirlerin metroya ihtiyacı var. Demem o ki, bu talep hali hazırda var ve uzun yıllar da devam edecek. Bu ise ülkemizde üretim ve kalkınma demektir.
Başka bir açıdan baktığımızda ülkemizdeki mali veriler Avrupa ülkelerine göre tam potansiyeline ulaşmamıştır. Avrupa’daki ülkelere baktığımızda ülkemizin borçluluk oranı ciddiye bile alınamaz. Hele halkımızın borçlanma oranı adeta devede kulak. Yani bu alanda da gerçek potansiyelimizin çok uzağındayız.
Ostim’e, ülke dışından özellikle uçakla 3 saatlik uçuş mesafesinden gelen misafirler, hayran olmaktalar. Herkesin söylediği sizin ustalık, mühendislik, yetişmiş eleman gücünüz çok iyi diyorlar. Kendi ülkelerinde bunun olmadığını ve yetişmesi içinde yıllar gerektiğini anlatıyorlar. Civarımızdaki hiçbir ülkede bizim kadar imalat sanayi yok. Bizimle kıyaslanan ülkelerin (Brezilya, Rusya, Meksika, İran ) gibi ülkelerin en temel özelliği petrol ve doğalgaz gibi stratejik ürün sahip olmalarıdır. Bizim ihracatımızın içinde sanayi mamulleri % 14 iken Brezilya’da % 5, Rusya’da yok adeta. Sanayi mamulü satmak demek kendine güven demektir. Civarımızdaki ülkelerin hiçbiri hiçbir ekonomik alanda bizimle yarışamaz. Bilgi teknoloji ve Pazar konularında kıyaslanamayacak kadar öndeyiz.
Bankacılığımız 2001’de ödenen bedel ve yapılan düzenlemeler ile dünyanın dikkatini çekmektedir.
Çin sayesinde dünyada üretim bollaşmış ve ucuzlamıştır. Keza Çinin yüksek oranda tasarruf etmesi ile dünyada kullanılabilir kaynak artmış ve artmaya da devam edecektir. Bu dünyada enflasyon ve faizin düşük seyredeceği anlamına gelir. Ortamın düzelmesi ile sermaye nerede kar ederse oraya gidecek ve ülkemiz bunların en başında gelmektedir.
Karamsarlığa kapılmamız gereken nokta, elimizdeki bu kadar büyük potansiyeli niye yeterince değerlendiremediğimizdir. Elimizdeki artılardan başlar ise kendimize güvenimiz gelecek, kendimize güvendikten sonra birbirimize güvenimiz artacak, bu aşmadan sonra ülkemize ve geleceğimize güvenimiz artarak kısır döngüden ve ümitsizlikten çıkacağız. Bu noktada hükümete büyük görev düşmektedir. Çünkü başarının ya da başarısızlığın odağı hükümettir. Hükümet kendine güvenirse, başkalarına güvenir, bu aşamadan sonra da ülkesine ve geleceğe güven aşılar.
2010 yılının herkese iyilikler getirmesini diliyorum.
|