» 
» 
Değişen Paradigma Ne Diyor?

Değişen Paradigma Ne Diyor?

Korhan GÜMÜŞTEKİN

15 Temmuz kalkışması bizlere bir kez daha hatırlattı: Türk milletinin birlik ve beraberlik içerisinde üstesinden gelemeyeceği zorluk yoktur.

Ünlü yazar, George Bernard Shaw, “Eğer yürüdüğümüz yolda hiçbir engel yoksa o yol sizi hiçbir yere götürmez.” der.

Türkiye de çok zorlu bir yolda yürüyor. Ülke olarak 15 yıla yakın bir süredir, kabuk değiştirmenin, dünyada hakim ülke konumuna gelmenin sancılarını yaşıyoruz.

Hatırlayalım; Sayın Cumhurbaşkanımızın “Dünya 5’ten büyüktür” sözüyle küresel statükoya karşı hamlesi, eksenin yalnızca Batı etrafında dönemeyeceğinin açık ve en net beyanı olmuştu.

Dünya, siyasi ve ekonomik olarak ani ve hızlı değişimlere sahne oluyor. Mesela 2008 yılında başlayan 2012’ye kadar etkilerini gösteren ekonomik krizin izleri tüm çıplaklığıyla hala ortada. Böyle bir dönemi bile en az hasarla atlatmayı başaran Türkiye, artık daha sağlam adımlar atmak zorunda…

Burada da sıkça işlediğimiz; geçmiş dönem seçim beyanları ve hükümet programlarında şunu söyledi: “Artık bize ait olanla; yani yerli ve milli düşünce, yerli ve milli bir teknoloji, yerli ve milli bir üretim paradigmasında mücadele vermeliyim.”

Gerek hükümet programları, gerekse de başta Ar-Ge, teknoloji, KOBİ destekleri, sanayi teşvikleri, dilimizden düşmeyen kamu alımları gibi birçok başlık hepimizi memnun etti…

Olaya iki açıdan bakacağım… Devletin sağladığı imkanlar oldukça güzel ve heyecan verici… Bir tarafta bunları tam ve yerinde kullanabilenler var… Örneğin teşvikten, istihdam ve makine ekipman katkısından hakkıyla yararlananlar… Yatırımı yapıyorlar, bu sayede de iş imkanları oluşturuyorlar, ihracat yaparak göğsümüzü kabartıyorlar. Hem kendilerine hem topluma hem de Türkiye’nin hedeflerine alınterleriyle katkı veriyorlar. Bunların yanında ise açılan bu kapıdan giremeyenler…

Madalyonun diğer tarafında ise uygulamaya ilişkin eksiklikler, geçmişten gelen alışkanlıklar duruyor. Sektör uzmanlarıyla yaptığımız görüşmelerde; 2012 yılında imzalanan, Türkiye’deki kamu alımlarında milat olan ve ayakta alkışlanan; Ankara Metrosu ihtiyacı için 324 araca getirilen yüzde 51 yerlilik şartının sıfır katkı ile seyrettiği iletiliyor. Çin’den hazır araçlar geliyor, raylara iniyor… Diğer yanda ise özgün tasarımıyla yerli firmalarımızın araçları, dünyanın dört bir yanında sorunsuz bir şekilde tıkır tıkır çalışıyor.

Acaba tüm araçlar Çin’den mi alınacak? Kalanlar için sanayicimiz ne zaman katkı verecek?

Ankara-Moskova hattında normalleşme
Uçak olayı nedeniyle ilişkilerimizin bir süre dip yaptığı Rusya ile normalleşme dönemine girdik. St. Petersburg’da gerçekleşen Erdoğan-Putin buluşması iş dünyasında heyecanla karşılandı. Ankara-Moskova hattında projelerin tam gaz sürecek olması şu yorumu beraberinde getirdi: “Ülkemiz Rusya için, Rusya da ülkemiz için vazgeçilmez iki önemli ülkedir. Bu iki önemli ülke aynı zamanda bölgesinde de güçlü ülkelerdir.” İki liderin el sıkışması; daha önce Şangay Beşlisi için verilen mesajla vücut bulan iklimin yeniden canlanması olarak düşünülebilir mi?

Ülke olarak Batı’ya yönelik politikalarımızı kurgularken, dünyanın diğer coğrafyalarına da aynı derecede eğilmemiz gerekiyor. Oyunu kuralına göre; ancak milli değerlerimizle oynamalıyız.

15 Temmuz’u püskürten ruhu; bilime, sanayiye, edebiyata, sanata kısacası hayatımıza iyi adapte etmeliyiz. Bu milletin evlatlarıyla, birlik ve beraberlik bizim en büyük gücümüz.

“Atalarından sana kalanı haketmeye bak! Yoksa senin olmazlar.”
Goethe

OSTİM GAZETESİNİ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

twitter.com/KorhanGumustkn

23 Eylül 2016 Cuma 08:00
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *