Örtülü kazanç dağıtımı çok can yakacak
21.06.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’ndan önce (mülga) ki 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nda örtülü kazan dağıtımı konusunda çok açık kesin olmayan hükümler yoktu. 5422 Sayılı Kanun’un 17. maddesinde “kazancın tamamen veya kısmen örtülü olarak dağıtılma halleri açıklanmış bulunmaktadır. Ancak burada dikkat edilecek hususlar çok tartışmalı konular olarak Maliye Bakanlığının önüne geliyor. Maliye Bakanlığı bu konuda vergi mahkemelerine yaptığı savunmaları vergi mahkemelerince çoğunlukla kabul edilmezdi. Şimdi ise 5520 Sayılı Kanun’un 13. maddesi gereği;
(1) Kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunursa, kazanç tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılır. Alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri, ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilir.
(2) İlişkili kişi; kurumların kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumları ifade eder. Ortakların eşleri, ortakların veya eşlerinin üstsoy ve altsoyu ile üçüncü derece dâhil yansoy hısımları ve kayın hısımları da ilişkili kişi sayılır. Kazancın elde edildiği ülke vergi sisteminin, Türk vergi sisteminin yarattığı vergilendirme kapasitesi ile aynı düzeyde bir vergilendirme imkânı sağlayıp sağlamadığı ve bilgi değişimi hususunun göz önünde bulundurulması suretiyle Bakanlar Kurulunca ilan edilen ülkelerde veya bölgelerde bulunan kişilerle yapılmış tüm işlemler, ilişkili kişilerle yapılmış sayılır.
(3) Emsallere uygunluk ilkesi, ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanan fiyat veya bedelin, aralarında böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda oluşacak fiyat veya bedele uygun olmasını ifade eder. Emsallere uygunluk ilkesi doğrultusunda tespit edilen fiyat veya bedellere ilişkin hesaplamalara ait kayıt, cetvel ve belgelerin ispat edici kâğıtlar olarak saklanması zorunludur.
(4) Kurumlar, ilişkili kişilerle yaptığı işlemlerde uygulayacağı fiyat veya bedelleri, aşağıdaki yöntemlerden işlemin mahiyetine en uygun olanını kullanarak tespit eder:
a) Karşılaştırılabilir fiyat yöntemi, b) Maliyet artı yöntemi, c) Yeniden satış fiyatı yöntemi.
Bu yöntemlerden herhangi birisi ile ulaşma olanağı yoksa mükellef, işlemlerin mahiyetine uygun olarak kendi belirleyeceği diğer yöntemleri kullanabilir.
(5) İlişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanacak fiyat veya bedelin tespitine ilişkin yöntemler, mükellefin talebi üzerine Maliye Bakanlığı ile anlaşılarak belirlenebilir. Bu şekilde belirlenen yöntem, üç yılı aşmamak üzere anlaşmada tespit edilen süre ve şartlar dâhilinde kesinlik taşır.
(6) Tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazanç, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarının uygulamasında, bu maddedeki şartların gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılır. Daha önce yapılan vergilendirme işlemleri, taraf olan mükellefler nezdinde buna göre düzeltilir. Şu kadar ki, bu düzeltmenin yapılması için örtülü kazanç dağıtan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şarttır.
(7)Tam mükellef kurumlar ile yabancı kurumların Türkiye'deki işyeri veya daimi temsilcilerinin aralarında ilişkili kişi kapsamında gerçekleştirdikleri yurt içindeki işlemler nedeniyle kazancın örtülü olarak dağıtıldığının kabulü Hazine zararının doğması şartına bağlıdır. Hazine zararından kasıt, emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit edilen fiyat ve bedeller nedeniyle kurum ve ilişkili kişiler adına tahakkuk ettirilmesi gereken her türlü vergi toplamının eksik veya geç tahakkuk ettirilmesidir.
Burada görüldüğü gibi transfer fiyatlandırmasında emsal değerlerle karşılaştırma yapılarak tespit edilmesi ortaya çıkmaktadır. Maliye Bakanlığı vergi mükelleflerinin işini çok zora sokmuştur. Çünkü emsal nedir? Ne zaman emsal alınacaktır? Neye göre emsal olacaktır? Malın durumu ile esmalın özellikleri yer zaman ve özellik olarak birebir uygunluk var mı? Ödeme yeri ve şekli emsal durumu ne kadar etkilemektedir?
Mal piyasalarında meydana gelen daralma ve genişleme durumları nedir belirli midir? Bunun gibi soruları varlığı transfer fiyatlanması uygulanmasının çok zor olması sebebiyle maliye vergi mükelleflerinin canını yakacağa ve objektif olunamaması sebebiyle kişisel sübjektif unsurlar transfer fiyatlamasına etki edeceği kanaatindeyim.
02 Aralık 2011 Cuma
Okunma:
1501