» 
» 
Ekonomik Kırılganlık ve Yerli İmalat

Ekonomik Kırılganlık ve Yerli İmalat

Abdullah ÇÖRTÜ

“Yaşadığımız konjonktür yerli imalat için radikal karar alma fırsatı sunuyor.”

Gazetemizde bu ay Milli Tren konusunu işledik. Ben de demiryolu ile ilgili değerlendirmeler yaparak konuya katkıda bulunacağım.

Siyasi ve ekonomik çalkantıların yaşandığı içinde bulunduğumuz günler, kendi başımızın çaresine bakmanın ne kadar önemli olduğunu bize hissettiriyor. Çünkü dışarıdan kullandığımız her şey çok maliyetli hale geliyor.

Bireysel hayatımızda nasıl ki sıkıntılı dönemlerde başımızın çaresine bakmamız gerekiyorsa, ülkelerin karşılaştıkları sıkıntılar da onlara kendi kaynaklarına dönmeyi normal şartlara göre daha fazla dayatıyor. Bu anlamda sıkıntıyı fırsata dönüştürmek mümkün…

Sıkıntılı günler yaşıyoruz. Özellikle döviz kurlarındaki artış ithalata bağımlı olan ekonomimiz için ciddi bir tehlikedir. Bu gidişat enflasyonu ve faiz oranlarını artırır. Öz kaynakları zaten yetersiz olan şirketlerimizin bir kısmının artan maliyetlerin altında ezilmesi muhtemel gözüküyor. İşletmelerin sıkıntıya girmesi de işsizliği artıracaktır.

Yaşadığımız fırtınalı konjonktür, acil ve doğru karar alınmasını gerektiriyor. Ülkeyi yönetenler derhal yerli imalatı teşvik edici tedbirler almalılar. Belki normal şartlarda zor alınabilecek bazı kararların sıkıntılı dönemlerde alınması daha kolay olacaktır.

Makro sorunların çözümü mikro başarılarda gizli… Ülkemizde son yıllarda demiryolu ulaşımındaki atak, ithalata dayalı bu sektörde yerli imalat geliştirilerek ve demiryolu ulaşımı yaygınlaştırılarak sürdürülebilir. Hızlı tren atağına demiryolu yük taşımacılığını da ekleyebilsek keşke…

Alıcının Belediyeler ve Ulaştırma Bakanlığı gibi kamu kurumları olması nedeniyle demiryolu sektöründe yerli imalat konusunda kolayca mesafe alınabilir.

Kamu kurumlarımızın değerli karar alıcıları, geliniz radikal bir kararla tüm demiryolu taşımacılığında yerli üretim seferberliği başlatınız. Bu seferberliğin kamu yatırımı şeklinde olması gerekmiyor. TÜLOMSAŞ, TÜDEMSAŞ, TÜVASAŞ gibi kuruluşların tekrarlanması gerekmiyor. Bilakis özel sektöre öncülük yapmak gerekiyor. Projenin PPP (Kamu Özel Sektör İşbirliği) modeliyle ve kamunun yönlendirmesiyle kısa sürede hayata geçirilmesi mümkündür.

Çevrenize bir bakınız. Geri kalmış ülkelerin hiçbirinde demiryolu ulaşımı yok. Bu yazının konusu olmamakla birlikte geri kalmış ülkelerde nükleer santral de bulunmamaktadır. Bunların yokluğu geri kalmışlığın sonucu değil, sebepleri arasındadır. Her iki konu da kamunun öncülük yapmasıyla özel sektör yerli imalata başlayabilir.

Halen yürürlükte midir? Bilmiyorum. Ama 1 Temmuz 2010 tarihli Resmi Gazete’de Devlet Demiryolları bir yönetmelik yayınladı. Bu yönetmeliğin başlığı şu şekilde: “YURTİÇİNDE ÜÇÜNCÜ ŞAHISLARCA ÜRETİLEN YÜK VAGONU VE VAGON ANA AKSAMLARININ TEKNİK KABULÜ HAKKINDA YÖNETMELİK” Yönetmelikte testler, sertifikalar, standartlar, prototip imalat şartları, kontrol raporları gibi bir sürü denetim mekanizmaları getirilmiş. Yönetmeliğin 16 maddesi aynen şöyle diyor: “MADDE 16 – (1) İmalatçı, test süresince, test vagon veya vagonlarından dolayı oluşabilecek her türlü zararın kendisi tarafından karşılanacağına dair teste başlamadan önce taahhütname verir.” Kısacası Yönetmelik adeta yerli imalatçının bu işi yapmaması için düzenlenmiş. Yönetmelikle ilgili detayları buraya sığdırmama imkan yok. Sadece böylesine önemli bir konunun başlığında yerli imalatı yapacak olanları üçüncü şahıs olarak isimlendirmek bile kamunun projeye işbirliğinden daha çok denetim bakışıyla yaklaşımını göstermiyor mu?

Kısaca eğer ülkemizi yönetenler, yaşadığımız konjonktürde radikal değişiklikler yapmak istiyorlarsa en azından demiryolu araçlarının yerli üretimi konusunda kamuyu lokomotif haline getirmeliler...

2 Mayıs 2016 Pazartesi 12:24
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *