» 
» 
Kavramlara Takılıp İşin Özünü Kaçırmak

Kavramlara Takılıp İşin Özünü Kaçırmak

Atilla ÇINAR

Okulların, özellikle de üniversitelerin bir kez daha açılmak üzere olduğu bu dönemde,
çok sorulan bir soru yine kafamızı kurcalıyor: Bir insan için okulda öğretilenler ve öğrenilenler mi daha önemli, yoksa hayata atıldıktan sonra öğrenilenler ve kazanılan deneyimler mi? Ya da, okullarda verilen eğitim hayatta ne kadar işe yarıyor? Birçok meslek alanı için geçerli olan ve yumurta mı tavuktan, yoksa tavuk mu yumurtadan sorusu gibi yanıtı sürekli aranan bu soru en çok da mühendisler için sorulmakta.
Üniversiteden, elinde mühendislik diploması ile ayrılan her gencimiz kuşkusuz mühendistir. Ancak kendi mesleğim olan makine mühendisliğinden örnek verecek olarsam, şu tür yakınmalarla karşılaşılması her zaman mümkün: “Makine mühendisliği okumuş, ama kumpas okumayı bilmiyor”, “Daha kaynak yapmayı bilmiyor”, “Tezgah arızalanmış, mühendis bir şey yapmıyor” Özellikle de küçük işletme sahip ve yöneticilerinden mühendislerle ilgili bu türden serzenişleri sürekli duyuyoruz.

Oysa bir okul (hangisi olursa olsun) bunların hepsini, yani bir mühendisin yaşamda karşılaşacağı tüm problemlerin çözümünü öğretebilir mi? Soruyu daha da doğru soracak olursak, bir insanın, ya da mühendisin hayatta karşısına çıkacak her
sorunun nasıl çözüleceğini okulda öğretmek mümkün müdür? Elbette böyle bir şey mümkün değildir. Çünkü okul, yaşamın özel ve sınırlı süresi olan bir kesitinden
öte değildir. Oysa hayat insanlığın yüzlerce yıllık birikimi ile durmadan zenginleşen, hatta tüm bilimsel gelişmelere ve teknolojik araçlara karşın giderek de karmaşıklaşan bir alandır. Bu kadar uzun zamanın, farklı kültür ve uygarlıkların, binlerce bilimsel
buluşun zenginliğini taşıyan hayatın yanında dört beş yıllık üniversite yaşamı nedir ki?

Kuşkusuz bundan okulun önemli olmadığı anlamı çıkartılmamalıdır. Elbette ilköğretimden başlayarak tüm okullar, özellikle de genç bir insanın hayata atılmadan önceki son durağı olan üniversite eğitimi önemlidir. İnsan tüm bu okullarda ve nihayet de üniversite de aldıkları ile hayata atılacak ve kendisinden beklenen ne
varsa, sahip olabildiği eğitim dağarcığından çıkarmaya çalışacaktır. Böyle olunca da, eğitimin, özellikle de üniversite eğitiminin daha çok kişiyi gerçek hayata hazırlayan
bir süreç olmasını beklemenin doğru olacağını düşünüyorum. Tüm okulları bitirip hayata karışan kişi problemlerle karşılaşacak. Ondan problemlere çözüm getirmesi istenecek. İşin kötüsü bu problemler çoğu kez daha önce, öğrencilik yaşamında
karşılaşmadığı, kendisine hiç bahsedilmeyen problemler olacak. İşte tam da burada, yani öğrencinin daha önce hiç karşılaşmadığı, kendisine hiç bahsedilmeyen problemle karşılaştığı anda yaptığı, onun aldığı eğitimin gerçek değerini gösterir. Bir mühendis, hayatın onca zenginliği ve karmaşıklığından çıkıp gelen yeni bir problemle karşılaştığında ne yapıyor: Bırakıp kaçıyor mu, çözüm yerine bir sorumlu mu
arıyor, kopya mı çekmeye çalışıyor, problemi anlamaya ve çözmeye mi çalışıyor, yardım mı bakınıyor? Ya da başka bir şey mi yapıyor? İşte tüm hayat belki öğrenilemez, hatta bilinemez, ama problemler karşısında ne yapılabileceği öğrenilebilir. Üniversitenin asıl öğretmesi gereken de budur.

ODTÜ Makina Mühendisliği Bölümü’nde okurken, teknik olmayan seçmeli ders olarak iki dönem mantık dersi almıştım. Şu anda ODTÜ Felsefe Bölümü’nde olan hocamız
Ahmet İnam veriyordu bu dersi. Mühendislik yaşamımda karşıma çıkan hiçbir problemin çözümü bu derste öğrendiklerim (ne öğrendiğimi anlatmam da çok zor) arasında olmadı. Ancak birçok problemle uğraşırken bu dersin bana kattıklarının faydasını hissettim. Bu yazıyı kaleme almamı sağlayan nedenlerden biri de sevgili
hocam Ahmet İnam’ın bir yazısıdır (¹). Benim başucu yazılarımdan bir olan bu yazıda, Sayın İnam özetle, “hayat, okuldan daha zengin, daha karmaşıktır. Dolayısıyla hiçbir bilgi yığını, hiçbir kuram hayatı içine alıp, açıklayabilecek güçte olamaz” diyor. İlkokul birinci sınıftan başlayarak, tüm hocalarımı ve öğrettikleri her şeyi saygıyla anıyorum.
(¹) Gönülden Bilime, Ahmet İnam, Cumhuriyet Bilim ve Teknik Eki, 18 Mayıs 2007
Kavramlara Takılıp İşin Özünü Kaçırmak
[email protected]

2 Mayıs 2016 Pazartesi 12:17
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *