Dünya hâlâ dönüyor…
Kendi içerisinde karmaşık olan dünyada, gerek iş yaşantınızda gerekse özel hayatınızda başlangıç ve varış noktaları belirlemeden başarılı olmanız mümkün değildir.
Koyacağınız hedeflerin gerçekçiliği ile başarınız arasında da doğru bir orantı vardır. Güneşli bir günde arkadaşlarınızla birlikte, çok beğendiğiniz bir tatil yerinde çok keyifli bir yemekte olduğunuzu düşleyin. Tam bu sırada hayalinizdeki ama satın alamadığınız bir arabayla birisinin önünüzden geçtiğinizi gördüğünüzde keyfinizin kaçtığını hissettiğiniz oldu mu? Beş dakika önceki mutluluğunuz, yediğiniz yemek, arkadaşlarınızla birlikte olmak size ayni tadı vermiyorsa, aslında değişen hiç bir şey olmamış sadece sizin iç dünyanızdaki değişiklikten ötürü aldığınız keyif değişmiştir.
Her atılımda risk mutlaka vardır. Hedeflerin ulaşılamayacak seviyede olması gibi, her şartta gerçekleştirilebilmesi için riskten uzak olması da düşünülemez. Dünyada eğer araçlar için hız limiti 5 km/saat olsaydı, her yıl yüz binlerce hayat trafik kurbanı olmayacaktı. İnsan hayatının kıymetli olmasına rağmen, hiçbir ülke trafikte böyle bir sınırlama getirmiyor. Böyle bir uygulama, araç kullanmanın ana işlevini etkileyecektir. Hayatın verimli bir şekilde sürdürülebilmesi için, belli oranda riski göze almalıyız. Riski azaltmak için hedefleri değil, yöntemleri değiştirmeliyiz. Riski minimuma indirmek için güvenli araçlar üretilse bile, alkollü araç kullanımı cezalandırılsa da risk her zaman hareketin yanında olacaktır.
Sisli bir yolda, önünüzü net olarak göremezsiniz. Bütün enerjinizi yolunuzu takip etmeye ve çevreden gelebilecek tehlikeleri sezmeye harcarsınız. Belirsiz ortamlarda da gösterilmesi gereken en önemli davranış; çevreden durumu ve ihtiyaçları tespit etmeye yarayacak bilgiler toplamaktır.
Beynimiz sadece görmeye hazır olduğu şeyleri algılar. Bu özellik zaman zaman görmemiz gerekenlerin farkına varmamamıza yol açabilir. Vahşi hayatta hayvanlar etraflarını sürekli olarak kontrol etmek zorundadırlar; Tehlikelerden uzak durarak, yiyecek temin etmelidirler. Bacağı kırık bir ceylanın bu ortamda hayatta kalması mümkün değildir. Rekabet ortamında da insanların karşılarına çıkan güçlüklerle başa çıkmaları; başkalarını anlamaları, geleceği tahmin etmeleri, ölçmeleri ve kontrol etmeleri zorunludur. Bu denli geniş hakimiyet ve kontrolü sağlamanın tek yolu da tüm iletişim kanallarını açık tutmaktan geçer.
Gereksinim duyduğumuz bilgi sürekli çevremizde akıp gidiyor. Bu bilgiyi net bir şekilde duyabilmek için, sadece kulaklarımızla dinlememiz yeterli olmayacaktır. Bu hayati bilgiler, diğer insanların gözlerinden, yüzlerinden, hareketlerinden okunabilir. Çevremizi çocuklar gibi dinlemeliyiz; yorumlamadan, yargılamadan ve kıyaslamadan.
Organizasyonlarda dürüstlük taviz verilmeyen bir esas olmalıdır. Örneğin, sadakati dürüstlüğün önünde tutarsanız, bir felaketle karsılaşabilirsiniz. Hitler’e karşı beslenen sadakat, felakete ortak olmakla eşdeğerdir. Dolayısıyla sonuçları hesaplanmış ve doğru hedefler koymalı ve peşinden koşturmalıdır. Galileo, hayatının geri kalan kısmını hapishanede geçirmekle karşı karşıya olduğu durumda bile “İster kabul edilsin ister reddedilsin, dünya hala dönmeye devam ediyor” derken, gerçeğin değişmeyeceğini ifade ediyordu.
Öğrenme çarkı, çözülecek bir problem, çözüme kavuşturulacak bir ikilem ile başlar. Öğrenme, enerji, düşünce, cesaret ve destek ister. Öğrenme sadece entelektüellerin işi değildir. Başkalarının herhangi bir konu hakkındaki bildiklerini uygulamak da değildir. Kendi sorularımızı, kendi amaçlarımıza kendi düşünme sistemimizde ortaya çıkarıp test ederek bilgiyi yaşantımızın bir parçası haline getirebiliriz. Yani öğrenme işlemini tamamlamak için öğrendiklerimizle bir yeri yamamalı, bir şeyleri çözmüş olmalıyız.
Bir inşaatta çalışan 3 kişiye sormuşlar. Birincisi taş kırıyorum, ikincisi bina yapıyorum, üçüncüsü de okul inşa ediyorum demiş. İnsanlar yaptıkları işleri ne derece algılıyorlarsa, o işe koyacakları katkı ve verimlilik de o derecede olacaktır. Sadece taş kırdığını düşünen bir işçi, yaptığı işin sonuçta ne işe yaradığını bilmediği için, ortaya sadece kırılmış taşlar çıkacaktır. Oysaki okul inşa ettiğini bilen isçi, taşları kırmanın yanında; kırdığı taşları okul olacak kalite, standart ve verimlilikle yapmaya, bunları sınıflandırmaya çalışacaktır. Aslında hedefi vizyonla ortaya koymakla, yapılan işin boyutlarını farklı çizgilere getirmiş olacaksınız
01 Aralık 2011 Perşembe
Okunma:
1498