» 
» 
Devrim arabaları artık daha öksüz

Devrim arabaları artık daha öksüz

Atilla ÇINAR

Bundan tam üç yıl önce, 2008 yılının Ekim ayında OSTİM OSB’nin organizasyonu, hemen ardından 2008 yılının Kasım ayında ise bu kez OSİAD’ın organizasyonu ile OSTİM çalışanları aileleri ile birlikte ‘Devrim Arabaları’ adlı filminin özel gösterimlerini izlemişti.
Bu nedenle OSTİM’de çalışanlar, ülkemizde yapılan ilk (ve belki de tek) özgün yerli otomobil olan DEVRİM otomobilinin yapılmasının coşkulu 129 günlük hikayesi ile bir o kadar hüzünlü sonunu iyi bilirer.
Zaman zaman ülkemizde gündeme getirilip, sonra daha önemli meselelerimiz nedeniyle çabuk unutulan ‘niçin yerli otomobilimiz yok’ tartışması bu günlerde yeniden manşetlerde. Bu tartışmalar bu kez ne kadar sürer bilemeyiz ancak yerli otomobil konusunun yeniden gündemde olduğu bugünlerde, Devrim Arabası tasarım ve üretim ekibinden bir büyüğümüzü daha kaybettik. Ekibin ‘Süspansiyon ve Fren Grubu’nda yer alan Yüksek Mühendis Mustafa Seyrek 29 Eylül 2011 günü 86 yaşında vefat etti. İzleyebildiğim kadarıyla, Mustafa Seyrek Devrim Arabası projesinde çalışan 23 çok değerli teknik insanın hala hayatta olan son üç veya dört kişisinden biriydi. 1925 yılında Bilecik’de doğmuş olan Mustafa Seyrek, Türkiye’nin başarılı öğrencilere verdiği bursla İsviçre’de mühendislik eğitimini almış ve döndükten sonra da Demiryolları’nda çalışmaya başlamıştı. İlk yerli otomobil olan Devrim’den sonra aralarında Afşin-Elbistan Termik Santralı ve Oymapınar Barajı'nın yapımı dahil birçok projede yer almış, ilerleyen yaşına rağmen, 7 yıl önce meydana gelen Pamukova'daki tren kazasına dair hazırladığı kaza raporunu TCDD'ye göndermişti.
Ne yazık ki onun ölümünün ülkemizde kayda değer bir yankısı olmadı. Mustafa Seyrek yazılı ve görsel basının gündeminde yer bulamadı. Yalnızca Devrim Arabası’nı ve onu yoktan var eden 23 kahramanı unutmayanlar Mustafa Seyrek’i de sessiz sedasız sonsuzluğa uğurladılar. Artık Devrim Arabası biraz daha öksüz, biraz daha kimsesiz ne yazık ki.
Bir mühendis olarak, Devrim Arabası’nı ortaya çıkaran ve ne yazık ki yavaştan unutulmaya başlayan meslek büyüklerimi bir kez daha minnetle anarken, bu köşede onlardan bir kaçının Devrim ile ilgili görüşlerine yer vermek istedim.

Motor şanzuman grubundan Yük. Müh. Salih Kaya Sağın’ın söyledikleri:
“Bu proje Türkiye'nin otomobil tipinin geliştirilmesiydi. İşte bunu anlayamadılar. Türkiye'de otomobil ve motor yapılacağına kimse inanmıyordu. Bizim görevimiz bunu kanıtlamaktı. Kendi özel otomobillerimizi söküp parçalarını inceledik. Pres makinelerimiz, başka bir çok teknik gerecimiz yoktu. Parçaları alçı kalıplarıyla hazırladık. Teknik olarak bu gülünç bulunabilir. Ama asıl gülünç olan Türkiye'de bir otomobilin, motoruyla birlikte bir otomobilin yapılacağına inanmamak değil mi?
“Bir ülke düşünün ki ’motor yapılamaz’ densin. Olanaksız bir sürede motor yapılsın ve bu küçümsensin. Otomobili yaptık. Bu otomobil yürüdü ve hala yürüyor. Biz kendi Amerikamızı keşfettik ama ürettiğimiz otomobile ruhsat bile alamadık...
“Haber, yorum ve fıkralarda, harcanan bunca paranın boşa gittiğinden dem vuruyorlardı. Bize 1 milyon 600 bin lira tahsis edilmişti. Oysa aynı yıl orduda süvari birlikleri kaldırıldığı halde Tarım Bakanlığı bütçesine ’At neslinin ıslahı’ için konmuş bulunan 25 milyon lira ödenekten ve sonucundan kimse söz etmiyordu. Hala merak ederim, at neslinde o günden bu yana bir gelişme sağlanmış mıdır?“

Projenin yönetim ve tasarım grubundan Yük. Müh. Nurettin Erguvanlı o günleri şöyle anlatmış:
“Heyecanlı günlerdi. Özel sektör otomotiv sanayisinde bir hamleye hazırlanıyordu. Bir kaç yıl sonra bir sürü üretim kusuruyla sokaklarımızı dolduracak, yerli (!) arabaların hazırlığı yapılıyordu. Binlerce ve binlerce motor ithal edilecekti Türkiye'ye. Ford, Fiat motorları filan. Tümüyle yerli bir motor üretimi de o günlerde gerçekleşince...“

Motor şanzuman grubundan Yük. Müh. Şecaattin Sevgen ise, bugün de geçerli olan bir gerçeği dile getirmiş:
”Basının ne denli büyük bir güç olduğunu kavramıştım o günlerde ve aralarında gerçekleri sabırla araştıran ve uzun vadeli çıkarları gözetenlerin pek ender bulunduğu kanısına varmıştım. Biz seri üretime uygun bir otomobil yapmadık. Bir prototip yaptık biz. Şayet ilk imalat sorunsuz olursa bu daha kötü olur, eksikleri geliştirilemez. İşte bu anlaşılamadı.“

Henüz geçtiğimiz ay kaybettiğimiz, süspansiyon ve fren grubundan Yük. Müh. Mustafa Seyrek ise şöyle demiş:
“Bu bir meydan okumaydı. Toplu iğnenin bile ithal edildiği bir ülkede bir meydan okumaydı. Devrim projesi başarıya ulaşmış ve kendini kanıtlamıştır. Engellenmesiyle ilgili ayrıntılara girmek istemiyorum. Ama şunu vurgulamak istiyorum. Biz, bu ülkenin yetişmiş elemanlarının, bu ülkenin servetler harcayarak yetiştirdiği mühendislerinin en zorlu teknik sorunların üstesinden gelebileceğini kanıtladık. Bunun onuru bize yeter.”

2 Mayıs 2016 Pazartesi 12:15
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *