İhracat, İhracat, İhracat

Dünya’nın son derece hızlı globalleşmesi, teknoloji ve iletişimin her geçen dakika daha etkin hale gelmesi, yapılan Serbest Ticaret anlaşmaları veya Serbest Dolaşım kuralları ile sınırların da he geçen gün daha etkisiz hale gelmesine sebep olmuştur. Bu durum, dünyada her ülkenin, her ülkeye mal satabilmesinin mümkün olabildiği sonucuna bizleri ulaştırmaktadır. Tabi bunu hangi ülkenin ne oranda başarabildiği de farklı bir araştırma konusu olsa gerek. Ülkemiz açısından bakıldığında, son derece zengin doğal kaynaklara sahip ülkemiz ekonomik açıdan aynı zenginlik ve çeşitliliğe sahip olamamaktadır.Bunun elbetteki çeşitli nedenleri bulunmaktadır; her şeyden önce gelir dağılımı ve seviyesinin yüksek olmadığı, enflasyon seviyesinin ise hep yüksek olduğu bir ekonomik görüntü ve bunların yanı sıra Uluslararası Finans kuruluşları tarafından da yatırım riskinin yüksek kabul edildiği bir ülke konumunda olmak maalesef ekonomik açıdan yeterli imkanları bize sağlayamıyor. Yukarıda da bahsettiğim gibi yatırımın ve üretimin artan bir grafik çizmesi bizler için zorunlu bir durum teşkil ediyor; artan üretim, yeni iş sahaları, işsizlik oranının düşerek istihdamın artması ve beraberinde de hiç şüphesiz ihracat miktarlarının da artmasını beraberinde getirecektir.Ülkelerin mali dengelerindeki açığın çok büyük bir kısmı ithalat ile ihracat arasındaki dengesizlikten meydana gelmektedir, üretimi tüketimden az olan kendilerine belli oranlarda da olsa yetemeyen ülkeler, doğal sonuç olarak ithalata yönelmekte, bu da döviz açıklarını doğurmakta ve fakirleşme hızını arttırmaktadır. Tüm buraya kadar bahsettiklerim çoğumuzun bildiği gerçekler, peki iyileşme adına neler yapmalıyız: -Sanayiyi mutlak surette geliştirmeli ve önemsemeliyiz.Hatta bir süre sonra seçiciliğimizi arttırmak suretiyle; daha fazla katma değer sağlayan üretim sahalarına yönelmeliyiz.Bunun için, devletimizin de üretimi destekleyici ciddi tedbirler alması ve teşvikleri sunması zorunlu. -Ülkemizi yurtdışında daha fazla tanıtarak, yabancı sermayeyi ülkemizde yatırım yapmaya zorlamalıyız. -İhracatı mutlak surette arttırmalıyız; ülkeler için ihracat her zaman çıkış yolu olmuştur. İhracatın firmalara ne tür katkıları olduğunu değerlendirmek gerekir ise; Pazar payını arttırmanın yanı sıra, iç pazara olan bağımlılığı azaltması, iç pazardaki rekabeti yayma imkanı, üretim kapasitesini arttırma imkanı, teknolojiyi geliştirme zorunluluğu gibi temel hususlar sayılabilir. -Gerçekten de dünyada bakıldığında üretim kapasitesi çok yüksek olmayan ülkeler bile ihracat hacimlerini hep arttırmaya çalışmışlar ve böylelikle ekonomik dengeleri pozitif değerlerde tutmayı başarabilmişlerdir; buradan çıkan sonuç bizim de çıkış yolumuzun temelde ihracattan geçmesi gerekliliğidir.Her ne kadar her yıl ihracatımız arttı diye sevinsekte bugün bizden çok daha az nüfusa sahip pek çok gelişmiş ülkenin çok çok gerisinde olduğumuz bir gerçektir. Devletin bu alanda pek çok firmanın önünü açacak tedbirleri alması ve sivil toplum örgütlerinin de mümkün olabilen ölçülerde desteğini sağlaması gerekli olan ülkemizde bu desteğe çeşitli dikey hizmet sağlayıcı sektör ve kuruluşların da ayak uydurabilmesi gerekiyor. -Lojistik sektörü gibi,finans sektörü gibi yanı sıra çeşitli kamu kuruluşlarının ihracat potansiyeli teşkil eden sektör ve firmalarla kenetlenerek; çocuklarımızın ve torunlarımızın mutlu yaşamasını sağlayacakları bu hedef etrafında elbirliği yapması gerekiyor. AB sürecini yaşamaya başlayan Türkiye’nin önünde pek çok başarması gereken konu var malum; ancak ekonomik ve dış ticaret dengelerimizi pozitife çevirecek, başarmak zorunda olduğumuz olmazsa olmaz bir kavram ihracat. İmkansız olarak görmeye lüzum yok, şöyle bu ülkenin tarihine bakıp atalarımızın neleri başardıklarını bir hatırlayalım yeter.

08 Aralık 2011 Perşembe
Okunma: 1539
Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.
Yorumunuz

Ad Soyad

Yorumunuz
 
Makaleler