» 
» 
‘Kültür ve Zihniyet’ ve Zenginlik - 1

‘Kültür ve Zihniyet’ ve Zenginlik - 1

Emin AKÇAOĞLU

Merkezi Londra'da bulunan CEBR (Center for Economics and Business Research) tarafından yayınlanan son Dünya Ekonomi Ligi Raporu’na göre 2013 yılında 827 milyar dolar GSYİH ile dünyanın en büyük 17’inci ekonomisi konumunda bulunan Türkiye’nin 2014 yılında 767 milyar dolara gerileyen GSYİH ile ancak 19’uncu sıraya yerleşebildiği görülüyor. Her ne kadar sözü edilen gerileme bu dönemde Türk Lirasının dolar karşısındaki değer kaybına dayansa da bu durum bir başka konuyu akla getiriyor: Malum: Türkiye 2023 yılında dünyanın en büyük on ekonomisinden biri olmayı hedefliyor. 2023 yılına sadece sekiz yıl kaldı. Sekiz yılda bu hedef nasıl gerçekleştirilebilir? Sorunun cevabı için Dünya Ekonomi Ligi tablolarına bir kez daha bakalım. 2013 ve 2014 tablolarında ilk on sıralaması aşağıdaki gibi:

 

          2013 YILI SIRALAMASI                2014 YILI SIRLAMASI
                       (Milyon Dolar)                                  (Milyon Dolar)

          1 ABD 16.800                                   1 ABD 17.628
          2 Çin 10.028                                     2 Çin 9.181
          3 Japonya 4.846                              3 Japonya 4.902
          4 Almanya 3.794                              4 Almanya 3.636
          5 İngiltere 2.828                                5 Fransa 2.737
          6 Fransa 2.827                                  6 İngiltere 2.536
          7 Brezilya 2.216                                7 Brezilya 2.243
          8 İtalya 2.127                                     8 Rusya 2.118
          9 Hindistan 1.996                              9 İtalya 2.072
         10 Rusya 1.932                                10 Hindistan 1.871

Bu tablodaki bazı ülkeleri özellikle nüfus ve toprak büyüklüğü ya da doğal kaynaklar bakımından Türkiye’yle karşılaştırmak doğru değil. Türkiye’yi örneğin ABD, Çin, Brezilya, Rusya ve Hindistan ile karşılaştırmak ne doğru ne de mümkün. Öyleyse makul bir karşılaştırma için listedeki ülkelerden Japonya, Almanya, İngiltere ve Fransa kalıyor. Elbette bu ülkelerin de iktisat tarihleri birbirlerinden hayli farklı. Bu bakımdan özellikle İngiltere ve bir ölçüde Fransa’yı ayrı bir yere koymamız gerekiyor. Böylelikle kala kala elimizde Japonya, Almanya ve İtalya kalıyor ki bu ülkelerin de Türkiye’ye benzedikleri söylenemez. Yine de soralım: Türkiye sekiz yılda ‘nasıl’ bir Japonya, Almanya ya da İtalya olabilir?

Şimdi de –çok alakalı görünmese de– Liechtenstein’a değinelim. Çünkü çok çarpıcı bir örnek. Alpler bölgesinde iki dağ sırası arasına sıkışmış ve toplam nüfusu 37 bin kişi olan bu küçük ülkede 2013 yılında kişi başına düşen gelir 134.617 dolar. Türkiye’de ise aynı yıl sadece 10.946 dolar. Nüfus, toprak ve doğal kaynak büyüklükleri arasındaki farklılıkları dikkate alarak düşünelim. Bir Türk vatandaşı ortalama (biliyorum bu tür istatistikleri karşılaştırmak kolay değil!) 10.946 dolarlık değer yaratırken bir Liechtenstein vatandaşı 134.617 dolarlık değer yaratıyor.

Kısa bir yazının sınırlarına sığdırmaya çalışarak bütün bunlar beni doğrudan şu noktaya götürüyor: “Ekonomimizin rekabet gücünü ancak bilgiye, yaratıcılığa ve yüksek teknolojiye dayanan sektörlerde öne çıkarak artırabiliriz.” Bu hususta zaten herkes görüş birliği içinde! Henüz aksini söyleyen kimseyi duymadım. Ama… İşte bu ‘ama’ faslından sonrası çok önemli. Yaratıcılığa dayanan yeni sektörlere ihtiyacımız var ama yaratıcı insan nasıl yetiştirilir? Nasıl elde tutulur? Nerede yaşamayı tercih eder? Neden?

Burada tartışmanın en önemli iki unsuru gündeme geliyor: ‘Kültür ve zihniyet’. Yazılarımı düzenli okuyanlar hatırlayacaktır. OSTİM Gazetesi’nin Haziran 2014 sayısında yayınlanan ‘Firma bir kutudur! Peki içinde ne var?’ başlıklı yazımda bir firmaya rekabet gücü kazandıran temel unsurlar üzerinde durmuştum. O yazıda sözünü ettiğim üçüncü grup unsurlar (kâbiliyetler) da ‘firma içindeki kültür ve zihniyete’ işaret ediyorlardı. Aynı durum bir ülke için de geçerlidir.

Bu açıdan bakıldığında kültürü ve zihniyeti ile kendi kendisini besleyen ve her parçasının sağladığı katkı nispetinde karşılığını alabildiği bir ekosistem yaratılması gerekiyor. Bunu başaramazsak, Türk ekonomisini dünyanın en önde gelen ekonomileri arasına sokmak mümkün gözükmüyor. Bu bir zihniyet değişimini gerektiriyor. Zihniyet değişimi hiç kolay değil! Yine de her durumda olduğu gibi bu süreç de istemekle başlıyor.

Özeti: Hâkim değer yargıları yaratıcılığı beslemeyen bir kültür ve zihniyet ortamında ekonominin yaratıcı, yenilikçi ve rekabetçi olmasını beklemek gerçekçi değil.

[email protected]

www.eminakcaoglu.com

2 Mayıs 2016 Pazartesi 12:21
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *