Adres :
100. Yıl Bulvarı No:101/A, OSTİM/Ankara-TÜRKİYE Telefon : 0 312 385 50 90 Faks : 0312 354 58 98 E-Posta : korhan@ostim.org.tr

Temel Sağlam, Gelecek Umutlu

Korhan GÜMÜŞTEKİN
19 Eylül 2019 13:54

Ekonomideki gelişmeler yine en çok tartışılan konu. Özellikle ülkemizin yaşadıklarını göz önüne aldığımızda ‘üretim’ ve ‘üretme’nin ne denli hayati olduğu artık su götürmez bir gerçek.

Yakın geçmişe bakıldığında Türkiye, dünyadaki dalgalanmaların zirve yaptığı dönemlerde bile en az etkilerle yoluna devam etmiş, kısa ve uzun vadeli hedeflerini gerçekleştirebilmek için yeni yol haritalarını ortaya koymuştu. 

Geçen yıl, Türk ekonomisi dövizle hedef alınmış, yakın coğrafyada yaşananlarla birleştiğinde fotoğraf daha da netleşmişti. Örneğin son S400 alımındaki gelişmeler bunu bir kez daha kanıtlar nitelikteydi; “Ben vermiyorum, başkasından da alamazsın!”

Üretmeye, teknoloji geliştirmeye ve ihracata her zamankinden daha çok ihtiyaç duyuyoruz.

Ticaret Bakanı Sayın Ruhsar Pekcan’ın, İhracat Ana Planı’yla ilgili, “17 hedef ülke seçtik. Bu ülkeleri seçerken, ülkelerin Dünya Gayri Safi Yurtiçi Hasılası'ndan yüzde 60 pay almasını, dünya ithalatının yüzde 43,7'sini gerçekleştirdiklerini ve ülkemiz ihracatından da yüzde 25,2 pay aldıklarını dikkate aldık. Bu ülkeleri sırasıyla, ABD, Brezilya, Çin, Etiyopya, Fas, Güney Afrika, Güney Kore, Hindistan, Irak, İngiltere, Japonya, Kenya, Malezya, Meksika, Özbekistan, Rusya ve Şili olarak belirledik. Buna ilaveten makine, otomotiv, elektrik-elektronik, kimya ve gıda endüstrisi olmak üzere 5 hedef sektör seçtik. İhtisas Serbest Bölgeleri ile hedefimiz Türkiye ihracatındaki payı yüzde 3,5 olan yüksek teknolojili ürün ihracatımızı yüzde 5'lere çıkarmak." ifadelerini altını çizerek incelemek faydalı olacaktır.

Pekcan’ın ‘hedef sektörler’ ve ‘yüksek teknoloji ürün ihracatı’nın kriterlerinden biri, ‘nitelikli işgücü’. Mühendisinden teknisyenine kadar nitelikli işgücünün yetişmesinde üniversite-sanayi iş birliğinin etkisi ise çok açık.

Sanayi kentinde yanan eğitim ateşi

Eğitim modellerinde sadece teoriyle yetinilmemesi, saha deneyiminin artırılması sıklıkla vurgulanıyor.

50 yılı aşkın tecrübe ve birikimleriyle Türk sanayisine önemli kazanımlar sağlayan, köklü geçmişinin mirasını başarıyla taşıyan, kümelenmeler başta olmak üzere çalışmalarıyla KOBİ’lere yeni ufuklar açan OSTİM, sanayinin gelişiminde önceliklerinden biri olan eğitimde farklı bir kulvara girdi.

2019-2020 eğitim ve öğretim döneminde kapılarını açan OSTİM Teknik Üniversitesi, merkezi sınavlarda adayların yoğun ilgi gösterdiği kurumlardan oldu. Lisans programlarında yüzde 98 doluluk sağlayan üniversiteye kayıt için gelen öğrencilerin ve velilerin değerlendirmeleri de OSTİM Teknik Üniversitesinin yükseköğrenime ivme kazandıracağı yolunda umutları pekiştiriyor.

Bir öğrenci, “OSTİM Teknik Üniversitesinde hedeflerime ulaşabileceğimi düşünüyorum.” derken bir veli, “Böyle bir üniversitenin ilk öğrencisi olmak bizim için gurur verici. Bunun için sabah kalktık koşa koşa geldik.” sözleriyle sanayinin merkezindeki bu projeye olan inancını dile getiriyor.

OSTİMTECH ailesine katılan bir diğer gencin velisi ise, “Burada staj imkanı var. İş adamlarının da desteğiyle kurulan bir üniversite olduğu için ileride iş anlamında bir sıkıntı yaşamayacağını düşündük ve tercihimizi yaptık.” yorumuyla OSTİM’e olan güvenini ortaya koyuyor.

Beklentilerin büyük olduğu kurumla ilgili velilerin şu değerlendirmelerini de buraya not edelim:

  • “OSTİM Teknik Üniversitesinin gelecekte neler yapabileceğini tahmin ettiğim için ‘İnşallah çocuğum burayı kazanır.’ dedim. İlk tercih olarak OSTİM Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nü yazdı ve kazandı. Üniversitemizin geleceğinden çok eminim.”
  • “İyi ki de tercih etmişiz diyoruz. Sanayi eğitimini bizzat üniversitedeyken alması bizi cezbetti. Çocuğumuzun mezun olduğunda ne yapacağını bilen bir mühendis olarak yetişmesini istiyorum.” 

1967’de merhum Cevat Dündar ve yol arkadaşlarının idealleri; birçok sektörde öncü firmanın doğmasına, Türk sanayisine ve ekonomisine çok sayıda ismin kazandırılmasına öncü oldu.

Merhum Dündar o dönemde şunları söylüyordu: “Bir ömür boyunca bir meslek hayatını yaşamış, meslek aşkıyla bu yolda her türlü kahır ve çilelere göğüs gererek hayatını harcamış bulunan bizler, bizlerden sonra gelecek meslektaşlarımıza çilelerimizden çektirmemek, ızdıraplarımızdan onlara bir miras bırakmamak için ilahi bir inanış ve imanla Ankara'mızda şimdiye kadar düşünülmemiş bir sanayi sitesi kurduk.”

Kendisinden bayrağı devralan merhum Turan Çiğdem de bu hedeflere; teknik eğitimde, istihdamda, kalkınmada 'Önce Sanayi' ilkesine inanarak yürüdü.

Temelinde ‘Ahilik’ kültürü olan OSTİM, yarım asırdan bu yana ülke için dökülen alın terinin ve üretimin berraklaşmış bir örneğine dönüştü.

Başkalarının tasarladıklarıyla değil kendi insanının yetenekleriyle Türkiye’nin milli kalkınma ve teknoloji hamlesi yolunda OSTİM Teknik Üniversitesi güzel işlere imza atacak.

Emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür ediyoruz. İnanıyoruz ki buradan mezun olup hayata atılacaklar da onların izinden gidecekler ve ülkemize büyük katkılar sağlayacaklar.

Çünkü OSTİM’in temelleri, ülkemizden aldığı güçle sağlam.

 “Gelecek tahmin edilmez, tasarlanır ve yaşanır!”

Ufuk Tarhan

OSTİM GAZETESİNİ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

twitter.com/KorhanGumustkn

Yazara ait diğer köşe yazıları