Devletten daha mı zenginsiniz?
Kamu İhale Kurumu, yıllar süren planlama ve çalışmaların ardından ihale altyapısının küçük bir kısmını devreye soktu. Elektronik Kamu Alımları Platformu (EKAP) olarak adlandırdıkları sistem ile tüm kamu kurumlarının daha şeffaf ve rekabetçi bir şekilde yani daha düşük maliyetlerle satın alımlarını gerçekleştirmeleri hedefleniyor.
Peki neden elektronik ihale?
Cevabı aslında hepimiz biliyoruz. Rekabetin daha şeffaf, süreçlerin daha hızlı, alımların daha rekabetçi ve ekonomik olması gibi birçok cevap vermek mümkündür.
2009 yılında kamunun yaptığı alım tutarı yaklaşık 66 milyar TL (eski ifadeyle 66 katrilyon TL). Muhtemelen Kamu İhale Kurumu’ndaki yetkililer, bu alımlardan ortalama %5 tasarruf yaptıklarında ortaya çıkacak rakamı hesap etmişlerdir.
Kamu, bu kadar geliri olmasına rağmen alımlarını gerçekleştirmek için elektronik ortamı kullanmaya çalışmakta.
Peki, siz daha hızlı, daha rekabetçi ve daha şeffaf bir şekilde satın alımlarınızı gerçekleştirmek istemiyor musunuz? Ya da, maliyetlerinizi düşürüp daha rekabetçi bir şekilde satış yapabilmeyi…
Bilgisayarlarımızın ekranları artık sadece bir ekran olmadığı, dünyaya açılan birer pencere olduğu günümüzde elektronik ihaleye sadece kamunun mu ihtiyacı var?
Dünyada kim ne satıyor, interneti kullanarak kolayca görebiliyoruz. Ya, kimin ne almak istediğini görebiliyor muyuz? Hayır.
Mantık basit, devlet ne almak istediğini kamuya açık bir portaldan açıklayarak, daha şeffaf ve daha rekabetçi bir şekilde alım yaparak, tasarruf yapmak istiyor. Bildiğiniz üzere internet adreslerindeki “gov” kelimesi adresin kamu kurumlarına/hizmetlerine ait olduğunu belirtiyor. Aynı şekilde “com” da ticari amaçlı/özel müteşebbislere ilişkin adresler anlamına geliyor. Ülkemizde “ihale.gov.tr” internet adresi varken, artık “ihale.com.tr” adresinin, yani özel sektörün ihalelerini tek bir merkezden yapma zamanı gelmedi mi?
Hepimiz her gün aradığımız bir ürün ya da hizmet için interneti kullanıyoruz. Ürün ya da hizmetlerimizi satmak için kimin ne almak istediğini bilmek artık internet ile birlikte mümkün olacaktır.
Dünyada olduğu gibi ülkemizde de elektronik ticaret her gün daha da büyümekte ve daha çok kullanıcı tarafından kullanılmaktadır. Fakat, gelişen e-ticaret daha çok B2C olarak kodlandırılan “şirketlerden son kullanıcıya” yöneliktir. Yani çoğunlukla ve belli ürün gruplarının, ihtiyaç sahibi gerçek ya da tüzel kişiler tarafından satın alınmasına yöneliktir.
Son bir yılı aşkın bir süredir ise dünyada ve paralel olarak ülkemizde de hızla gelişen yeni bir trend daha çıkmıştır. Bu da atıl durumdaki stokların ya da talebi az olan hizmetlerin, indirimli bir şekilde arz edilmesiyle birlikte, talep yaratılması. Daha çok hizmet sektörü ağırlıklı olmakla birlikte fiziksel ürünler de bu şekilde tüketiciye sunulabilmektedir.
Bu yazının bir internet yazısı olmamasına özen göstermeye çalışarak, konuyu iş dünyasına getirerek bağlamak istiyorum. Ülkemizde artık internet bağlantısı olmayan aktif şirket sayısı yok denecek kadar azalmış durumda, bazı internet sağlayıcısı şirketlerin reklam kampanyalarında, her şeyin mümkün olabileceğine dair vurguları da bunu desteklemektedir.
Dünyada ve ülkemizde gerçekleşen e-ticaret içinde önümüzdeki trend B2B yani “şirketler arası ticaret” olacaktır. Kimin ne sattığını görebiliyoruz, gelecekte artık kimin ne satın almak istediğini de göreceğiz ve teklif vereceğiz. Şimdiden kendimizi buna göre konumlandırmalıyız.
Kısa bir fıkrayla bağlamak isterim. İki iş adamı ormanda dolaşırken bir aslan görmüşler. Biri hemen çantasından spor ayakkabılarını çıkarmış. Öteki, boşuna uğraşma aslandan hızlı koşamazsın diyince, spor ayakkabılarını giyen hemen cevabı vermiş, “Senden hızlı koşsam yeter”.
Siz spor ayakkabılarınızı giymeye hazır mısınız?
30 Aralık 2011 Cuma
Okunma:
1445