Yetenekli KOBİ’leri koruyalım!..
Aslında derginizin bu sayısında, önümüzdeki yıldan itibaren yürürlüğe girecek olan Basel II kararlarıyla ilgili yazımıza devam edecektik, ancak geçtiğimiz hafta Ostim Sanayici ve İşadamları Derneği (OSIAD)’nin, Tusaş Havacılık ve Uzay Sanayi A.Ş. (TAI) ile tanışma ve işbirliği toplantısına katılmamız nedeniyle bir sonraki yazımızda Basel II kararlarına yer vermenin daha uygun olacağını düşündük.
OSİAD binasında geniş bir katılımla gerçekleşen adıgeçen toplantıda, TAI yetkililerince çok hassas üretim süreçlerinden geçen uçak parçaları konusunun anlatılması esnasında yaklaşık bir milyar dolarlık uçak parçasının dışarıdaki üreticilere sipariş verilerek yaptırıldığı ifade edilmiş ve bunun bir kısmının Türkiye’de yapılabileceğinin açıklanması üzerine söz alan OSİAD Başkanı Mehmet Akyürek de OSTİM’de faaliyet gösteren yaklaşık 50’ye yakın firmanın halen TAI’ye parça üretiminde bulunduğunu, ileride bu sayının daha fazla olması için sözkonusu etkinliği düzenlediklerini dile getirmiştir.
Efendim, TAI ve OSIAD taraflarının karşılıklı bilgilendirme konuşmalarının ardından TAI yöneticileriyle birlikte, iş makinalarına döküm parça üretiminde bulunan bir firma ile enerji santrallerine elektrik panoları ve ileri teknolojili CNC tezgahlarında saç işleyen tesislere ziyaretlerde bulunduk.
Ziyaretler esnasında doğal olarak tüm işyeri yöneticilerine birçok sorular yöneltildi.Ama aldığımız cevaplar içerisinde en ilginçini döküm parça üreten işyeri sahibi verdi.
Yılda 5 milyon Doların üzerinde ihracat yaptıkları, bugüne kadar hiç bir yetkilinin kendileriyle bu rakamı nasıl gerçekleştirdikleri, ya da çıtayı daha yükseklere çıkarmak için neler yapılması gerektiğini tartışmadıklarını şikayet ederek içinde bulundukları durumu anlatmaya çalıştı.
İşte bir taraftan TAI’ye parça üreten, diğer tarafta da kendi imkanlarıyla 5 milyon dolarlık ihracat yapan OSTİM’li firmaların durumu bu yazıyı yazmamıza neden oldu.
Ünlü Rus yazarı Tolstoy der ki, ‘’Yeteneklileri koruyunuz, yeteneksizler yollarını bir şekilde kendileri bulurlar’’, işte bu söz, bugün alanında sayıları binleri bulan ancak kendi kabuklarında yaşayan başarılı Türk firmaları için de geçerlidir.
Türk ekonomisinin temelini oluşturan ve işletmelerimizin yüzde 99,8’ini, hatta daha fazlası olan KOBİ’lerimiz içerisinde öyle başarılı olanlar vardır ki eğer bunları gündeme getirmezsek hem onlara, hem de ülkemize haksızlık edeceğimize inanıyoruz.
İşte onlardan örnekler: İstanbul, Bursa, Çorum, Konya ve Gaziantep’in sanayi bölgelerinde 250 ila 500 metrekarelik atelyelerde fabrika tesisi üreten KOBİ’ler,
İstanbul’da 750 emtrekarelik atelyesinde el yapımı otomobil üreten KOBİ,
Bursa’da el yordamıyla iki katlı yolcu otobüsü üreten firmalar,
Rolls Royce, Mercedes ve BMW’ye parça üreten firmalar,
Gaziantep’te kendi tasarımı olan iplik makinası imal eden KOBİ,
Türk’ün bin yıllık üretim teknolojisi ile Kütahya’dan ismini dünyaya duyuran ve ürünleri Anadolu Medeniyetleri Müzesindeki köşesinde sergilenenAlopaşalı firması, Türkiye’de ürettiği yağın adını uluslararası literatüre koyduran Alanyalı eterik (uçucu) yağ imalatçısı KOBİ,
Amerikan Boeing hatta NASA’ya parça üreten OSTİM’li firmalar,
Trabzon, Samsun, Ordu ve Gümüşhane’de yüzde yüz yerli silah üreten KOBİ’ler ve daha niceleri,
Kısacası kendi çapında Ar-Ge yaparak bir şeyler üretmeye çalışan yetenekli ve başarılı Türk KOBİ’leri sizlerle gurur duyuyor ve övünüyoruz.
Bu tür KOBİ’lere güvenmeliyiz ve onlara destek olmalıyız.
Aksi takdirde onları içinde bulundukları ortamda (iç ve dış) sorunlarıyla başbaşa bırakarak yok olmalarına seyirci mi kalacağız!
Onlar için neler mi yapılabilir?
Biliyoruz ki onların sağlıklı büyümesi için öncelikle finansman ve kredi yani para gerekmektedir.
Belki de bundan çok daha önemlisi onlara kurumsallaşma kültürünü kazandırmalıyız.
Kısacası onların büyümelerine destek olmalıyız.
Bürokrasiye boğmadan ihtiyaçları olan yönetim, danışmanlık, eğitim, pazarlama gerekirse istihdam desteklerinde öncelikler vermeliyiz. Bu destekleri vermek için de ayaklarına gitmeliyiz, onlara referans olmalıyız.
Bizlerin, devlet, sivil toplum örgütleri, yani meslek kuruluşları ve firmalar olarak yapabilecekleri çok şeyler vardır.
Yeterki istekli olalım.
Formüller hazır!
Zaman ise onların aleyhine geçiyor!..
01 Aralık 2011 Perşembe
Okunma:
1499