» 
»
 

“En Korumacı Ülke ABD’ydi”

Ha-Joon Chang, “Ülkeler ‘Biz bu politikaları kullanmıyoruz.’ diyerek saklıyorlar. Kendisi uyguluyor ama diğer ülkelerin uygulamasını bir şekilde engellemeye, önünü kesmeye çalışıyor. ABD 2. Dünya Savaşı’na kadar dünyanın en korumacı ülkesiydi.” dedi.

İstanbul Ticaret Üniversitesi Sanayi Politikaları ve Kalkınma Merkezi tarafından düzenlenen, Akıllı İktisadi Planlama ve Sanayi Politikaları Konferansı’na (SEPIP 2015) katılan Cambridge Üniversitesi Öğretim Üyesi Ha-Joon Chang, ülkelerin endüstri politikalarını oluştururken, sadece belli bir bölgeyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti. Chang, “Ülkeler ‘Biz bu politikaları kullanmıyoruz.’ diyerek saklıyorlar. Kendisi uyguluyor ama diğer ülkelerin uygulamasını bir şekilde engellemeye, önünü kesmeye çalışıyor. ABD 2. Dünya Savaşı’na kadar dünyanın en korumacı ülkesiydi.” dedi.

Prof. Dr. Murat Yülek başkanlığındaki Sanayi Politikaları ve Kalkınma Merkezi tarafından ilki 4 Haziran 2014 düzenlenen konferansın ikincisi 12-13 Kasım 2015 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Singapur Ulusal Üniversitesi, Ritsumeikan Asya Pasifik Üniversitesi ve Parma Üniversitesi işbirliğindeki etkinlikte ‘Sanayide Uluslararası İşbirliği Bakış Açıları: OSTİM Örneği’ sunumu da yapıldı. Konferansta sunulmak üzere farklı ülkelerden 50'ye yakın akademisyen; sanayi politikaları, iktisadi planlama, büyüme ve kalkınma politikaları, sürdürülebilir büyüme, rekabetçilik ve orta gelir tuzağı konularında tebliğ gönderdi.

‘Seçilmiş Ülkelerde Sanayi ve Teknoloji Politikası Tecrübeleri’ başlıklı ikinci gün oturumunda konuşan Güney Koreli İktisatçı, Cambridge Üniversitesi Öğretim Üyesi Ha-Joon Chang, 1950 ve 1960’lı yıllarda serbest piyasa kapitalizmi ile tamamen devlet korumacılığı arasında bir tercihin söz konusu olduğunu ifade etti. Chang, “Ülkeler, Japonya ekonomisini veya Amerika Birleşik Devletleri’nin serbest piyasa ekonomisini tercih ediyordu. Bu konuları hiçbir şekilde sağlam bir kurama oturtamadık. Farazi kavramlar üzerinden ele aldık, çok sağlam bir temelimiz yoktu. Üniversiteler bu konuda yardımcı oldu. Burada küresel üretim ağı gibi olgular ulusal farklılıkların azaltılmasına yardımcı oldu.” dedi.

Güney Kore gibi ülkelerin endüstri politikalarını farklı bir şekilde uyguladıklarına işlaret eden ünlü iktisatçı, bu politikalarda ve çeşitlilikteki düşüşe rağmen endüstriyel politika düzenleme ihtiyacının giderek arttığını bildirdi.

“‘Biz kullanmıyoruz’ diyerek saklıyorlar”

Güney Kore’nin 2. Dünya Savaşı’ndan sonra mülkiyeti devlete ait olan şirketler kurduğuna dikkat çeken Ha-Joon Chang şunları söyledi: “Avrupa’da; İtalya ve İsviçre’nin de ulusal bir endüstri politikası vardı. Ulusal düzeyde çok sınırlıydı ama bölgesel düzeyde çok güçlüydü. Endüstri politikası olarak adlandırılmadığından çok bilinmiyor ama; ABD’nin de son derece güçlü bir endüstriyel politikası vardı. Ülkeler ‘Biz bu politikaları kullanmıyoruz.’ diyerek saklıyorlar. ABD’nin en önemli hamlelerinden biri; diğer ülkelerin endüstriyel politika uygulamasını önlemektir. Yani kendisi uyguluyor ama diğer ülkelerin uygulamasını bir şekilde engellemeye, önünü kesmeye çalışıyor. Biliyoruz ki ABD 2. Dünya Savaşı’na kadar dünyanın en korumacı ülkesiydi. Dünya Savaşı’ndan sonra, sadece endüstriyel politikalarda değil aynı zamanda diğer alanlarda da ABD’de devlet korumacılığının olduğunu biliyoruz.”

“ENDÜSTRİYEL DEĞİŞİMİ BANKALAR DESTEKLEDİ”

Sanayi politikalarını oluştururken belirli bir bölgeyle sınırlı kalınmaması tavsiyesinde bulunan Ha-Joon Chang, şunları aktardı: “Almanya ve Japonya gibi ülkeler ve İtalya’nın bazı bölgeleri bankalarla ve sanayicilerle sıkı işbirliği içerisine girmiştir. Esasında bankalar geleneksel firmaları desteklemek suretiyle endüstriyel değişimi, dönüşümü desteklemişlerdir. Brezilya’nın belli bir yapısı var.

Kısmen söylüyorum; Brezilya’nın, endüstriyel dönüşüm politikalarının uygulamasında banka ile çok güçlü ilişkileri olmuştur. Bankalar, bu gelişim ve kalkınma sürecinde önemli projeleri finanse etmiştir. Bunun da etkisi ile yeni başlayan işletmecilerin üstlendiği risk azaltılabilmiştir. Piyasaya yeni giren endüstriler olmuştur. Özellikle İsveç’te ve daha az ölçüde Finlandiya’da yeni şirketler kurulmuştur ve bu yeni şirketler yeni teknolojileri uygulamaya başlamıştır.”

“Tüm kesimler içinde olmalı”

İstanbul Ticaret Üniversitesi Sanayi Politikaları ve Kalkınma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Murat Yülek, konferans ardından yaptığı değerlendirmede, etkinlikle ilgili olumlu geri bildirimler aldıklarını kaydetti. SEPIP’in gelenekselleşmesini istediklerini, gelecek yıllarda yıl içerisinde birden daha fazla yapma düşüncesinde olduklarını anlatan Yülek, Akıllı İktisadi Planlama ve Sanayi Politikaları başlığını uluslararası topluluk haline getirmeyi hedeflediklerini dile getirdi.

Yülek, “Bu, teorik bir konu değil. Fazlasıyla gerçek hayatın içinde olan ve ancak eğer karar alıcıların, kararlarını etkileyebilecek hale gelirse etkin olabilecek bir şey. Dolayısıyla akademisyenlerin dışında OSTİM Yönetimi’nden karar alıcılara kadar hepsinin böyle bir uluslararası cemiyetin içinde olması gerekiyor.” görüşünü paylaştı.

HABERE AİT FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *