» 
» 
En Önemli Parametre

En Önemli Parametre

Korhan GÜMÜŞTEKİN

Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir, Şubat Ayı Olağan Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmada iş dünyasının içinde bulunduğu durumu özetledi. Başkan Özdebir, cari açığın azalmasına rağmen sermaye girişlerinde zayıflama yaşandığını ifade etti, finansmana erişim noktasındaki endişeleri paylaştı. Yatırımların ve ekonomik büyümenin yüksek faiz ortamında sürdürülebilmesinin imkansız olduğuna işaret etti; iyi de etti.

Yüksek faiz oranlarının yatırıma engel teşkil ettiği herkesçe malum. Zaman zaman bu tartışma Devletin en üst kademelerinde de yankı buluyor. Özdebir, rakamları mukayese ederken şöyle dedi: “Bugün bazı bankalar yüzde 14 ve üzerinde mevduata faiz vermekteler. Yüzde 8.81 herhalde gerçekleşti yıllık enflasyon, bunun neredeyse iki katına yakın bir mevduat faizi bankalar verebilmekte. Tabi bunu bankalar cebinden vermiyorlar, bizlerin cebinden alıp veriyorlar.”

İstatistikler ne diyor?
Hal böyle olunca gözler rakamlara çevriliyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayınlanan Ekonomik Güven Endeksi manzarayı ortaya koyuyor. Endeks, Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 14,8 oranında azalarak 83,88 değerinden 71,46 değerine düştü. Söz konusu düşüşün kaynağı olarak tüketici, hizmet, perakende ticaret, inşaat ve reel kesim (imalat sanayi) güven endekslerindeki düşüşler gösterildi.

Bunlar içinde reel kesim yani imalat sanayi belirleyici unsur. Sayın Özdebir’in sözleriyle; sanayi üretimi ülkenin genel gelişmesinde en önemli ağırlığı olan parametrelerden bir tanesi ve öncü göstergelerden biri.

İhracat da keza öyle; Ocak ayı sonuçları yüzde 22’lik bir azalmayı gösteriyor. Örneğin; yıllık göstergelere bakarsak; 2023 çizgisini yakalamak için yeterli gözükmüyor. Bu da ister istemez ekonomik dengeler ve hedefler için engel teşkil ediyor.

Rakamlar, dünyadaki gelişmeleri de unutmadan daha sıkı tedbirler almamız, inançla üretime sarılmamız, birlik ve beraberlik olgusunu pekiştirmemiz gerektiğini ifade ediyor.

Yeni bir vizyon iddiasıyla hedefler çizilirken, hedeflerin yakalanmasına iş dünyasının katacağı ivme yadsınamaz. Yatırım, üretim ve istihdamla beklenen olumlu seyir; hiç kuşkusuz sağlam, dayanıklı ve istikrarlı bir yolda hıza hız, güce güç katar.

Çünkü ülkemizin, geleceğine şekil verecek idealleri var. Ancak terör bir yandan uluslararası hesaplar diğer yandan; bu idealleri tökezletme, Türkiye’nin tarihten gelen misyonunu engellemeye çalışıyor.

Hükümet, isabetli bir şekilde hazırladığı reform paketleriyle sanayi başta olmak üzere toplumsal yaşamın temel dinamiklerine yöneliyor. Ar-Ge gibi alanlara el atılıyor, yerli ve millilik vurgusu yapılıyor. Kendi otomobilimiz için mücadele veriliyor mesela… İnovasyonun, tasarımın önemi her fırsatta dile getiriliyor. Böyle de yapılmalı…

Kaynak kadar teknoloji de ‘bizim’ olmalı
Bu köşede, teknoloji ve tasarımın neler ifade ettiğini anlatma gayreti içindeyiz… Kendimize ait teknolojilerin küresel rekabette vereceği sonuçları örnek ülke olaylarıyla aktarıyoruz…

Enerji sektörü de kaynakların yanı sıra bu kaynakları işleyecek teknolojilerde de dış bağımlılığın had safhada olduğu bir alan… Çoğalan nüfus, ihtiyaçların çeşitlenmesi, sanayinin büyümesi gibi faktörler enerjideki ihtiyaçları gün geçtikçe artırıyor.

Uzmanlar, en önemli yenilenemez enerji kaynaklarının petrol, kömür, doğal gaz ve nükleer olduğunu, bu kaynakların dünya enerji üretiminin büyük bir kısmını oluşturduğunu belirtiyor. Bunun yanında, yaygın olarak kullanılan yenilenebilir enerji kaynakları ise; hidrolik enerji, jeotermal enerji, biyokütle enerjisi, güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi olarak sıralanıyor.

Sanayi ve hizmet sektörlerinde 2014 yılında toplam 100 milyon 734 bin 472 ton eşdeğer petrol (TEP) enerji tüketildi. Doğal gaz 32 milyon 498 bin 888 TEP ile en çok tüketilen yakıt oldu. 2014 yılı toplam nihai enerji tüketiminin yüzde 57,7’si imalat sanayi tarafından gerçekleştirildi. (TÜİK Sektörel Enerji Tüketim İstatistikleri, 2014)

OSTİM Yenilenebilir Enerji ve Çevre Teknolojileri Kümelenmesi tarafından düzenlenen toplantıda, gerek özel sektör gerekse de kamu tarafı; mevcut potansiyelin varlığına temas ederken teknolojik altyapıya dikkatleri çevirdi. Enerji ve enerji teknolojilerindeki dışa bağımlılığın vurgulandığı toplantıda sanayi işbirliğine olan ihtiyaç ortaya konuldu.

Bir ülkenin kalkınması ve gelişmesi için sektör ayırmaksızın ciddi, uzun vadeli projeksiyon şart. Dünyada yaşanan gelişmeler bunu zorunlu hale getiriyor.

Yine ve ısrarla bir kez daha söylemek gerekirse: Bu topraklara, yani bize ait olanlarla sahaya çıkmalıyız.

"Cesur fikirler, ileri sürülen satranç taşları gibidir;
yenilebilirler ama aynı zamanda kazanan oyunu da başlatabilirler."
Johann Wolfgang von Goethe

OSTİM GAZETESİNİ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

twitter.com/KorhanGumustkn
 

11 Mart 2016 Cuma 12:37
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *