» 
» 
Bir umutla girişim

Bir umutla girişim

Cüneyt ÖRKMEZ

Devlet para veriyor sen iş kuruyorsun demiş birisi, 27 bin lira ile kuracağı işinin hayalini kurarak gelmiş ticaret odası tarafından açılan uygulamalı girişimcilik eğitimine. Eşi iflas etmiş, çocukları var. Dikiş makinası kullanabiliyor. Daha çok yöresel kıyafetler dikmiş, rengarenk. Anadolu kadınının yerelde giydiği türen, bindallı, şalvar, işlik ve üç etek entariler. Bir diğeri, işsiz olan eşi ile ne yapalım diye düşünürken gözlerine ilişen kadın çantasını söküp, parçalara ayırarak kalıplarını çıkarmış. Taklit ettikleri birkaç model çantayı ucuza buldukları üçüncü el Çin malı makinenin başına geçip , ilçe ve köy pazarlarında satılacak türden kadın çantaları üretmişler. İki lira karla satarak geçimlerini sağlıyorlar. Onlarda KOSGEB desteğinde kendi işlerini kurmanın, daha iyi bir makine ile daha fazla ve daha kaliteli üretim yapmanın hayaliyle katılıyorlar eğitime. Pazarcılık yapan, haftanın her günü bir başka ilçenin beldenin pazar yerinde ucuz giyim eşyaları satan, soğuktan, yağmurdan çamurdan yılmış, kapalı bir mekanın, kendi dükkanının hayalini kuranlar var. Restoran, kuaför, cafe açmak gibi bilindik işler yanında, galvaniz ustası olup mangal yapıp satmayı düşünenden, yamaç paraşütü kursu açmayı düşünüp doğa severlere uygun bir tesis kurmayı düşünene, kadayıf üretmek isteyenden, seramik atölyesi kurmak isteyene kadar farklı işlere kafa yoranlara rastlamak mümkün uygulamalı girişimcilik eğitimlerinde.

Evet girişimcilik artık köylünün de kentlinin de desteklendiğini bildiği bir konu. Gençler arasında da dalga dalga yayılan bir kariyer hedefi. Üniversitelerde, meslek yüksek okullarında öğrenci topluluklarının organize ettiği etkiliklerin baş konusu. Kadın girişimciliğinden, tekno girişimciliğe, tarımsal girişimciliğe uzanan katmanlara ayrılan bir alan. Yerelliğin, kültürel değerlerin ticarileşmesine, katma değer yaratan ürün ve hizmetlere dönüşümüne yol açan, açtığı yolda yeni iş alanları, istihdam ve ticari canlılık yaratan, kalkınmada anahtar bir kelime girişimcilik. Sadece bizde değil dünyada da böyle.

Avrupa’nın 2000 yılında, uzak doğuda meydana gelen ucuz maliyetli üretim atağı ve teknolojiye dayalı büyümesi karşısında sarsılan rekabet gücüne direne bilmek adına kendine hedef koyduğu Lizbon Stratejileri’nin içerisinde var olan ana düşünce bilgiye dayalı büyüme ile değer yaratılması. Bunun yolu ise yaratıcı, yenilikçi, girişimciliğin yaygınlaştığı bir toplumdan geçiyor. Avrupa’nı 2000 yılından 2012 ye bu yolda ekonomisini düzeltmek adına fazlaca yol aldığı söylenemez. Bunun en önemli kanıtı hala kriz ve ekonomik durgunlukla boğuşan bir görüntüye sahip olması. Bizim durumumuz çok daha dikkat çekici. Nüfusumuz Avrupa ortalamasından daha genç. Ekonomideki dinamizmimiz, insan yapımız ve devlet politikaları ile desteklenen uygulamalara hızlı adapte olabilme gücümüzle orantılı. İhtiyaçlara göre girişim yanında ihtiyaç yaratan bir girişimci anlayışa da sahibiz.

Şimdi KOSGEB uygulamaları ile girişimciliğe ilgi çok daha yoğun.. Bu eğitimlere katılımın ana cazibe merkezi hibe ve destek yanının olması. Şu an için görüntü bu. Benim de eğitimci olarak içerisinde bulunduğum KOSGEB Girişimcilik Desteği kapsamında verdiğimiz uygulamalı girişimcilik eğitimleri sanki işin formalitesi gibi görünüyordu. Katılımcıların ilk algısı bu yönde. Minimum 60 saatlik eğitimi mutlaka eğitim gibi yapmak kadar katılımcılara girişimlerinde başarıya giden en önemli aşamanın bu eğitimler olduğunu hissettirmek gerekiyor..

Bu yolda girişimcilik eğitmenlerinin rolü son derece önemli. Öncelikle bu eğitimler birer yetişkin eğitimi olduğu unutulmamalı. Katılanlara aktarabileceğiniz önemli bilgileriniz ve deneyimleriniz olmalı.. Etkili sunum teknikleri yanında çok iyi iletişim kurulması gerekiyor katılımcılarla. Birazda sosyal sorumluluk tarafı olmalı eğitimcilerin. Yerine göre birer sosyal hizmet uzmanı gibi davranabilmeliler. Yani bireylerin içinde yaşadıkları sosyal çevrelerinden kaynaklanan psiko -sosyal ve ekonomik sorunlarını tespit ederek, bireyin girişimci tarafının varlığını ona hissettirerek yaşamına cesaretle yön verecek adımları atabilmesine yardımcı olabilmeliler. Eğitim dışı zamanlarda, atölye çalışmalarında iletişimlerini, kendilerine gösterilen saygıya layık olabilmeliler. Eğitimci tarafı bu. Katılımcı tarafına gelince aslında başta söylememiz gereken bir ayrıtı, bu eğitimlere katılacakların seçiminin neye göre yapılması gerektiği. Sınav mı ? Mülakat mı ? Eğitim durumuna mı bakılacak olduğu ve seçimi kimin yapacağı ? Aslında her biri de bu eğitimleri gerçekleştiren kurumlar tarafından farklı farklı biçimlerde katılımcı seçimi aşamasında uygulanan yöntemler. Düşüncem ağırlıklı mülakata dayalı olmasından yana. Tabii ki objektif bir bakış açısı ve bu bakış açısına sahip değerlendiriciler yolu ile. Çünkü bu eğitimlere her kesimden insan katılıyor. Özellikle büyük şehirler dışında test usulü ile kimin girişimci olacağını anlamak, özellikle her kesime açık bu eğitime katılacakları seçim aşamasında doğru bir yöntem olarak düşünülmemeli. Bazen sadece okuma yazma bilen iki fakülte bitirenden daha girişimci çıkabiliyor.

Girişim tutkusu, eğitim faaliyetlerini doğurdu. Ülkemizde her alanda eğitime ihtiyaç var. Git gide artan sayıda açılan girişimcilik eğitimlerini bir fırsat olarak düşünerek toplumu aydınlatan yanıyla değerlendirilmeliyiz. Bir prosedür olarak görülen eğitimlerin sürdürülebilir iş planına dönüşme ve başarıya ulaşma şansı yok denecek kadar az. Bu yüzden hakkını vermek ve bu 60 saati nasıl daha verimli bir eğitime dönüştürebiliriz diye düşünmek gerekiyor.

2 Mayıs 2016 Pazartesi 11:54
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *