Anasayfa
Anasayfa
Kobi Gündemi
Röportajlar
Yazarlar
Şirket Haberleri
Fuar Takvimi
Ostim Hakkında
Yararlı Linkler
Gazete Pdf
Basın Bülteni
Kişisel Gelişim
Arşiv
Künye
Ostim Firmaları
Medya ve Reklam
Online Pazarlama
İnternet hizmetleri
Başkent TV
Ostim Gayrimenkul A.Ş.
Ostim Ayen Enerji
Ostim Spare Parts
Ostim Yatırım A.Ş.
Ostim Radyo
ORSİAD
Ostim Kurumsal
Advergame
Email :
Ekle Çikar
 
7
Eylül
2010
Röportajlar
Prof. Onaral'la röportaj

Prof. Onaral: Kalkınma seferberliği Atatürk’ün ‘sanayi neferlerim’ dediği kişilerle olmuştur. “Acaba birlikte çalışıp elimizdeki tüm kaynakları hedeflerimize yönlendirebilecek miyiz?”

OSTİM Gazetesi olarak, Türkiye’nin dâhilde ve hariçteki beyin gücünü kullanabilmesi, ülkemizde bilim ikliminin oluşması ve yenilikçi yaşamı, üniversite sanayi işbirliği çerçevesinde hayata geçirmemiz gerektiğini düşünen, düşünmekle kalmayıp her platformda dile getiren, eyleme geçen bilim insanımız, ünlü Türk girişimci Nuri Demirağ’ın torunu Prof. Dr. Onaral’la röportaj yaptık.

Prof. Onaral’a Ankara’daki çalışmalarını, Ostim hakkındaki düşüncelerini, ülkemizin enerjisini nasıl kullandığını-ya da kullanamadığını-, kendisinin misyonunu ve nihai amacını sorduk; ufkumuzu açan ve topluma umut aşılayan, cesaret veren yanıtlar aldık…

- Ankara’ya, Ostim’e zaman ayırdığınız için teşekkür ediyoruz. İki günlük yoğun bir çalışma temponuz vardı. Toplatırları, katılımları ve Türk Paten Enstitüsü’nde Ostim’in düzenlediği konferansa yönelik ilgiyi değerlendirir misiniz?

Prof. Onaral: Her şeyden önce bu çalışmalar öz görevim olduğum için teşekküre gerek olmadığını söylemek isterim. Çünkü bu iki gün kendimize aldığımız hedefin bir parçasıydı ve bunun bir geçmişi de var. Tüm etkinliklerdeki katılım memnuniyet vericiydi. Sanayicilerin bu etkinliklerde bulunması çok güzeldi. Daha sonra TPE’deki konferansa katılım da beni çok etkiledi. Bu etkinliğin sunumu da çok gönülden hazırlanmış bir sunumdu. O da beni çok duygulandırdı. Eksik olmayın. Sonrasındaki tepkilerde çok olumluydu. Ben şunu hissetmekteyim; Türkiye en azından kendilerini kalkınma gönüllüleri olarak tanımlayan kişiler tarafından büyük bir dönüşüme gelmiş bulunuyor ve bu dönüşümde böylesi toplantılar ilk adımlardır.

- ‘Yenilikçi yaşam’ sunumunuzun içeriği açısından, hedef kitleniz arasında olması gereken ‘karar vericililerin’ önemi nedir? Türkiye genelinde onların bu tür platformlara ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Prof. Onaral: Türk-Amerikan Bilim İnsanları Akademisyenleri Derneği’nin Başkanı olarak kamuyunu daha yakından tanıma fırsatı buldum. Gerek Sanayi Bakanlığı, Devlet Planlama, TÜBİTK, diğer ekonomik kalkınma kurumlarını tanıma fırsatı buldum. Ulusal inovasyon girişimi vasıtasıyla pek çok ilişkiler kuruldu. Hazırlık, söylem dünya kıstaslarıyla yapılmakta yani farkındalık başlamış ve bunun önünü açacak olan kişilerin farkındalığı çok önemli. Halkta da özgün çalışıp yüksek katma değer gibi kavramları anlamaya yönelik bir hazırlık var. Bana kalırsa kamunun da hazır olduğu ortada. Karar vericiler sadece kamu değil, aynı zamanda siyasal iradeye sahip kişilerde de bir farkındalık başlamış durumda. Beklentilerimizi güç birliği yaparak, stratejik kaynakları birleştirerek gerçekleştirmemiz lazım. Benim tek kaygım bu noktada. Acaba birlikte çalışıp elimizdeki tüm kaynakları hedeflerimize yönlendirebilecek miyiz? Orada bir sorun var. Fakat bu iki gün bu soruların büyük bir kısmına cevap buldum.

- Ostim’i ve yönetimini, projelerini, hedeflerini tanıdınız. Ostim OSB ve genel anlamda Ostim modeli hakkında gözlemlerinizi özetle anlatabilir misiniz? Ostim’de nasıl yönetim liderliği var?
Prof. Onaral: Kalkınma gönüllülerinden bahsederken bireylerden bahsediyoruz genellikle. Fakat OSTİM kurum olarak bir kalkınma gönüllüsü. Çok çok özel bir yapı ve bu yapının sadece söylemde değil de eylemde olduğunu görmek benim için çok gönüllendirici oldu. Ostim, bilimin topluma yarara dönüşmesini sağlayacak verimlilikte yerler olması noktasında pek çok yapısalı gerçekleştirmiş. Yönetişimler yerleşmiş. Vakıflar, kâr gayesi güden kuruluşlar, medyayla olan ilişkiler oturmuş ve elle tutulur şekilde çalışır halde. Bunların arasında bazı eksiklikler olabilir. Fakat onların da tamamlanacağına eminim. Liderlik konusunda şunu söylemek istiyorum: Türkiye’nin pek çok bölgesinde gönlünü, halkın kalkınmasına kendisini adamış pek çok kişi var. Fakat pek çoğu birey olarak kalıp, bireysel çabalarıyla bunu yapabileceklerini zannetmekteler. Ostim ise bu tür kişileri bir araya getirip, kurumsallaştırıp, bir altyapı oluşturmuş. Bu altyapıydı bizim özlediğimiz, görmek istediğimiz. Türkiye’nin tümünde ortaya çıkmasını istediğimiz. Sanıyorum Ostim çok güzel bir model.

- Üniversite sanayi işbirliğinde öncü rolü oynaması gerekenleri; sivil toplum, özel sektör, kamu, üniversite, yerel yönetimler, vs. sıralamak istesek, nasıl bir sıralama yapabiliriz?
Prof. Onaral: Sıralama diye bir şey düşünmeyelim. Herkesin katacağı bir değer var. Birinin bazı nedenlerle öne geçmesi, diğerlerini sürüklemesi söz konusu olabilir. Bu durumda ben sivil toplum örgütleri veyahut kâr gayesi gütmeyen kurumların öncülük yapacağına inanıyorum. Burada bireylerin öncülüğünden daha çok, güç birliği uyum ahenk içinde çalışabilen fakat farklı değerleri bir araya getirebilenler öncü olacaklar. Genellikle kamudan beklenir bu önderlik. Nitekim bu önderlik sorumluluğunu üzerine almış pek çok kuruluş var. Sanayi Bakanlığı, Devlet Planlama diğer bakanlıklar da olabilir. Fakat esas itici gücün bence halkı temsil eden sektör kuruluşları, sivil toplum örgütleri sonra üniversite paydaşlıkları ile başlayacağını zannediyorum. Bunun için de üretici elemanı çok önemli. Üretici, topluma gidecek değeri son haline getiren kişiler oldukları için onların sözü geçecektir. O açıdan belli evrelerde belli öncüleri göreceğiz, belli sözcülerimiz olacak. Biz hep birlikte olduğumuz için kimin bizim adımıza konuştuğu önemli olmayacak. Doğru sözü söylemeleri bizim için çok önemli. Böylece siyasal iradede en sonunda isteseler de istemeseler de bu dalganın bu hareketin içine girip hatta yasal düzenlemelerle bize inandıklarını ispat edecekler.

- Ülkemizde ‘Bilim İnsanı’nın çalışma ortamını; kanunlar, yönetmelikler genel olarak mevzuat, gelenek ve göreneklerimiz ve alışkanlıklar açısından nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir bilim ve bilişim iklimi nasıl yaratılabilir?
Prof. Onaral: Çok güzel bir soru. Bizim esas gündemimiz bu. Yurtdışındaki beyin gücümüzün en azından bir kısmının iki dünyalı olarak yaşamasını sağlayabilecek ortamların hazırlanmasında bu iklimin bütün düzenlemeleriyle bütün özendiricileriyle bütün ödüllendiricileriyle hazırlanması çok çok önemli. Bu açıdan Avrupa’dan Amerika’dan gördüğümüz kalıpları, modelleri alıp buraya getirmenin çok yanlış olduğunu düşünüyorum. Bu modellerin temel ilkelerinin anlaşılıp, bizim kendi gerçeklerimize ve özgün değerlerimize uyarlanması çok önemli. Anadolu kültürü ile yetişmiş insanlar çok zengin bir yargı, görgü spektrumu taşırlar. Bizlerle burada bulunan 3 öğrenci vardı. Ben onlara Anadolu güzelleri derim. Biz niye güzeliz derler, çünkü sizin ruhunuz güzel, Anadolu’nun güzellikleriyle donanmış ruhlarsınız, siz gerçekten güzelsiniz derim. Çocuklar ilk başta bunu duyunca biraz tedirgin olurlar daha sonra birbirlerine ‘bir Anadolu güzeli daha geldi’ diye takılırlar.

- Bir misyon sahibi olduğunu biliyoruz? Bunu ‘özgörev’ olarak tanımlıyorsunuz. Ülkemizde pek çok ilde özellikle üniversite sanayi işbirliği, bilim ekosistemi ve inovasyon gibi konularda konferanslar veriyorsunuz? Misyonunuza bağlı olarak nihai amacınız nedir?
Prof. Onaral: Nihai amacım her sunumun sonunda Ankara’daysam eğer Ankara’nın değerlerini zenginliklerini ulusal kalkınma da gerçekleştirmek. Davamız Ankara’nın zenginliklerini; ki bu zenginlik sadece fiziki değil insani zenginlikleri de ulusal kalkınmamızda değerlendirmek. Davamız budur. Toplumun her kesimindeki bireylerin kalkınmasıyla kalkınırız. Sektörlerin bir tanesini diğerinden soyutlamak söz konusu olamaz. Savunma Sanayi Gündemi’nin Ekim sayısında bir yazım çıktı. Orada da bahsediyorum. Savunma Sanayini diğer sanayiden soyutlayamayız. Yalnızca yatırımlarımızı ona yapamayız. Bizim stratejik konulardaki bütün sektörlere yatırım yapıp, hep birlikte yükselmemiz söz konusu. Tabi bu sektörler yükselirken halk da birlikte refaha gidecektir. Demek ki olayımız topluma yarar sağlamaktır.

- Merhum girişimcimiz Nuri Demirağ’ın torunu olmak özel bir anlam taşıyor. Onun ismini vurgulamak da kendisini toplumsal kalkınmaya, girişimciliğe adamış insanlar için bir görev. ‘Nuri Demirağ’ın torunu’ vurgulaması ile anılmak sizin yükünüzü ağırlaştırıyor mu?
Prof. Onaral: Çok enteresan bir şey var. Yakın zamana kadar bunu kimse bilmezdi. Bizde bahsetmezdik. Kalkınma seferberliği Atatürk’ün ‘sanayi neferlerim’ dediği kişilerle olmuştur. Devlet altyapıları yapmış. Girişimciler de Atatürk ve onun etrafındakilerin desteklediği bir ekip. Sadece büyükbabam yok. Büyükbabamın isminin hatırlanıp, diğerlerinin unutulmuş olmasının nedeni, onun bazı çıkışlarının hezimetle sonuçlanması olabilir belki de; bilmiyorum. Büyükbabamın ölümünün 50’inci yılı 2008 yılıydı. Bizim ailemizi de şaşırtan belgeseller fotoğraflar çıkmaya başladı. Zaten bu arşivlerin gerçekten bilirkişilerin eline geçmesi gerektiğine inandık ve o yüzden bana geçti. En azından havacılık konusundakiler babamdan bana geldiler. Büyükbabamın ölümünden yarım asır geçtiği için ve halkımızın hatırlamak istemesinden dolayı biz de tabi buna katkıda bulunmak istiyoruz. Bu artık büyükbabamı değil, o devrin girişimcilerini hatırlatıp, gençlerimize anlatıp bir Türk insanının insan gücünün yapabileceği her şeyi yapabileceğini ispat etmiş kişileri anlatmak şeklinde olduğu için yük değil bilakis bizim arkamızdaki bir rüzgar.

- Türkiye siyasal ve politik açılardan enerjisini sizce tam olarak kullanıyor mu? Yanlış mı kullanıyor? Bizim ülke olarak nelere odaklanmamız lazım? Dünyanın gerçek gündemini kaçırıyor muyuz?
Prof. Onaral: Her ülke bizim geçtiğimiz süreçlerden geçmek zorunda. Bilim insanları olarak sanayiciler olarak dikkatimizi hedefimizden ayırmamamız gerekir. Hedefimiz bilgi ve bilimin ekonomik değere dönüşmesidir. Toplumun refahıdır, toplumun kalkınmasıdır. Demek ki bizim dikkatimizin fazla dağılmaması gerekir. Fakat bu süreçleri de yaşamak zorunda olduğumuz düşüncesiyle hareket etmemiz, bilimsel olarak yaklaşılan her konuda bir çözüm olacağına inanmamız gerekir. Bu süreç içinde dikkatimizi toparlamamız gereken konulardan ayrılmamamız, vazgeçmememiz, yılmamamız gerektiğine inanıyorum. Türkiye bugünlerde yaşadığımız olayların aklıselim yaklaşımlarla üstesinden gelecektir. Doğru yolu bulacaktır ve bilimi esas itici güç olarak kabul eden bir toplumun menziline ulaşacağını düşünüyorum. Zaman kaybetmememiz gerektiğine, ivedilikle üstüne gitmemiz gerektiğine, özgün üretimlerin tasarımların üzerinde çalışmamız gerektiğine inanıyorum.
Fakat diğer konularda yaşanması gereken konular. Amerika’da da Çin’de de bunlar yaşanıyor. Demokratik olmayan bir toplumda potansiyele yaklaşmak çok çok zor. Demokratik düzeni Çin’in yakın bir gelecekte getirebileceğini zannetmiyoruz. Çünkü halkın büyük bir kesimi hala ekonominin bir parçası değil ve hala çok yoksul. Bu nedenle Çin belli bir politika takip etmekte. Bizim gibi bilim insanları politik düzenle anlaşmasalar dahi o yolda yürümek zorundalar. Nitekim azimle stratejik bir şekilde yürüyorlar. Onların yürüdüğü gibi biz de yürüyeceğiz. Bizim gibi kalkınmakta olan pek çok ülke de yürüyor. Mesela daha gelişmiş bir ülke olduğunu düşündüğünüz İspanya, çok zor devrelerden geçti. Fakat yolu şaşmadı. Nitekim pek çok konuda kendini dünyada birinci sıralara doğru yükseltmekte. Hâlbuki paralelinde yaşadıkları çok zor şartlar vardı. Fakat onları sonunda çözdüler ve ispat ettiler ki odaklanmış enerji gerçekten doğru enerjidir. Dağılmamamız lazım. Bizim misyonumuz belli; özgörev belli. Bu özgörev bizi hedefe ulaştıracak. Bu demek değil ki biz diğer konulara kapalı kalacağız. Bu türlü bir özgörevde katkısı olacak yasal düzenlemeler siyasal irade bizim onlara göndereceğimiz kavramlar politikalara dönüşünce gerçekleşecektir. Demek ki bizim çok geniş düşünen kişiler olmamız lazım. Fakat enerjimizi fazla dağıtmadan ulaşacağımız noktaya doğru yürümek zorundayız.

- Sizin konferanslarda Atatürk’ün sözlerine de atıfta bulunduğunuz bölümler oluyor. Örneğin ‘Ufuklara kadar görüyoruz, daha ötesini görmeye çalışmalıyız’ şeklinde. Bununla neyi ifade ediyorsunuz?
Prof. Onaral: Belli nedenlerle belli süreçleri yaşadığı için bazı açıklar verip bizden çıkarı olan bazı devletlerin girişimlerine doğru cevaplar veremediğimiz için kaybettiğimiz bir zaman var. Bu zamanı aşmak için elimizde çok gizli bir silah var. Bu da bizim beyin gücümüz. Türkiye’nin içindeki beyin gücü, Türkiye’nin dışındaki beyin gücü. Zamanı yakalamak konusunda bu gücü değerlendirmemiz gerektiğine inanıyorum. Fakat zamanı yakalamak yani zaten koşmakta olan diğerleriyle bir noktaya gelmek ve onlarla birlikte koşamamak endişesi de var bende. Bunun için bizim onların yakaladıklarının daha ötesinde çalışır pek çok konumuz olmalı pek çok yatırımımız olmalı. Hiç kimsenin yapamayacağını Türkiye’de yapmak. Bunu nanoteknolojide yapmak, bunu yenilenebilir enerjide yapmak. Böylelikle pek çok yükselen konuda kimsenin düşünemediğini en önce Türkiye’de gerçekleştirmek. Bu tabi bir hayal gibi gözükebilir fakat biz ilk örneğini somut olarak ODTÜ Teknopark Bilişsel Bilimler Fakültesi ile gerçekleştirmekteyiz. Olamaz bir şey yok. Bu sadece buzulun bir ucu. Türkiye zamanı yakalar, eğer iradesi, azmi ve sebatıyla çalışacak olursa. Yakalar ve ötesine geçer. Nasıl Kurtuluş Savaşı’ndan sonraki dönemde yapmışız, Osmanlı devrinde de herkesin önüne geçtiğimiz dönemler olmuş, buna parlak yükselme devirleri diyoruz. Böyle bir şeyin olmamasının nedeni yok bence.

- Sizi bölgemizde bir yönetici, bir ‘uzman kişi’ olarak görüyoruz. Bunun için teşekkür ediyoruz. Ostim’in bundan sonra üniversite sanayi işbirliği ve gündemindeki diğer projeleri için nasıl bir yol haritası olmalı
Prof. Onaral: Beni aranıza almanız benim için bir onur. Çok mutluyum ki Ankara’da doğru adrese gelmiş bulunuyorum. Ben ve arkadaşlarım elimizden geldiğince bu olayın parçası olacağız. Yol haritası çok ilginç bir olaydır. İçerden çizilir yol haritası. El ele kol kola vererek birlikte bir yol haritası çizeceğiz. Mühim olan sürdürülebilirliği planlamak. Bu sadece yapısal yönetişim açısından değil ticari sürdürülebilirliği planlamak ve aynı zamanda da daha önce görülmemişleri planlamak. Fakat her zaman evrilmesini de öngörmek. Yani evrilebilecek düzenleri oturtacak yol haritası. Genellikle bizim her zaman duruma, fırsatlara göre değişen bir yol haritamız vardır. Biz o kadar alışığızdır ki evrilen stratejilerle birlikte çalışmaya, hiç şaşırmayız. Hedefimiz her zaman aynı kalır. Fakat fırsatları değerlendirebiliriz. Hepimiz ortak yol haritasında yürüyüp aynı zamanda yoldaş olacağız. Biz bu yolculuğa sanıyorum bugün çıktık. Bu yolda düşme kalkmalar olacaktır. Bizi şaşırtanlar olacaktır. Eğer bu tuzakları hazırlayanlardan daha akıllıysak, bazı çelişkileri öngörebilirsek bu yolda yürümeye devam ederiz.

Röportaj: Kemal ÇEKÜÇ

Diğer Röportajlar
MAKESAN: Ustasından hidrolik makineler
Tüzün Kardeşler’in ilkeleri var…
Ostim Formula G’ye güneş arabası yapıyor
Ostimspor 3. Ligi bir golle kaçırdı
Sanatçı Kadir Çöpdemir, KOBİ’leri övdü
ODTÜ 50.YILINDA
Renkli ışıklara ve eğlenceye aldanmayın…
KOBİ’lerin rakipleri
İnşaat sektörü ekonominin lokomotifidir...
İkmal Endüstriyel Marketleri Sanayinin ‘gıda maddesini’ satıyor
‘Sanayici sosyal sorumluluk duygusu taşır’
ETA Transformatör firması sahibi Taşıyan:
Ostimli EKİP; ekip ruhu ile sınırları aştı
Omedya, KOBİ’lere pazarlama iletişimi çözümleri sunuyor.
SU sektöründe neler oluyor?
HAZAR: Biz devletin sanayici evlatlarıyız…
Düşünmek-Konuşmak-Davranmak (günde 5 dakika)
Ülkemizi düşünen sanayici bu projede yer almak isteyecektir
“2009 EMGE’nin yılı olacak”
OSTİM’İN POTANSİYELİNİ YURTDIŞINDA GÖSTERECEĞİZ
Ostim’de yeni nesil iş başında
HERKES ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMALI
KÜME, BÖLGESEL KALKINMAYI SAĞLAYABİLECEK BİR MODELDİR
“Devlet KÜMELENME projelerine fon sağlamalı”
“Önde olmak için farkınız olmalı”
"Devlet, çözüm paketlerini baştan çalışıp öyle çıkarmalı"
OSTİM’li KOBİ mücadelesine devam ediyor?
OSTİM’deki KOBİ’ler güçleniyor

www.ostimgazetesi - Tüm Hakları Saklıdır. Omedya A.Ş. 2005
info@ostimgazetesi.com