Faiz lobisi ile “mış gibi” yapanlar lobisi arasında savaş
“Faiz Lobisi” kavramı son zamanlarda ekonomi gündemimizin konusu. Bir grup ekonomi yorumcusu faizlerin artması gerektiğini yoksa cari açığın finanse edilemeyeceğini söylemekte. Finansmanda sorun çıkar endişesi ile de kurların yükseldiğini ifade etmekteler. Faizlerin yükselerek tüketimin, enflasyonun düşeceğini ve tasarrufun artacağını, yüksek faize yurt dışından da talep olacağını böylece ülkeye döviz gireceğini cari açığın hem düşeceğini hem de finansmanının kolay olacağını iddia etmekteler.
Hükümetin siyasi kanadı ve onun taraftarları da bu yorumu yapanları “Faiz lobisi” olarak adlandırmakta, yükselen enflasyon ve faizlerin ekonomik gerçeklerden değil, faiz lobisinin spekülasyon ve manipülasyonlarından kaynaklandığını iddia etmektedir. Hükümetin ekonomi kanadının da faiz lobisi gibi düşündüğü ancak, siyasi kanattan (Başbakan) çekindiği için şu anda karşıymış gibi durduğu kanaatindeyim. Gerçek, faiz lobisi ve hükümetin ekonomi kanadına mı, yoksa hükümetin siyasi kanadına mı yakın durmakta?
Faiz, biyolojimizdeki tansiyona benzer. Yani faiz, sebep değil sonuçtur. Yaşam biciminiz fıtrata uygun değilse, fıtratınıza uygun yemekler yemiyor, düzenli uyku uyumuyorsanız, içki sigara gibi zararlı alışkanlıklarınız varsa tansiyon hastası olursunuz. Faiz de bir ekonomi için tansiyon gibidir. Ülkenizi iyi yönetmiyorsanız, verimli yerlere yatırım yapmıyorsanız, verginizi düzgün toplamıyorsanız, gelir dağılımınız adaletsizse, insanlarınıza tasarruf alışkanlığı edindirmemişseniz, tasarruf diye altın, döviz ve gayrimenkule para yatırıyor iseniz faiz oranları yükselir.
Faiz lobisi, faizin yükselmesini ister. Faizler yükselsin ki, ülkeye döviz aksın. Akan dövizle ithal mallar ucuzlasın, ucuzlayan mallarla ithalatçılar para kazansın, kazandıkları parayı yatırıma çevirmeden devlet tahvillerine yatırarak bir çifte kavrulmuş kazanca ulaşsınlar. Şayet faizler düşerse kur yükselir, kur yükselince ithalat pahalılaşır. Ülkede üretim yapmak istihdam yaratmak cazip hale gelir. İnsanlara iş, aş yeri açılır. İnsanlar ihtiyaçlarını kredi çekerek değil, alın teri ile kazandıkları gelirleri ile alırlar. O zaman da ithalatçı, yurt dışından döviz borçlananlar para kazanamaz. Faizlerin düşmesi kurların yükselmesi durumunda ülkemize mal ve para satan yabancılar kârsız kalır. Faiz lobisi, ABD, AB, Çin, Japonya ve petrol ihraç eden ülkelerin kulaklarından dahi döviz fışkırdığını görmezden gelir. Ülkemizde döviz kıtlığı olacakmış gibi yaygara çıkarır. Öküzün altında buzağı arar. Faiz lobisi ülkemize bakarken, ülkemiz ve dünya gerçeklerinden bakmaz. Atalar dinine dönüşmüş batı medyasından aldıkları bilgiler ile analiz ve sentez yapar. Düşünce sistematiğinde batıyı merkez alır. Oysa ABD, AB, Japon ekonomilerinin içinde bulunduğu kısırlığı görmez. Görmezden gelir. Faiz lobisinin varsayımları ve bilgileri yanlış ve yönlendirilmiştir. Gerçek faiz lobisine yakın durmamakta.
Hükümetin siyasi kanadının kanaatine gelince… 2003’ten bu yana uygulanan ekonomi politikası cari açığa dayalı saadet zinciri politikasıdır. Dünyada paranın bollaşması, Çin’in dünyayı ucuz mala boğması, 2001 krizinden sonra ekonominin anatomisinin kısmen düzeltilmesi, tek başına ve güçlü bir siyasi iktidarın olması cari açığa dayalı saadet zincirinin devamını sağlamıştır. Ülkemizin kronik sorunu olan yüksek enflasyon ve faiz, bütçe açığı cari açık halısının altına süpürülmüştür. Dünyada kriz (Çin’in üretim ve tasarruf fazlası, ABD ve AB’nin para basması) devam ettiği sürece saadet zinciri ülkemizde devam edecektir. 2012 yılı da bu saadet zincirine eklenen halkalardan biri olacak gibi durmaktadır. Yurt dışında ekonomik hava bozuldukça cari açık halısı havalanmakta ve altından yüksek faiz ve enflasyon çıkmaktadır.
Hükümet bu güne kadar kapitülasyonların yeni adı olan cari açığa köklü çözüm olacak tedbirleri bir türlü almadı. Tedbir almayışının bedeli faiz ve enflasyon olarak çıktığında başkalarını suçlayarak ya da bağırarak durumu kurtaracağını zannetmektedir. Ülkemiz bu gün değil 1950’den bu yana cari açığın (=kapitülasyon) sağladığı saadet zinciri ile idare edilir. Zincir koptuğunda ya da kopacağında da ihtilal yapılırdı. Gök kubbe altında yeni bir şey yok. Olan yine garip gurabaya olacak. Faiz Lobisi ile “Mış Gibi” yapanlar arasında kavga, kayıkçı kavgasından başka bir şey değil.
20 Ocak 2012 Cuma
Okunma:
521