» 
 

"Güçlü Bir Türkiye Hedefindeyiz"

T.C. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi “Marka ve tasarım değeri yüksek ürünler pazarlayan, uluslararası pazarlarda güçlü bir Türkiye yaratmayı hedeflemekteyiz.” dedi.

Türkiye, 2013 yılını 151,7 milyar dolarlık ihracatla tamamladı. Bu ivmenin yakalanmasında, devletin teşvik edici uygulamaları ile nitelikli üretim anlayışı önemli bir paya sahip. Ülkemizin dış ticaretteki görünümünü değerlendiren T.C. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi de bu hususun altını çizdi. Dünya pazarlarında rekabet gücü elde etmenin temel koşulunun, teknolojiye dayalı ve marka odaklı ürünlerin üretiminden geçtiğini belirten Zeybekçi, “Marka ve tasarım değeri yüksek ürünler pazarlayan, uluslararası pazarlarda güçlü bir Türkiye yaratmayı hedeflemekteyiz.” diyor.

Sayın Bakanım, Türkiye ekonomisinin 2014 hedeflerine ilişkin görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
2013’ün ilk yarısının sonlarından itibaren küresel ekonomide gelişmiş ülkelerin para politikalarındaki belirsizlikler özellikle gelişmekte olan ekonomileri tesir altına aldı. Bu belirsizliklerden Türkiye de etkilendi. Ancak bu belirsizliklere ve bunların yarattığı olumsuzluklara rağmen Türkiye, 2013’te özellikle büyüme açısından ilk üç çeyrekte iyi bir performans sergiledi. Türkiye ekonomisi 2013’ün 3. çeyreğinde %4,4 büyürken ilk üç çeyrekte ortalama %4,0 oranında, beklentilerin üzerinde büyüdü. Son çeyrekte de iyi bir performans gösterip yılı, revize edilen Orta Vadeli Program (OVP) hedefi olan %3,6’nın üzerinde bitirmeyi öngörüyoruz.

2014’te Fed’in (ABD Merkez Bankası) varlık alımlarını azaltmaya devam edecek olmasının, küresel ekonomideki belirsizliklerin ve bunların Türkiye’de cari açık, döviz kuru, enflasyon ve faiz oranları üzerinde yarattığı tesirin ekonomimize reel etkilerinin olacağı değerlendiriliyor. Ancak Türkiye’nin, yerinde politika önlemleri, güçlü mali ve finansal yapısı ve küresel ticarette günden güne artan ağırlığı sayesinde bu tür gelişmelerden minimum düzeyde etkilenmesini bekliyoruz.

Diğer taraftan en büyük dış ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği’nin (AB) büyüme sürecine geçmesiyle AB’ye artan ihracatımız 2014’te de artmaya devam edecektir. Yine yanı başımızdaki Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da istikrarın yavaş yavaş sağlanmaya başlamasıyla bu bölgeye ihracatımız da yükselişe geçecektir. Bu sayede 2014 yılı sonunda ihracatta 166,5 milyar dolar olan OVP hedefimize ulaşmayı öngörüyoruz. Büyümede ise bu yıl özellikle net ihracat itici güç konumuna geçecektir. İç talepteki kısmi azalmaya rağmen büyümede OVP hedefimiz olan %4,0’ı yakalamak için çalışmaktayız.

İhracattaki başarı grafiğini tetikleyen etkenler nelerdir? Bunu ilerletmeye yönelik Bakanlık olarak ne gibi çalışmalar içerisindesiniz?
Beş yıllık kriz sürecinin ardından küresel ekonominin, başta gelişmiş ekonomilerde görülen toparlanma sebebiyle ivmelenmeye başladığı günümüzde, dünya pazarlarında rekabet gücü elde etmenin temel koşulu, teknolojiye dayalı ve marka odaklı ürünlerin üretiminden geçmektedir. Bu sebeple Bakanlığımca, geleneksel sektörlerimizin yanı sıra Ar-Ge’ye dayalı katma değeri yüksek ve teknoloji odaklı sektörlerde üretim ve ihracatımızın artırılmasına özel önem verilmektedir.

Nitekim, Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıldönümünde 500 milyar dolarlık ihracatı gerçekleştirmek amacıyla kamu ve özel sektör işbirliğinde oluşturulan 2023 Türkiye İhracat Stratejisi çerçevesinde ülkemiz ihracatını hem nicel hem de nitel olarak artırmak ve geliştirmek yolunda çalışmalar yürütülmektedir. Bu doğrultuda, 2023 yılı hedefleri ve gelecek beklentileri ile sektörel hedeflere paralel bir şekilde tasarlanan Stratejimiz ile teknolojik dönüşümü tamamlamış, lojistik ve mevzuat altyapısı güçlü, en yeni üretim teknolojilerine hakim, kaynaklarını öncelikle Ar-Ge ve inovasyona yönlendiren, tüm dünyada tanınan ve tercih edilen marka ve tasarım değeri yüksek ürünler pazarlayan, uluslararası pazarlarda güçlü bir Türkiye yaratmayı hedeflemekteyiz.

“KOBİ'LER EKONOMİNİN EN DİNAMİK AKTÖRLERİDİR”

KOBİ’lerin mevcut performansını nasıl görüyorsunuz?
Türkiye’de toplam girişim sayısının %99,9’unu, istihdamın %76’sını, maaş ve ücretlerin %53’ünü, cironun %63’ünü oluşturan Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin (KOBİ), tüm dünyada olduğu gibi ülkemiz ekonomisinin de sürükleyici unsurları olarak kalkınmada temel rol oynadığını görüyoruz. KOBİ’lerin kalkınması ve gelişmesi sağlanmadan ekonomimizin de kalkınması mümkün değil. Günümüzde KOBİ’lerimiz ekonomideki bu rollerinin farkına varmış, teknolojilerinde ve üretim metotlarında yenilikçi, tüm dünyayı tek bir pazar olarak algılayan, bilgiye büyük önem veren bir özellik taşımaya başlamıştır. Ayrıca ülkemizde KOBİ’lerin politika ve stratejilerin hazırlanma ve uygulanma sürecinde önemli bir konuma sahip olduğunu görüyoruz.

KOBİ’lerimiz ekonomimizin en dinamik aktörleridir ve hemen hemen tüm sektörlerde faaliyet göstermektedir. Taşıdıkları bu önemden hareketle KOBİ’lerin ortaya çıkması, büyümeleri ve gelişmeleri için uygun ortamın sağlanması yönünde çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz.

Bildiğiniz üzere 2023 yılı için hedefler belirledik: 500 milyar dolar ihracat gerçekleştiren 2 trilyon dolar GSYİH ve kişi başına 25 bin dolar gelire sahip bir ekonomi olmayı hedefliyoruz. Ülkemizde ihracat ve üretimle ilgili bir hedefin KOBİ’lerimizin katkısı olmadan başarıya ulaşması mümkün değildir. 2013 yılı Kasım ayında TÜİK tarafından açıklanan verilere göre KOBİ’lerimiz 2012 yılında ihracatın %62,6’sını gerçekleştirdi. Bu rakam 2011 yılında %59,6 seviyesindeydi ki bu artış ihracatımızın tabana yayıldığının göstergesidir. İhracatta; 1-9 kişi çalışan mikro ölçekli girişimlerin payı %20.6 iken 10-49 kişi çalışan küçük ölçekli girişimlerin payı %24.3, 50-249 kişi çalışan orta ölçekli girişimlerin payı %17.7, 250+ kişi çalışan büyük ölçekli girişimlerin payı ise %37.2’dir.

Ülke gruplarına göre 2012 yılında dış ticaret incelendiğinde ise, KOBİ’ler tarafından yapılan ihracatın %43,9’u Avrupa ülkelerine, %42.2’si Asya ülkelerine gerçekleştirildi. 2011 yılında ise Avrupa ülkelerine yapılan ihracatın %53.3’ü KOBİ’ler tarafından gerçekleştirilmekteydi. Bu bize, KOBİ’lerimizin pazar çeşitlendirmesine gittiğini, Avrupa dışında yeni pazarlara da açıldığını göstermektedir. Bu sonuçlara bakıldığında pazar çeşitlendirmesi çalışmalarımızın meyvelerini verdiğini memnuniyetle müşahede ediyoruz.

Diğer taraftan, 2002 yılında 31.731, 2012 yılında ise 56.440 olan ihracatçı sayımız, 2013 yılında 58.078’e ulaşmış olup, ihracatçılarımızın %98’ini KOBİ’ler oluşturmaktadır. 2023 yılı hedefimiz ise 70.000 firmamızı ihracatçı yapmaktır.

Ayrıca, KOBİ’lerimiz 2012 yılında Ar-Ge harcamalarının %16,6’sını gerçekleştirmiştir. Temel hedefimiz Ar-Ge ve inovasyona dayalı büyümenin sağlanması ve daha rekabetçi bir yapıya kavuşmak için KOBİ’lerimize bu süreçte destek sağlanmasıdır.

Sektörel olarak incelendiğinde ülkemizin iddialı olduğu alanlar nelerdir? Önümüzdeki dönemlerde bunlara hangi başlıkları ekleyebiliriz?
Türkiye ekonomisi daha üretken bir ekonomi haline geldi. Türkiye’de imalat sanayinin ekonomideki payı günden güne artıyor. İmalat sanayi ülkemizde son yıllarda önemli atılımlar gerçekleştirdi ve daha yüksek katma değer yaratmaya başladı. Makine ve teçhizat, tıbbi aletler, bilgi iletişim teknolojileri, haberleşme, savunma sanayi, enerji gibi yüksek katma değer sağlayan teknolojik sektörlerde özellikle yatırım teşvik sistemimizle yatırımcılara önemli destekler sunmaktayız. Bu gibi yüksek katma değerli sektörlerde üretimimizi artırarak önümüzdeki yıllarda dünya pazarlarındaki payımızı artıracak ve uluslararası alanda daha fazla söz sahibi olacağız.

“KÜMELENME, İHRACAT POLİTİKASINDA ARAÇ OLARAK BENİMSENDİ”

T.C. Ekonomi Bakanlığı’nın önem verdiği uygulamalardan biri kümelenme. Bu çerçevede başarıyla yürüttüğünüz Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (UR-GE) projelerinin faydaları neler oldu? Değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?
Kümelenme neredeyse 10 yıldır üzerinde konuşulan, birçok projeye konu olan bir kavram. Faydaları toplumun birçok kesimi tarafından bilinmesine rağmen sahada aktif olarak kümelenmeyi destekleyen mekanizmaların eksikliği, bu alandaki çalışmalarımıza başlamamızın bir başka sebebiydi. Bakanlığımın kümelenme alanındaki çalışmalarının ilki 2007-2009 yılları arasında yürütülen “Türkiye’de Ulusal Kümelenme Politikasının Geliştirilmesi Projesi”dir.

2009 yılı sonunda tamamladığımız bu proje ile kümelenme konusunda ciddi mesafeler aldık ve kümelenme konusunda farkındalık oluşturulmasını sağladık. Çalışmalarımızda gözettiğimiz en önemli ilkelerimizden biri olan “sürdürülebilirlik” ilkemiz gereğince de bu projemizdeki tecrübelerimizi en önem verdiğimiz enstrümanlarımızdan biri olan devlet yardımları politikalarımızda değerlendirdik.

Firmalarımızın uluslararasılaşma sürecinin tüm aşamalarının kümelenme anlayışı çerçevesinde ve İşbirliği Kuruluşları’nın önderliğinde desteklenebildiği proje bazlı, hedef pazar ve hedef sektör odaklı “Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ”i 2010 yılı sonunda yürürlüğe koyduk. Terzi işi bir anlayışla oluşturulan ve KOBİ’lerin işbirliği ile yakalayacakları sinerji yoluyla gelişmelerini öngördüğümüz Tebliğimiz kapsamında şirketlerimizin proje bazlı eğitim ve/veya danışmanlık, istihdam, yurt dışı pazarlama veya alım heyeti ve bireysel danışmanlık programlarını bütünleşik olarak destekliyoruz. Ayrıca, UR-GE projeleri kapsamında gerçekleştirilecek ihtiyaç analizi, eğitim ve danışmanlık faaliyetlerinde üniversitelerden hizmet almanın yolu açılarak ülkemizde eksikliğini büyük ölçüde hissettiğimiz üniversite-sanayi işbirliğinin artırılmasını da hedefliyoruz.

UR-GE projelerinin en önemli vasfı, tabandan tavana bir yaklaşımla bizzat sahanın ihtiyaç ve isteklerine göre şekil alabilmeleridir. Artan proje sayımız ve projeler kapsamında gerçekleştirilen faaliyetlerin sayısındaki ve çeşitliliğindeki artış da UR-GE Tebliği’nin sahadaki aktörler tarafından faydalı bulunduğunun bir göstergesi diye düşünüyorum.

137 UR-GE PROJESİ DEVAM EDİYOR

Hali hazırda, 137 UR-GE projesi aktif olarak yürütülmektedir. Bu projeler kapsamında 105 ihtiyaç analizi yapılmış ve yapılan analizler neticesinde 256 eğitim faaliyeti, 43 danışmanlık faaliyeti, 109 yurtdışı pazarlama faaliyeti ve 19 alım heyeti faaliyeti gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, 38 proje yöneticisinin istihdamını destekliyoruz.

Son durumda UR-GE kapsamında aktif ve tamamlanan projeler içinde 2.656 firma yer alıyor. Bu firmaların yaklaşık %62’si ihracatçıdır. İnanıyorum ki kalan %38’lik kısım da projeler tamamlandığında ihracatçı olacak.

Bunu da KOBİ’lerimizin işbirliği yaparken rekabet etmeyi öğrenmeleri sayesinde başarmayı umuyoruz. UR-GE projelerinde ortak ihtiyaç analizi ile başlayan süreç ortak öğrenme ve ortak pazarlama faaliyetleri ile devam ediyor. İhtiyaç analizi sürecinde, proje katılımcısı her firma birer birer taranırken, sektörlerinin durumu da değerlendiriliyor ve kümelerin ihracat yol haritaları ortaya çıkarılıyor. Bu sayede, KOBİ’ler ortak bir vizyon ve ortak bir bakış açısına sahip olarak işbirliği içinde kendi hedeflerine nasıl ulaşabileceklerini öğreniyor. İşbirliği içinde rekabet de bu aşamada öğrenilmeye başlanıyor. Ortak öğrenme ve ortak pazarlama faaliyetleri ile de KOBİ’lerimiz hem kapasitelerini geliştirebiliyor hem yeni pazarlara açılabiliyor hem de mevcut pazar paylarını artırabiliyorlar.

UR-GE ile beraber mevcut yığınlar küme kimliği kazanarak, beraber projeler geliştirme kapasitesine sahip oluyorlar. Halihazırda faaliyetlerine devam eden kümeler içinse UR-GE bir sıçrama tahtası olup uluslararasılaşmalarını sağlıyor.

Kümelenmenin yaygınlaştırılması için stratejik yol haritasını nasıl şekillendirmeyi planlıyorsunuz?
Kümelenme konusundaki çalışmalarımızdan ilki olan “Türkiye’de Ulusal Kümelenme Politikasının Geliştirilmesi Projesi” sadece Bakanlığımızın değil, projede birlikte çalışan diğer kamu kurumları, ticaret ve sanayi odaları ve sivil toplum kuruluşlarının kümelenme konularındaki kapasitelerini artırmıştır. Bu projenin getirdiği düşünsel açılım ve kurumsal kapasite ile UR-GE Tebliği’ni çıkardığımızdan daha önce de bahsetmiştim.

Geçmiş yıllarda ekonomik kalkınma modeli devletin teşvik politikaları ile dizayn edilirken içinde bulunduğumuz dönem bu anlayışın yerini, ekonomik kalkınmanın “devletin, İşbirliği Kuruluşları, özel sektör, üniversiteler, araştırma kurumları ve hatta bireylerin dahil olduğu işbirliği” ile mümkün olduğu anlayışına bırakmıştır.

Bu işbirliğinin sağlanmasına platform olacak UR-GE Tebliği’ni “Proje yaklaşımını ve kümelenme yaklaşımını esas alarak İşbirliği Kuruluşları’nın önderliğinde firmalarımızın rekabetçiliğini artırıp 2023 yılı 500 milyar dolar İhracat Hedefine ulaşmak” vizyonuyla çıkardık.

UR-GE bir küme destek mekanizması değil daha önce de bahsettiğim işbirliğinin sağlanmasını teşvik eden ihracata yönelik destek mekanizmasıdır. Tebliğin en olumlu olarak değerlendirilen yönlerinden birisi de KOBİ niteliğine haiz işletmelerin üzerindeki idari yükü hafifletmek ve bürokrasiyi azaltmak suretiyle KOBİ’lerin, İşbirliği Kuruluşu önderliğinde ihracata yönelik desteklerden faydalanmalarını sağlamasıdır.

Bu çerçevede, en büyük sorumluluk İşbirliği Kuruluşlarımızdaki proje yöneticisi arkadaşlarımıza düşüyor. Proje yöneticilerinden beklenen, firmaların ihtiyacı olan konuları tespit etmeleri, bu konularda faaliyetler organize etmeleri ve bu faaliyetlerde en kaliteli hizmeti en uygun fiyatla üyelerine sunmalarıdır. Biz de, Bakanlık olarak proje yöneticisi arkadaşlarımıza tüm bu süreçlerde yardımcı oluyoruz. Bakanlığımda her projenin ayrı bir uzmanı var ve bu arkadaşlarım gerek faaliyetlerin tasarlanmasında gerekse gerçekleştirilmesi aşamasında proje yöneticileri ve firmalar ile birlikte çalışıyorlar. Ayrıca, proje yöneticileri için düzenlediğimiz eğitimler ile proje yöneticilerinin projelerin tüm bu süreçlerde daha etkin rol almalarını ve projelerin daha verimli bir şekilde sürdürülmesini amaçlıyoruz.

Ayrıca, UR-GE Tebliğini kurumsallaştırma çalışmalarımız çerçevesinde hem UR-GE proje yöneticilerinin hem de kümelenme alanında çalışanların faydalanacağı kümelenme araçları seti hazırladık. Bu araçlardan biri de; İşbirliği Kuruluşlarının UR-GE proje yönetim kapasitelerini artırmak amacıyla hazırladığımız UR-GE Proje Uygulama ve Hazırlama Kılavuzu’dur. UR-GE proje yöneticilerinin ihtiyaç duyacağı tüm bilgilerin yer aldığı kılavuzda, UR-GE Projelerinin her bileşenin gerekliliği detaylı bir şekilde açıklandı, farklı bölümlerde projelerin hazırlık evresinden, yürütülmesine, hizmet satın alım süreçlerinden faaliyetlerin organizasyon süreçlerine kadar her aşama ayrıntılarıyla ele alındı. Kılavuzumuzun sahanın ihtiyaçları göz önüne alınarak hazırlanan 2. baskısını da sahanın kullanımına sunduk.

Ekonomi Bakanlığı olarak, kümelenmeyi ihracat politikasında bir araç olarak benimseyerek, ihracata yönelik devlet desteklerini proje bazlı bir anlayış çerçevesinde geliştiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de çalışmalarımıza bu bakış açısıyla devam edeceğiz.

Bu anlayışımıza paralel olarak bu konuda edindiğimiz bilgi birikimimizi Türkiye’de bu konuda söz sahibi olan kurumlarla paylaşarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kamu- özel sektör işbirliğine verdiğimiz öneme binaen hem özel sektör hem kamu kurumlarıyla işbirliği içerisinde sahanın ihtiyaçları çerçevesinde UR-GE Tebliği’ni de geliştirmeye devam ediyoruz.

Kümelenmenin birçok kurum ve kuruluşu ilgilendiren bölgesel nitelikli yatay bir politika alanı olması nedeniyle, 2023 yılı hedeflerine ulaşılmasında gerek ihracat gerek sanayi gerekse bölgesel kalkınma politikalarında bir araç olarak kullanılması gerektiğini düşünüyorum.

“OSTİM, EN BAŞARILI ÖRNEKLERDEN BİRİDİR”

Kümelenmede Türkiye’ye örnek model olan OSTİM’in bu faaliyetlerini nasıl buluyorsunuz? Bakanlık olarak OSTİM’den beklentileriniz nelerdir?
2010 yılında yürürlüğe koyduğumuz 2010/8 sayılı Tebliğ’de İşbirliği Kuruluşu tanımında yer alan Organize Sanayi Bölgeleri ve özellikle de OSTİM Organize Sanayi Bölgesi, Tebliğ’in yürürlüğe girdiği tarihten itibaren projeler yürütmeye başlamış ve kümelenme yaklaşımının en başarılı örneklerinden birisi olmuştur.

Organize Sanayi Bölgeleri’nin kümelenme anlayışına en uygun bölgeler olduğunu söyleyebiliriz. Değer zincirinin her bir halkasının yer aldığı Organize Sanayi Bölgelerinin gerek işbölümü gerekse sağladıkları uzmanlaşma sayesinde kümelenmeye uygun bir zemin sunduğunu görüyoruz. Bu çerçevede, UR-GE Tebliği kapsamında Organize Sanayi Bölgeleri önderliğinde düzenlenen ortak eğitim, danışmanlık, pazarlama ve alım heyeti faaliyetlerinin desteklenmesi ile kümelenme anlayışına ivme kazandırdık.

OSTİM tarafından başarıyla uygulanmakta olan iş makineleri ve yedek parçaları sektöründe 2, medikal sektöründe 1, savunma ve havacılık sektöründe 2, yenilenebilir enerji sektöründe 1, kauçuk sektöründe 1, raylı sistemler sektöründe 1 olmak üzere toplam 8 UR-GE projesi bulunmaktadır.

OSTİM’de yürütülen UR-GE projelerindeki faaliyetler diğer UR-GE projelerine örnek olmaktadır. Mevcut sekiz projede onbir adet yurt dışı pazarlama faaliyeti, üç alım heyeti, oniki eğitim ve dört danışmanlık faaliyeti gerçekleştirilmiştir. Bu kümelerde UR-GE desteği kapsamında istihdam edilen altı proje uzmanı kümelerde yer alan firmalara uluslararasılaşma süreçlerinde olumlu katkılar sağlamaktadır.

OSTİM, Bakanlığımızın yararlanıcısı olduğu, “Türkiye’de Ulusal Kümelenme Politikasının Geliştirilmesi Projesi” ve 2011-2014 döneminde yürüttüğümüz “KOBİ İşbirliği ve Kümelenme Projesi”nin ana aktivitelerinde yer almış ve ayrıca projelerin pilot anlayışla sahaya aktarılmasında ve iyi uygulama örnekleri oluşturulmasında önde gelen İşbirliği Kuruluşlarından biri olmuştur. Ayrıca, KOBİ İşbirliği ve Kümelenme Projesi kapsamında Avrupa Birliği Küme Analiz Sekretaryası'nın verdiği Küme Mükemmelliyet Ödülü'nü alan ilk 20 küme arasında OSTİM Medikal ile Savunma ve Havacılık Kümelenmeleri de bulunmaktadır.

OSTİM, yönetimin ve firmaların katılımcı anlayışı ile birlikte kümelenme yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Yenilikçi faaliyetlerin gelişmesini ve ticarileşmesini teşvik eden, verimliliği ve istihdamı artıran, rekabet ve işbirliği olanağı sağlayan yapısı ile kümelenme anlayışının OSTİM’de yer alan KOBİ’lerimiz açısından olumlu sonuçlar doğurduğuna ve bundan sonra da doğuracağına yürekten inanıyorum.

Bu anlayıştan yola çıkarak, OSTİM’den beklentimiz; bünyesinde yer alan firmaların sorunlarına terzi işi çözümler üretip en kaliteli hizmeti üyeleri ile buluşturması, dünya standartlarında ve diğer projelere de örnek olacak faaliyetler ile firmaların rekabet güçlerini arttırması ve işbirliği ortamı oluşturarak bölgenin dinamiklerini harekete geçirmesidir. OSTİM’de yer alan kümelerin başarıya ulaşması ve diğer kümelerle etkileşimini arttırması için UR-GE Tebliğimiz etkin bir araçtır. OSTİM’in kümelenme yolundaki başarılarının diğer Organize Sanayi Bölgelerimize de örnek olmasını temenni ediyorum.

“İYİ BİR YÖNETİŞİM MODELİ KURULMALIDIR”

Kümelenme anlayışının temel dinamiklerinden en önemlisi koordinasyon ve iletişimdir. Kurumlar arası ve firmalar arası koordinasyon gerektirdiği için de yönetişim ihmal edilmemesi gereken bir husustur. Kümelenmeyi hedeflerimize ulaşmada bir araç olarak kullanacaksak iyi bir yönetişim modeli kurulmalıdır. Bahsettiğim modelle İşbirliği Kuruluşları ve firmalar arası ilişkiler güçlendirilerek, kurumlar arası koordinasyon sağlanarak yapılan çalışmalarda tamamlayıcılık sağlanmalıdır. Zaten UR-GE Tebliği’ndeki yönetim mekanizmamızda da Bakanlığımız, İşbirliği Kuruluşları ve firmalar olmak üzere üç aktör yer alıyor.

DİKKAT ÇEKENLER

  • 2013 YILINDA İHRACATÇI SAYISI 58.078’E ULAŞTI.
  • İHRACATÇILARIN %98’İNİ KOBİ’LER OLUŞTURUYOR.
  • 2023 YILI HEDEFİ; 70.000 FİRMAYI İHRACATÇI YAPMAK.

 

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *