» 
»
 

Kamu Alımları ve Verimlilik, Faizden Daha Önemli…

Dünya Gazetesi Ankara Temsilcisi Ferit B. Parlak OSTİM Gazetesi için kaleme aldı.

Dünya Gazetesi Ankara Temsilcisi Ferit B. Parlak OSTİM Gazetesi için kaleme aldı.

Ocak’ta ki enflasyon artışı ve Aralık ayı sanayi üretimi verileri mal ve hizmet üretimindeki sorunu gösteriyor... Bu sorun, düşük tasarruf sıkıntısını tetikliyor... O da faize yansıyor…

Ali veya Veli'yi örnek alalım... Diyelim ki çalıştılar, mal ve hizmet ürettiler... Kazandıklarının bir bölümünü de tasarruf ettiler ve o birikimi kiraya verip, 'faiz' almak istiyorlar...

Arkadaşları da tasarruf etti, onlar da 'faiz' almak istiyor... Komşuları da tasarruf etti, onlar da 'faiz' almak istiyor... Herkesin tasarruf edebildiği böyle bir ortamda, farklı bir sorun yaşanmaya başlıyor! Para bolluğu nedeniyle, paraya talep azalıyor ve kira fiyatları yani faizler düşmeye başlıyor... Bu nedenle, insanlar, tasarruflarını daha yüksek getiri sağlayabilecekleri farklı alanlara yönlendiriyor… Bu alanlar ise ya dolaylı yatırım (borsa, gayrimenkul...), ya da doğrudan yatırım (mal veya hizmet üretimi...) oluyor... Yatırımın dolaylısı da dolaysızı da, üretici ve tüketicinin sermaye yapısını daha da güçlendiriyor... Sonra faizler daha da düşüyor... Sonra yatırımlar daha da artıyor...

Doğrudur, bu zincir sermaye yapısını güçlendiriyor... Kaynaklardaki artış büyümeyi, kalkınmayı ve refahı beraberinde getiriyor...

Tam burada kaynak dağılımının etkinliği ve denetimi devreye giriyor... Kaynak dağılımı kitaba uygun yapılmamaya başlıyorsa, sermayesi güçlü gelişmiş ülkelerde dahi kriz çıkıyor...

Uzun lafın kısası, faizlerde sürdürülebilir düşüş için tasarruf gerekiyor... Tasarruf edebilmek için ise teknolojisi, katma değeri, talebi ve fiyatı yüksek ürünlere yönlenmek yetiyor…

Ancak burada da alışkanlıklarımız devreye giriyor! Alışkanlıklarımız nedeniyle üretime yönelmek 'zor', konuşmak ‘kolay’ olduğu için, genelde kolaycılık tercih ediliyor... Kolaycılık ise zoru başaranların parasını, malını, hizmetini kullanmanı ve istemesen de yüksek faiz ödemeni zorunlu kılıyor…

Yol basit…
OSTİM Başkanı Orhan Aydın anlatıyor yıllardır… “Gelişmiş ülkelerin sanayileşme hamlesinde kilit nokta kamu alımlarıdır. Kamu alımlarında yerli üretim tercih edilirse, yerli üreticinin üretim ve geliştirme kabiliyeti artar. Bu yol, başta masraflı/maliyetli olabilir ancak sonra dışa bağımlılıktan kurtarır…”

Ekliyor… “Orta ve uzun vadeli sanayi stratejisine ihtiyaç var…” Örneğin güneş panelleri… Çiftçilerimizin aldığı yurtdışı menşeili güneş panellerine destek verip, sürekli olarak dışa bağımlılığın önünü açmaktansa; savunma sanayi gibi 5 yıllık, 10 yıllık planlar yapıp; yabancı ile yerliyi kaynaştırarak yerlinin işi öğrenmesini sağlayacak uygulamalara gidilse orta ve uzun vadede dışa bağımlılığı önleyebiliriz…

Rüzgar tribününden otomobile, hızlı treninden kimya sektörüne kadar bir çok alanda bu tür işbirlikleri yapılabilir ve yerli üretici yüksek teknoloji üretebilir noktaya getirilebilir…”

O kadar da zor değil yani borcu ve dolayısıyla faizi düşürmek…

Kimse kimseye emeğiyle, teriyle biriktirdiği parayı “Al güle güle harca” demeyeceğine göre, adres belli, kamu alımlarını dışardan içeriye kaydırmak, enerji/tarım/ulaşım başta olmak üzere üretim ve tüketimde verimliliği artırmak gibi somut çözümlere yoğunlaşmakla faiz düşürülebilecek…

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *