» 
»
 

Çek Kanunu, Püsküllü bela (12.12.11)

Ülkemiz iktisadi hayatını düzenleyen kanunlar “atalar dinine” dönmüştür. Atalar dini, güncelliğini, işlevini kaybetmiş; neden, niçin var olduğu konusunda bilginin ortadan kalktığı, uygulandığında iyi, güzel ve doğru sonuçlar üretemeyen kanun ve alışkanlıklara denir.

Ülkemiz iktisadi hayatını düzenleyen kanunlar “atalar dinine” dönmüştür. Atalar dini, güncelliğini, işlevini kaybetmiş; neden, niçin var olduğu konusunda bilginin ortadan kalktığı, uygulandığında iyi, güzel ve doğru sonuçlar üretemeyen kanun ve alışkanlıklara denir. Bu kanun ve alışkanlıklarda işin esası kaybedildiği için, güncelleme ya da işlevini artırma için yapılan her düzenleme “delinin kuyuya taş atması”dan başka bir işe yaramaz. Kırk akıllı değil kırk nesil bu taşı çıkaramaz. “Atalar dini” alışkanlığına uygun kanunlardan biri de “Çek Kanunu” dur.

Her yasama döneminde çek kanununda değişiklik yapılması için kamuoyu baskısı oluşturulur. Kamuoyunu oluşturan taraflar sık sık değişir. Kimi zaman çekle mal satanlar kimi zaman da çek kabul edenler kamuoyu oluşturmada taraf olur. Çek Kanunu ile ilgili son rakamlara bir göz atalım: 2011’in yedi ayında Yargıtay safhasındaki dosya sayısı 217 bin. Aynı dönemde karşılıksız çıkan çek sayısı 307 bin. 2010 Yılında çek kanunu kapsamında açılan dava sayısı 406 bin. Bu rakam özel kanunlara dayalı ceza davasının % 36,2’sini, tüm ceza davalarının ise % 12’sini oluşturuyor. Kanun Kapsamında 8000 kişi halen hapiste yatıyor.

Bu rakamlar karşısında çek yasasında değişiklik yapılacak. Hapishaneler 8000 bin mahkûmdan kurutulacak, Mahkemeler de dosyalardan. Bundan önce yapılan her değişiklik, nasıl içinde bulunulan durumdan daha kötü bir durumu miras bıraktıysa, yeni düzenleme de aynı şekilde olacak: “laf olsun torba dolsun”dan öteye gitmeyecek.

Mali konularda ülkemizdeki deli, Maliye Bakanlığıdır. Maliye bakanlığı yaptığı düzenlemelerle ülkemizdeki ekonomik süreçlerin önündeki en büyük takoz koyucudur. Ülkemizdeki mali konulardaki davaların ve ihtilafların artması ve davaların uzun sürmesinin nedeni Maliye Bakanlığı uygulamalarının atalar dini niteliğinde olmasıdır. Bunu iki örnekle somutlaştıracağım. Birincisi çek kanunun. Zamanın birinde maliye bakanlığının ticari işlemlerin en temel evrakı olan senede koyduğu damga vergisi ödemeler sistemimizi ve buna bağlı hukuki düzenlemelerimiz olan Borçlar kanunu, ticaret kanunu, kıymetli evrak vb. kanunlarımızı felç etmiştir. Bu felci çözmek de hukuk sistemine düşmüş, hukuk sitemimiz bu felçli durumun altında ezilmiştir. Konulan bu damga vergisi ile senet piyasadan çekilmiştir. Senedin yerini çek almıştır. Senedin yerine çekin kullanılması ekonomik süreçte, kansere benzer. Nasıl kanserde bazı hücreler işlevlerinin gerektirdiği hacimden daha fazla yer kaplayıp diğer hücrelerin çalışmasına engel olursa, çek de aynı şekilde işlevinin dışına taşmıştır. Ülkemizde senet, para ve kredi yaratma aracı iken, sadece havale aracı olan çek, para ve kredi yaratma aracı haline de gelmiştir. Kanser tüm ekonomiyi sarmış ve sık sık kemo terapi ve radyo terapi manasına gelen kanun değişiklikleri yapılmak zorunda kalınmıştır. Senette daha sonra damga vergisi kaldırılmış ancak iş işten geçmiştir. Ülkedeki tüm mali kurum, kuruluş ve anlayış çekli ödemeler üzerinde yani kanserli hücrede ittifak etmiştir. Maliye delisinin attığı bir taş, kuş katliamına dönmüştür.

Maliye delisinin attığı taşa ikinci örnek ise: Noter harçlarıdır. İnsanlar arasındaki barışın en büyük teminatı gönül rızası ile alışveriş yapmaktır. Bu alışverişlerde çıkacak ihtilaflarda ise adli düzenin vicdanlarda yaraya mahal bırakmayacak şekilde zamanında çözülmesi gerekir. Bunun gerek şartı ise insanlar arasında yapılan anlaşmaların, yani tarafların iradelerinin meri kanunların usul ve esasları çerçevesinde kâğıda dökülmesi gerekir. Herkesin hukukçu olmadığı bir ortamda bunun yapılacağı yer, Noterlerdir. Noter harçlarının yüksekliği insanları buradan uzaklaştırmakta ve ihtilafların kısa zamanda sonuca bağlanmasına engel olmaktadır. Diğer taraftan Noterlerin 1960’lı yıllardaki kasaba berber dükkânları gibi fiziki ortamlarda faaliyet göstermesi de cabası.

Oysa çağımızda ödeme sistemi teknolojileri son derece gelişmiştir. Meclis iradesi, gelişen bu teknolojiyi dikkate alarak çek, senet, nakit, kredi kartı vb. den oluşan ödemeler sitemini “ağyarını mani efradını cami” şekilde kurgulaması ve yasalaştırması gerekir.
 

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *