» 
» 
Kulüp Takımlarımızın Başarısı Neden Milli Takıma Yansımıyor?

Kulüp Takımlarımızın Başarısı Neden Milli Takıma Yansımıyor?

Abdullah ÇÖRTÜ

Türk milli takımı Dünya kupası elemelerinde çok başarılı değil. Grubumuzun en zayıf takımı Andorra’yı 2-0 yendikten sonra, dişimize göre bir takım olan Macaristan’la kendi sahamızda berabere kaldık. Altı takımın bulunduğu grubumuzda 4. sıradayız. Gidişata göre grubumuzdan iki takımın katılacağı Brezilya’daki dünya kupasına katılmamız çok zor… Diğer yandan Fenerbahçe ilk kez UEFA kupasında çeyrek finale çıkarken, Galatasaray da şampiyon kulüpler kupasında çeyrek finale çıktı.

Milli takımımız başarılı değilken, kulüp takımlarımızın başarılı olmasının nedeni çok açık. Birçok sektörde olduğu gibi futbol sektöründe de başarımızın altında ithalat yatıyor. Yabancı futbolcu ithalatı… Dövizi veriyoruz, başarıyoruz ve mutlu oluyoruz.

Futbol takımlarımızdaki yabancı futbolcuların sayısını ve değerini bulmak için bir çalışma yaptım. Süper ligde on sekiz takımımız var. Takımların kadrolarındaki toplam futbolcu sayısı 497 iken yabancı uyruklu futbolcu sayısı 171… takım başına 9,5 yabancı futbolcu düşüyor. Futbol Federasyonu’nun altı adet yabancı futbolcu oynatma sınırını dikkate alırsak artık yedek kulübelerinde de yabancı futbolcular var. Ligdeki on sekiz takımda oynayan futbolcuların toplam değeri 2,2 milyar TL civarında iken bu değerin yarısı yabancı futbolculardan kaynaklanıyor. Ligimizin yabancı futbolcuları en yüksek değere sahip ilk iki kulübü Galatasaray ve Fenerbahçe… Sırasıyla yabancı futbolcuları 178 ve 175 milyon TL değerinde… (Bu analizlerde bir tanesi Türkiye olmak şartıyla çift tabiiyete sahip futbolcular yabancı olarak dikkate alınmamıştır.) Hatta hisse senetleri borsada işlem gören bazı kulüplerin özkaynaklarını kaybetmelerine rağmen değeri yüz milyon TL’yi aşan yabancı futbolculara sahip olmaları Türkiye’deki genel eğilimi yansıtıyor.

Farklı şehirlerde metro yapımı ve yüksek hızlı tren seferlerinin başlaması hepimizi memnun ediyor. Aynen kulüp takımlarımızın başarısı gibi… Ama genel felsefe aynı… Dövizi veriyoruz, başarıyoruz ve mutlu oluyoruz.

Sn. Osman Arolat’ın 21 Mart 2013 tarihli dünya gazetesindeki köşesinde yazdığı gibi… Yasalar işlemiyor, genelgeler uygulanmıyor. Ankara metrosu ihalesini alan Çinli firmaya ihale şartnamesi olarak %51 offset şartı getiriliyor. Yani Çin’li firmanın Ankara’ya teslim edeceği metro araçlarının yaklaşık yarısını Türkiye’de imal ettirmesi gerekiyor. Bu şartı da Türkiye talep ediyor. Şu ana kadar Çin’li firmanın hiçbir çalışması yok. Yine dövizi vereceğiz, başaracağız ve mutlu olacağız gibi duruyor.

Son dönemde birçok yazar, kamunun yerli sanayinin gelişmesi için öncü rolüne dikkat çekiyor. Bu konuda OSTİM gazetesinden örnekleri okuyorsunuz. ABD, Avrupa ülkeleri ve Uzak Doğu ülkeleri yerli imalatı desteklemek için farklı politikalar uyguluyorlar. Bu üç grup ülke yani ABD, Avrupa ve Uzakdoğu ülkeleri bugün için dünyanın en gelişmiş ülkelerini temsil ediyor. Özellikle Güney Kore’de kamunun yerli sanayiyi destekleme konusundaki stratejik yaklaşımı gerçekten çarpıcı… Belki her konuda yerli imalat mümkün değil, gerekli de değil. Ama stratejik bir planın ve milli bir yaklaşımın olması gerekiyor. Yoksa verecek dövizimiz olmadığı zaman başarısız ve mutsuz oluruz. Tüketim cennetinde mutluluk doğaldır, ama süreklilik kesin değildir.

2 Mayıs 2016 Pazartesi 12:14
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *