» 
» 
Gençliğin yeni anlamı

Gençliğin yeni anlamı

Cüneyt ÖRKMEZ

Son yıllarda dünya ticaretinde artan rekabet ülkelerin kendi kalkınma planlarını yeniden gözden geçirmelerine neden oldu. Dünyada gelişmeyi hedefleyen ülkeler rekabetin küreselleşmesi ile piyasa-devlet ilişkisini iyi kurarak ihracata dayalı büyümeği gerçekleştirmek üzere harekete geçtiler. Piyasa ve devlet ilişkisi gerçekten önemli. Ne kadar da piyasa için serbestlik, özgürlük ve kendi dinamikleri önemliyse de devletin düzenleyici rolünün ötesinde yapacağı katkılar, yarışanların performansını derinden etkiliyor. Yani aslında devlet bu konuda yaratıcı düşünebilmeli. Piyasa nereye bakıyorsa devletin gözü de orayı görmeli. Hatta piyasadan da önce öngörmeli, önden görmeli. Görmeli ki gelişmeyi hedefleyen ülke çok gelişmiş ülke olsun. Piyasa kavramı ise artık eskinin çok ötesinde farklı anlamlar içeriyor. İçi dışı kalmadı piyasanın. Tek bir piyasaya doğru giden bir dünya var, kimine göre hızlı kimine göre ağır. Girişimci iseniz dünya haritasını elinize alıp baktığınızda gördüğünüz her yer sizin pazarınız olabilir. Yeni nesil girişimin böyle bir geniş açısı var. Geniş bir bakış açısı… Peki ya devlet? Onun bakış açısı özgür girişimciden geri değil daha öte olmalı.

Şimdinin girişiminde moda inovasyon. Yani var olanı keşfetmeyi değil değer yaratma yollarını keşfetmeyi hedefleyen karlı yaklaşım. Kim bu yaklaşımda başarılı oluyorsa hemen fark ediliyor. Silikon Vadisi’nin sırrı da burada. Tabii ki işi tekno-girişime odaklamak bekli de en karlısından yola çıkmak gibi görülse de, inovasyon girişimciliğin her türü için geçerli sihirli bir formül. İnovasyonu önceleri herkes uçuk kaçık marjinal adamların, zihni sinirlerin işleri gibi anlıyordu. Tıpkı Ar-Ge gibi inovasyon da ilk başlarda KOBİ’ler ve girişimciler tarafından mucidin icat işi, kaynayan tüpler, bir dizi kimyasal tepkimeler sonrası ortaya çıkan “işte buldum buldum” diye bağırarak kendini dışarı atan gözlüklü adamların işleri gibi düşünülüyordu. Hele şükür ki konuşula, yazıla, çizile bu anlayış epeyce değişti. İnovasyon için gözlüklü adamlara ihtiyaç olmadığı artık biliniyor!

Peki, kim yapar bu inovasyonu? Yaratıcı düşünende fazlaca var bu potansiyel. Gençlik bir potansiyel bu açıdan. Üniversitelerde ve hatta daha öncesinde sağlam bir altyapı olursa gençliğin değer yaratma yollarını keşfi daha kolay oluyor. Dünya’nın bu günkü demografik yapısına baktığımızda, toplam dünya nüfusunun yarıdan fazlası 25 yaş altı bir topluluktan oluşuyor. Sadece buradan hareketle gençlik politikalarının aslında dünyanın geleceği açısından ne kadar önemli olduğunu kavrayabiliriz.

Zorunlu rekabet stratejisi ülkeleri son yıllarda gençlik politikalarını aynı zamanda ekonomik kalkınma ile bağlantılı düşünmeye itti. İnovasyonun bir rekabet stratejisi olarak ortaya çıkması ve inovasyonun özellikle yeni teknolojilere yatkın genç insanlar tarafından daha kolay ortaya koyulabilmesi, gençliğin istihdamında önemli sorunlar yaşayan hükümetleri, girişimciliği ve özellikle de genç girişimciliği desteklemeye yöneltiyor. Beyin göçünün, beyin transferinin arkasında da bu anlayış var. Kendi gençliğinin yanında dünya gençliğini tarayan, en iyileri arayan anlayış.

Ayrıca yakın dönemde yaşanan ve etkileri hala devam eden küresel ekonomik krizin de gösterdiği gibi talep daralması dünya ekonomileri için ciddi bir tehdittir. Gençliğin ekonomik açıdan güçlendirilmesi üretim ve tüketim dengeleri açısında da son derece önemli.

Gençlik hızlı ve inovatif bir üretim kabiliyetine sahip olduğu kadar hızlı ve çeşitlenmiş bir tüketim özelliğine de sahip. Eğer dünyada endüstrileşme ve ticaret anlamında bir dinamizm istiyorsak gençlik politikalarımızı daha etkin tasarlayabilmeliyiz.
Ülkemiz de birçok ülke gibi genç nüfus açısından önemli sorunlarla karşı karşıya. Eğitimsizlik, yoksulluk, sosyal dışlanma bunların bazıları. Bunlar kişisel donanım ve motivasyon eksikliği ile açıklanamayacak kadar çok boyutlu sorunlar. Ayrıca bu sorunlar sadece istihdam olanağı sağlayarak aşılabilecek sorunlar da değil. Sadece iş sağlayarak da bazı sorunlar aşılamıyor. Sosyal politikaların ekonomi politikaları ile örtüşmesi belki de sosyo-ekonominin günümüz şartlarında yeniden yorumlanması anlamına gelecek. Belki biraz düşündürücü ama gelecek nesiller açısından, ülkelerin, dünyanın geleceği açısından düşünmeye fazlasıyla değer.

2 Mayıs 2016 Pazartesi 11:52
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *