» 
» 
Kendi Otomobilimizi Üretebilir miyiz / Üretmeli miyiz?

Kendi Otomobilimizi Üretebilir miyiz / Üretmeli miyiz?

Atilla ÇINAR

Genç mühendis ve teknik elemanlara günümüzde teknik resimlerin ne kadar önemli olduğunu ve özellikle otomotiv, savunma sanayi, beyaz eşya vb. hızlı yürüyen, çok miktarda parça üretilen ve üretimin dünyanın her yerinde yapılabildiği sektörlerde teknik resimlerin rolünden söz ederken bir veriyi sürekli dile getiriyorum.
Nereden aldığımı anımsamadığım ancak hem okuduklarımla, hem de deneyimlerimle doğruya yakın olduğunu bildiğim bu veri aşağıdaki bilgileri içeriyor:
Araştırmalara göre, ortalama bir otomobil prototipinin ortaya çıkarılması sürecinde,
- 400 civarında çoğunluğu mühendis ve yöneticiden oluşan çalışan arasında eşgüdüm sağlanıyor,
- 5.000 adet civarında parça numaralandırılıyor,
- 2.000 adet civarında özel önemi olan, bu süreçte tasarlanan parça yapılıyor,
- 125 adet civarında alt bütün (subassembly) yapılıyor,
- Ürün pazara çıkana kadar en az 12.000 teknik problem çözülüyor,
- Ürün pazara çıkana kadar çeşitli seviyelerde 1.000.000 civarında karar veriliyor.
Günümüzün teknolojilerini kullanarak yeni model bir otomobili ortaya çıkarmanın maliyet tablosu bu. Bugünün dünyasında, bu maliyeti karşılayan herhangi bir ülkenin kendine ait otomobili olur. O halde gerekli maliyeti karşılayabilirsek bizim de kendimize ait otomobilimiz olur.
Ancak günümüzde bir ülkenin, örneğin bizim ülkemizin kendine ait otomobile sahip olma kararı ne ölçüde stratejik bir karardır? Bir ülkenin kendi tasarımının ürünü olan bir otomobile sahip olması ona ne tür üstünlükler sağlayabilir? ’Bizim de otomobilimiz olmalı’, ya da ‘bizim niye otomobilimiz yok’ diyerek ortaya çıkmak yerine, bu kararın ne kadar stratejik bir karar olup olmadığını düşünmek gerekiyor.
Kuşkusuz ’yerli otomobil’ üretimi gündeme geldiğinde hemen akla 1960’lı yılların Devrim otomobili gelir ve yarım kalmış devrime olan özlem depreşir. “O yıllarda bile yaptığımızı şimdi yapamıyor muyuz?” haklı sorgulaması başlar. Ancak unutulmamalıdır ki, 1960’lı yılların Devrim’i her şeyden önce bir heyecanın ürünüdür. O süreci başka türlü açıklamak mümkün değildir. Bugün otomobil üretmek için ise, heyecana değil kaynağa ihtiyaç vardır. Çünkü otomobil tasarlayıp üretmek artık çok da yaratıcılık gerektirmeyen, olağan bir mühendislik sürecidir.
Bugünün Türkiye’sinde yerli otomobil üretmek üzerine tartışanlar için asıl tartışılması ve yanıtı verilmesi gereken sorular başka olmalıdır:
- Yukarıda sıralanan kaynakları bir araya getirip yerli otomobilimizi tasarlayıp prototipi ortaya çıkarsak bile, seri üretime geçtiğimizde gerekli olacak olan sac, nitelikli çelik, nitelikli alüminyum üretim altyapısına sahip miyiz? Bu tür malzemeleri üretecek fabrikalarımız var mıdır, şimdiye kadar bu amaçla kurulmuş olan fabrikalarımız şimdi ne durumdadır. Örneğin otomobil, uçak ve savunma sanayi için nitelikli alüminyum üretme misyonuyla kurulmuş olan Seydişehir Alüminyum tesisleri bugün ne durumdadır?
- Otomobil üretimi tam bir seri üretimdir. Bu nedenle de malzemenin kütle halinde (bulk material) taşınmasını gerektirir. Otomobil üretim havzası oluştuğunda bu havzaya sürekli olarak büyük miktarlarda sac, alüminyum, çelik vb. malzeme taşınması gerekecek. Ayrıca bu havzada üretilen otomobillerin yurtiçine ve dışına ucuz şekilde nakledilmesi de gerekecek. Bu nakliye kamyonla olamayacağına göre, yeterli demiryolu ağımız var mı? Eğer nakliye giderleri toplam maliyetin önemli bir kalemi olacaksa, kendi otomobilimizle fiyat rekabetine girebilecek miyiz?
Sonuç olarak, kendi malzememiz ve bu malzemeyi hızlı, güvenli ve ekonomik biçimde taşıyacak altyapımız yoksa ’bizim’ diyebileceğimiz bir otomobil modeli olsa ne olur, olmasa ne olur?

2 Mayıs 2016 Pazartesi 12:16
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *