» 
» 
Büyük Projeler Fırsattır

Büyük Projeler Fırsattır

Orhan AYDIN

İş ve inşaat makineleri sektörünün öncelikle, yakın coğrafyadaki, Türkiye’deki, İç Anadolu’daki, Ankara’daki merkezi OSTİM. Bunu biz söylemiyoruz! Sektörle ilgili dışarıdan OSTİM’de yer almak isteyen, yer arayan uluslararası firmalardan test ediyoruz. Niye buraya geldiniz? ve niye burada olmak zorundasınız? dediğimiz zaman, “Araştırma, analiz yaptırdım. OSTİM çıkıyor.” yanıtını alıyoruz.

Demek ki burada iş makineleriyle ilgili oluşmuş bir ekosistem var. İş makinesinin birinci el, ikinci el satıcıları OSTİM’de. Tamir, bakım, onarım yapanlar, yedek parça imal ve ihraç edenler, yan sanayi üretim odakları OSTİM’de.

Siz bir iş makinesi çalıştırıyorsanız, şantiyeniz varsa, inşaatla ilgili bir işteyseniz buraya uğramak zorundasınız! Belediyeler, yerel yönetimler ve müteahhitler için bölgemiz aynı zamanda çözüm merkezi. Çünkü onlar iş ve inşaat makinelerinin en büyük kullanıcıları ve muhatapları. Sektördeki en büyük firmaların ofisleri de OSTİM’de.

Yedek parça dediğiniz zaman bir tek parçadan oluşmuyor; içinde dişli, şanzıman, hidrolik sistemler, hortumlar, kelepçeler, rekorlar, silindirler, contalar, kauçuk parçalar var. Bunların hepsini Türkiye’de bir arada bulabileceğiniz yegane yerdir OSTİM. Bunları bizden daha iyi yapanlar olabilir ama hepsini bir arada bulabileceğiniz bir yer yok.

OSTİM’de sektörün bu kadar iyi olmasının nedeni burada oluşan sistem. İlk açılışında
burada bir bölgenin tamamında iş makinelerinin tamir bakımcıları vardı. Ondan dolayı bir yetenek oluştu. Ana sanayi firmaları da buraya geldi. Caterpillar, JCB, John Deere, Hidromek hepsi bu bölgede yerleştiler. Çünkü onların da buraya ihtiyacı var. Bu, parayla, tasarımla oluşturulacak bir sistem değil. Kuruluşundan itibaren gelişen bir ekosistem.

Türkiye’nin kurgusu satın alma üzerine. Uzunca bir zamandır bu böyle. Biz satın alan, tüketen bir ülkeyiz. İhtiyacımız varsa hemen satın alalım! Sanayileşme dediğimiz kavramı baştan üretim üzerine kurgulamamışız. Başkalarının ürünlerinin ticaretini yapan bayiler, satıcılar ve kullanan tüketiciler; böyle bir ortam oluşmuş. Bu durum, sanayileşmeyi ihmal edişimizden kaynaklanıyor. Neden “Kendi ürünümüzü yapamıyoruz!” diyerek tasa çeken, uğraşan, kafa yoran bir mantalitemiz yok? Edilgen tüketici hale gelmişiz her şeyi tüketiyoruz. Sadece bu alan değil, her alana baktığımız zaman tüketen bir hale gelmişiz. Bilgiyi de, teknolojiyi de, aracı gereci, makineyi de; her şeyi tüketiyoruz. Üretme yok! Bilgiyi, teknolojiyi, ürünü, makineyi üretme yok. Buraya kafa yormamışız.

“Biz bunu yapamayız, yabancılar yapar, onlar satar biz bakarız” kompleksi oluşmuş bizde. Şimdi bunları atmaya çalışıyoruz. Son yıllarda özellikle, “Yapabiliriz, üretebiliriz, satabiliriz.” deniliyor. Burada ürettiğimiz ürünleri yurt dışına satmak çok kıymetli; bu bizim öz güvenimizi artırıyor. İş makineciler uluslararası fuara gidiyor, orada kendini mukayese ediyor; “Evet ben bunu yapabilirim.” diyor. Gittikçe özgüveni artıyor. Henüz daha özgün tasarım, üretim yok. Araştırma, üniversitenin katkısı yok. Buradaki KOBİ’lerin kendi çabaları, niyeti, savaşı var.

Kümelenme dediğimiz organizasyonlarda bunları bir araya getirip olduğumuzdan daha farklı bir şey yapabilir miyiz? Buna kafa yoruyoruz. Yeterince yapabiliyor muyuz?
Yoldayız! Eskiye göre daha iyiyiz.

Bu alanda da uluslararası rekabete erişmiş ciddi firmalara sahibiz. İŞİM üyeleri arasında da mevcut. Üretebilen, tasarlayabilen, bütün dünyaya mallarını satabilen yetenekli firmalar da var ama bunlar yetmiyor. Türkiye halen ihtiyaçlarının birçoğunu yurt dışından alıyor. Bu konuda özellikle satın almacı kamu kurumları duyarsız.

Girişimcilerimiz kahraman
Üçüncü Havalimanı, Üçüncü Köprü, Avrasya Tüneli gibi projeler Bizim makinelerimizle yapılmıyor! Çok üzücü. Orada çalışan makineler bizim makinelerimiz, kamyonlar bizim kamyonlarımız, dozerler bizim dozerlerimiz, kepçeler bizim, hepsi bizim olması lazım. Buna engel yoktu. Ama hiç fark etmiyoruz bile. Oysa sadece o projelerden bile bir sanayi doğar, üretim alanları oluşur. Dünyaya rekabet edecek firmalar çıkar.

Orijinal ekipman yedek parça üretimi gibi konularda da biz sadece yine yan sanayi ve fasoncu olarak kalıyoruz. Oradan da katma değer oluşmuyor. 10 bin doları geçme oluşmuyor! Olumsuz ve ümitsiz değiliz biz birçok fırsatı ve zamanı kaybetmiş olmakla beraber, Türk sanayisi ve sanayicileri, girişimcilerimiz hakikaten kahraman. Her şeye rağmen üretim yapan insanların enerjisi, sinerjisi ve bütün dünyayı gezerek mücadelesi gurur verici.

10 Nisan 2017 Pazartesi 11:32
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *