» 
» 
Doların Faiz Oranı Neden Bu Kadar Önemli?

Doların Faiz Oranı Neden Bu Kadar Önemli?

Emin AKÇAOĞLU

Amerikan Merkez Bankası FED, Amerikan dolarının faiz haddini artıracak mı; daha doğrusu ne zaman artıracak diye kaygıyla izlenen bir sürecin içindeyiz. Stresli günlerin ardından FED, 17 Eylül’deki toplantıyı da artırım kararını erteleyerek tamamladı. Bu karar hem Türkiye’de hem de dünyanın başka yerlerinde çok kişiye ‘şimdilik’ derin bir nefes aldırdı. Fakat vaziyetin ne olacağını zaman gösterecek. Üstelik bu ‘önemli karar’ ertelendikçe piyasalardaki belirsizlik sürecek. Bir noktadan sonra belirsizlik riskten beter. Çünkü belirsizliği fiyatlandırmak mümkün değil.

Bakın daha yinelenen seçimlerden, seçim sonuçlarına ilişkin beklentilerden, terörden filan hiç söz etmedik bile...

Bütün bu yaşananlar bazı konuları tekrar tekrar gündemimize taşıyor. Bunlardan birincisi şu: Dolar kuru zaten yükselirken Türk şirketlerinin bundan ne yönde etkileneceği. İkincisi bu etkinin vade boyu. Üçüncüsü ise döviz kuru ile faiz oranı arasındaki ilintiden hareketle kurdaki değişimlerin sonraki aşamada faizde yaratacağı değişimlerin, şirketler kesiminde bilançolar üzerinde yaratacağı etkinin ne olacağı.

Elbette bu hususların tümünü herbir şirketin kendi net döviz pozisyonuyla bağlantılı değerlendirmek gerekiyor. Bunu yapacak olanlar da zaten şirketlerin kendileri.

Örneğin her şirket ne kadar döviz cinsinden varlığı ve yükümlülüğü olduğunu dikkate alarak; aradaki farkın pozitif ya da negatif oluşuna bağlı olarak bir değerlendirme yapmak zorunda.

Biz genele baktığımızda şöyle bir değerlendirme mümkün görünüyor: Türkiye’de reel kesimin Haziran 2015 itibarıyla toplam döviz varlıkları 107,5 milyar dolarken döviz yükümlülükleri 283,7 milyar dolar düzeyinde. Demek ki 176 milyar dolar civarında bir pozisyon açığı mevcut. Bu tutar korku verici görünüyor. Ancak söylediğimiz gibi bu tutar toplama işaret ediyor. Dolayısıyla uzun dönemde eğer kurdaki yükseliş trendi sürerse şirket bilançoları ciddi zarar görebilir. Fakat esasen ilk aşamada kısa vadeye bakmak gerekiyor. Kısa vadede vaziyet alarm zillerinin çalmasını gerektirmiyor. Çünkü kısa vadede 83,5 milyar dolarlık döviz varlığına karşılık yükümlülük tutarı 75,7 milyar dolar ki bu da açığa değil 7,8 milyar dolarlık fazlaya işaret ediyor.

Yine de içinde bulunduğumuz süreç pek parlak değil. Değil çünkü kredi faizleri yukarıya doğru hareketlenmeye başladı bile. Hem döviz kredilerinde hem de Türk lirası kredilerde faiz oranları ister istemez kurdaki değişikliklerden olumsuz yönde etkileniyor.

Uğur Yılmaz’ın Dünya Gazetesi’nin 15 Eylül tarihli nüshasında ilk sayfada yayınlanan haberinde bakın neler söyleniyor: “Mevduat, konut, ticari, bütün kredi faizleri arttı. Ticari kredi maliyetleri yıllık bazda %15’i geçerken, ihtiyaç, konut ve taşıt kredileri de el yakmaya başladı. Mevduatta %12.5, ticaride ise %13.5’in altında faiz kalmadı. İlkbahardan sonbahara ticari kredi faizlerinde 240 baz puan, konutta 230, ihtiyaç ve taşıtta ise yaklaşık 200 baz puanlık artış oldu. Bankacılar, tıkandığı anlaşılan firmaların proaktif bir şekilde yüzdürülmeye çalışıldığını, müşteriler için de bu oranların bir bakıma “kredi almayın” anlamına geldiğini belirtiyor. Ayrıca, bazı bankaların da teminatlarını güçlendirmek için kefaletleri çek veya ipotekli kredilerle değiştirdikleri ifade ediliyor. Piyasalardaki belirsizlik ve dalgalanma kredi faizlerini adım adım yükseltiyor. Mevduatta yüzde 12.5, ticari kredilerde ise yüzde 13.5’in altında faiz kalmadı. İlkbahardan sonbahara geçen sürede ticari kredi faizlerinde 240 baz puan, konutta 230 baz puan, ihtiyaç ve taşıtta ise yaklaşık 200 baz puanlık artış yaşandı. [...] KOBİ kredilerinde bankalar 12 aya kadar kısa vadelere yüksek faiz uyguluyor. Vade uzadıkça kredi maliyetinde hissedilir seviyede düşüş yaşanıyor. 12 aylık bir kredinin çıplak faizi aylık yüzde 1.40 seviyelerinde bulunurken, tahsis, sigorta ve vergi gibi ücretlerle kredi maliyeti aylık yüzde 2.5’e kadar çıkabiliyor. Kredi tutarı ve vade uzadıkça toplam maliyet yüzde 1.90’lara geriliyor. Borçlu cari hesap kredilerde ise artık yüzde 13.5’in (aylık %1.10) [...].”

Bunun anlamı şu: Reel kesimdeki Türk şirketlerini sadece kurdaki yükseliş sıkıştırmıyor. Faiz hadlerindeki yükseliş de sıkıştırıyor. Kolay gelsin!

[email protected]

2 Mayıs 2016 Pazartesi 12:17
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *