» 
» 
Çok kazanıp az yaşamak

Çok kazanıp az yaşamak

Atilla ÇINAR

Bilginin olağanüstü biz hızla dolaşabilmesini sağlayan ‘iletişim devrimi’ dönemi 1990’lı yıllara rastlamakta. Bu yıllar aynı zamanda, bilginin her zamankinden daha önemli ve güçlü bir sermaye durumuna gelişine de tanık oldu. Bilgiyi, özellikle de stratejik öneme sahip bilgiyi elinde tutanlar artık çok daha güçlü duruma geldiler.

Özellikle internet olanaklarının da kullanılabilmesi sayesinde, her türlü bilginin dünyayı saniyeler içerisinde birkaç kez dolaşabilmesi tüm süreçleri, dolayısıyla insanları olağanüstü hızlandırdı.
Bu hız 1990’lı yıllarla birlikte, özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan tüm toplumlarda üç kavramın öne çıkmasına neden oldu: Batılıların kısaca 3C (Change, Complexity, Competition) olarak isimlendirdikleri Değişim, Karmaşıklık ve Rekabet.

Gerçekten de her şey, ama her şey durmadan artan bir hızla değişiyor. Bu değişim, özellikle de biraz geride kalanlar için karmaşıklığı arttırıyor. İşletmeler ise hızla değişen bu karmaşık ortamda ayakta kalabilmek için birbirleriyle kıyasıya, ne yazık ki çoğu zaman da acımasızca rekabet ediyorlar.

Kısaca ‘küreselleşme’ olarak tanımlanan bu manzara tüm dünyada ve ülkemizde en fazla ‘nitelikli’ insan kaynağını etkiliyor. Özellikle eğitim süreçlerinin anlatılan bu manzarayı hızlıca kavrayıp ‘işe el atacak’ özelliklerde insan yetiştiremediği toplumlarda tüm işler hazırda olan insan kaynağına yükleniyor. Bu durumun doğal sonucu olarak, zaten en fazla çalışmakta olanlar daha da çok çalışmak zorunda kalıyorlar. Baş döndüren bir tempo ile çalışılırken ve çözülmesi gereken problemlerin sayısı her gün biraz daha çoğalırken yeni insanlara işi öğretmek için zaman bulmak ne mümkün!

Öte yandan, problemlerin çözümünde yardımcı olması ve çalışan insanlara zaman kazandırması beklenen teknoloji harikası birçok araç gerecin bizzat kendisi çalışanların zamanını çalmakta. Pek çok nitelikli insanın sahip olduğu zamanın önemli bir bölümü yenilenen ofis araçlarını, gelişmiş bilgisayar veya telefonları anlayıp öğrenmeye çalışırken harcanıyor. Aslında zaman kazandırması için alınan araçlar zaman kayıplarına neden olabiliyor. Bu nedenle de zaten çok çalışmakta olan insanların iş yüklerinin sürekli artışına tanık olmaktayız.

Karmaşıklığın artması tüm dünyada özellikle beyaz yakalı çalışanların daha fazla çalışmak zorunda kalmalarının temel nedeni olarak görülmekte. Örneğin 90’lı yıllarda ABD’de yapılan araştırmaların sonuçları, tipik bir Amerikalı'nın haftalık çalışma süresinin 1973 yılında 40.6 saat iken, 1984'de 47.3 saate çıkmış olduğunu gösteriyor. Aynı araştırmaya göre, ortalama Amerikalı'nın kendisine ayıracağı boş zamanlar da giderek azalmakta ve Amerikan vatandaşının 1975'te haftada 24.3 saat olan ortalama boş zamanının 1984'de haftada 18.1 saate düştüğü görülmekte.

Bir başka bilgiye göre ise, elektrik ampulü keşfedilinceye kadar günde ortalama 9 saat uyuyan Amerikalılar, o günden bugüne günde ortalama 7 saat uyuyorlar!

Boş zamanları azaltan nedenlerin başında bilgi ve enformasyon patlamasının geldiğini söylemek yanlış olmaz. İnsanlar bilgisayarlarla ulaşılan bilgilere sahip olabilmek için daha uzun çalışmak zorunda kalıyorlar. Günlük tanımlanmış işlerini bitirdikten sonra da, virüs taraması, yığınla bilginin düzen içerisinde saklanması ve kopyalanması, dünyanın dört bir yanından gelen yığınla enformasyonun elden geçirilmesi vb. işler için çalışıyorlar.
Muhtelif sektörlerden çok yoğun çalışan ama daha az çalışıp daha da az kazanmaya çoktan razı o kadar fazla insanla karşılaşıyorum ki. Değişimin, karmaşıklığın ve rekabetin ortaya çıkardığı bu ortamda birçok insan ne yazık ki hızlı yaşayıp hızlıca da yaşlanıyorlar. Ne kazandıklarını harcayacak ne de öğrendiklerini öğretecek zamanları oluyor.

Kimi zaman bunun bir oyun olduğunu, hatta ‘yeni dünya düzeninin’ oldukça zevkli oyunu olduğunu iddia edenler çıkıyor. Bu oyun, böyle bir oyunun içinde olmak isteyenlere gerçekten zevk veriyor olabilir. Ancak geçen zamana, özellikle de son yirmi yıla bakıldığında bu oyunun dünyayı daha güzel, insanı daha mutlu yapamadığı açıkça görülmekte.

2 Mayıs 2016 Pazartesi 12:09
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *