Rekabet yolculuğunda yeni pusulamız: KÜMELENME
Değişim ve Hayatımıza Kazandırdığı Terimler
Son yıllarda ülkemizi etkileyen değişim rüzgarı, özellikle Çin ve Hindistan üzerinden batıya uzanan rüzgarlar (!) iş dünyasını&ticaret hayatını köklü altyapı değişikliklerine itmiştir. Değişimden bahsederken “değişen Dünya gerçekleri, ticaretin değişen kuralları ve Dünyayı sürükleyen yeni trendler”den bahsetmek gerekir. Dünya değişmektedir, üretim ve tüketim ilişkileri değişmektedir.
Ticaret alışageldiğimizden daha zor haldedir ki, artık tüketici kuralları koyandır. Ürettiklerini satacağı bile garanti olmayan üreticiler, yüksek enflasyonlu yıllarca işletme yönetmeyi değil para yönetmeyi öğrenmiş yöneticiler son yıllarda en sık karşılaştığımız tablodur. Değişime ayak uydurabilmek, rekabetle başa çıkabilmek için başvurduğumuz yollar bizi farklılaşmak, markalaşmak ve en son da “yenilikçi fikirleri kullanarak katma değeri yüksek çıktılar ortaya koymak” olarak tanımlayabileceğimiz “inovasyon”a itmiştir.
Bu terimlerle son 10 yılda haşır neşir olmaya başladık. Bu terimlere verebileceğim ilk örnekler KOBİler, inovasyon, kümelenme. Birkaç yıl önce radyo programında KOBİ projeleri ve KOBİlerin inovasyon yolculuklarından bahsettiğimde ailem konuşulanların çoğunu anlamadıklarından şikayetçi olmuşlardı. Ancak şimdi günlük hayatımıza da giren bu terimleri artık reklamlarda bile görmeye başladık: kral KOBİler, inovasyon destek paketleri ve dahası.
Değişimi Yönetebilmek için Politika: Kümelenme
Değişimi iyi yönetebilmek sadece işletmelerin ihtiyaç duyduğu bir yetenek değildir. Ülkelerin ekonomik güçleri, gelecek perspektifleri de değişimi ne denli iyi yönettikleriyle doğrudan ilgilidir. Bu amaçla rekabet güçleri konusunda ülkeler politikalar ortaya koyarlar. Teşvikler, vergi indirimleri, Ar-Ge destekleri, ihracat destekleri her biri bu politikaların ürünleri mekanizmalardır.
Rekabet gücünü artırabilmek için işletme bazında düşündüğümüzde işletmelerin inovasyona yönlendirilmeleri, böylelikle katma değerin de artırılması gelir. Ülke bazında ise inovasyonu desteklemek için öncelikle “inovasyon sistemi” dediğimiz ortam koşullarının iyileştirilmesi akıllıca bir stratejidir. Bunu daha detaylandıran bir yöntem de Porter tarafından önerilmektedir: “kümelenme”.
Kümelenme Nedir? Ne Değildir?
Küme (cluster), bilindiği üzere “sektör” merkezli bir konudur. Özünde de inovasyon sistemi diye yukarıda tanımladığımız sistemi sektör bazına indirgeyip, işleyişini mükemmelleştirmek yer alır. Yani hedefte yine işletmelerin inovasyona yöneltilmeleri vardır, ancak kümelenme, bir alana odaklanır ve o sektör/alandaki inovasyon sisteminin daha verimli ve doğru yapılandırılmış halde düzenlenmesini hedefler. Burada “inovasyon sistemi” kavramını biraz daha açmak gerekebilir. İnovasyon sistemi işletmeleri, işletmeler için mal ve hizmet sağlayan tedarikçileri, Ar-Ge hizmeti veren üniversite veya araştırma kurumlarını, Ar-Ge için veya diğer üretim/pazarlama/tanıtım gibi hizmetler için fon sağlayan kuruluşlar (yada bankalar), aracılar dediğimiz işletmeler ve kamu, Ar-Ge, finansman arasında hizmet veren KOSGEB gibi kuruluşlar, altyapı sağlayan kuruluşlar (kamu kurumları da dahil olmak üzere) ve müşteriler gibi oldukça geniş bir yelpazeyi içerir.
Kümelenme sadece aynı sektörde yer alan firmaların bir araya gelmeleri değildir. Yukarıda da belirttiğimiz üzere o sektörün “inovasyon sistemi”nin tanımlanması ve iyi işler hale getirilmesi üzerine yürütülen projeler kümelenmeyi oluşturur. Bazı platformlarda kümelenme konusuna “soğuk” yaklaşımın nedeni bu yanlış anlama yüzündendir, sadece işletmeler birliği gibi değerlendirildiğinden, rekabet içindeki firmaların birbirleriyle nasıl işbirlikleri geliştirebilecekleri sorgulanır.
Gerçi bu eleştirileri yapanlar veya bu önyargıya sahip kişiler Chesbrough’un “açık inovasyon” kavramını, yani işletmeye dışarıdan fikir akışı, işletme içindeki fikirlerin dış paydaşlarla beraber değerlendirilip yenilikçi ve katma değeri yüksek ürün/hizmete dönüştürülebileceğini de henüz duymamışlardır. Şu anda Avrupa’da en önemli trendlerden biri haline gelen Açık İnovasyon Paradigmasının ülkemize gelmesi bir 10 yılı daha bulacak gibi görünüyor.
Kümelenme Araç mı Amaç mı?
Porter’ın kümelenme yaklaşımı başta Avrupa olmak üzere birçok ülkede rekabet gücü politikalarının başında gelen, oldukça değer verilen bir yaklaşımdır. Ülkemizde de Porter’ın ne denli popüler olduğunu çok basit bir Google araştırmasıyla da görebilirsiniz. Bu ünün bir başka ispatı da şemsiye organizasyonlar diye tabir edebileceğimiz KOBİ birlikleri, Odalar yada sektör birliklerinin tümünde son yıllarda her toplantıda veya sıradan diyaloglarınızda bile Porter adının ne çok kullanıldığını düşündüğünüzde anlayabilirsiniz.
Bu kadar popüler olmasının yönüyle hem olumlu hem de olumsuz etkileri bulunmaktadır. Öyle ki bazı kurumlarda, KOBİ birliklerinin tüm hedefi “kümelenmek” haline gelmiştir. Oysaki kümelenme, inovasyona ulaşmak için kolaylaştırıcı, altyapıyı güçlendirici tedbirler alınmasının bir yoludur. Rekabet gücünün artırılması için bir araçtır. Kümelenmek için değil, inovasyon kapasitemizi artırmak, inovasyonu ve değişimi daha iyi yönetebilmek ve ülke ekonomisini güçlendirebilmek için kümelenme projeleri yürütülmelidir.
Küme için Sektör Seçimin Önemi
Kümelenmenin temelinde sektöre odaklanmak bulunur. Aslında basit bir beyin fırtınası yaparsak her sektörün, değer zinciri dediğimiz ağların ihtiyaçlarının da farklı olduğunu kolayca ortaya koyabiliriz. Tekstil sektörü için yürüteceğiniz kümelenme çalışması ihracat veya tanıtım, pazarlama için güçlü oyuncular gerektirirken, nanoteknoloji çalışıyorsanız kümenizde güçlü Ar-Ge oyuncuları mutlaka yer almalıdır.
Her sektörün ihtiyacı farklıdır. Bir projeyle tüm ülkeyi kalkındıramayacağımız gibi, rekabet gücü politikalarının her biri de farklı dertlere devadır. Kümelenme çalışmalarında kritik başarı unsurlarından biri de doğru kümenin, doğru “sektör”ün seçilebilmesidir.
İşletmeler için doğru yatırım alanları seçerken nasıl analiz yöntemleri kullanıyorsak, bölgesel kümelerin seçimi için de benzer mekanizmalar mutlaka süreçte yerlerini almalıdır. Sektör analizleri, rekabet analizleri gibi çalışmalar, sektörlerin gelecek perspektifleriyle de beslenmelidir. Kümelenme çalışması yapan bölgelerin gerçekleştirmesi gereken minimum analizler arasında pazar payı – pazarın büyüme oranı analizi de en önemlilerdendir.
Yukarıdaki grafikte yıldızların kümelenme çalışması yapılan bölgedeki sektörleri temsil ettiğini düşünecek olursak:
A sektörünün pazar payı düşük, ancak pazarın büyüme oranı yüksek, B sektörünün hem pazar payı hem de pazarın büyüme oranı yüksek (yıldız sektör), C sektörünün pazar payı yüksek ama pazarın büyüme oranı düşük, D sektörünün hem Pazar payı hem de pazarın büyüme oranı düşük; gibi değerlendirmelerle bölgenin yıldız sektörü, yatırım yapılarak geliştirilmesi gereken sektörleri ve gelecek vaat etmeyen, yatırım alan ancak ülke ekonomisine geri dönüşümü oldukça az olan, katma değer yaratmayan sektörlerin de ortaya konulması şarttır.
Bu tür analizler daha çok karar vericiler, politika yapıcılar tarafından beslenilmeli, bölgesel kümelenme çalışmalarında odaklanılacak sektörler belirlenirken yön göstericilik rolü üstlenilmelidir.
09 Aralık 2011 Cuma
Okunma:
1478