» 
»
 

KÜMELENME; sektörel rekabette yeni strateji

“Bugün, büyük dünya ekonomileri ve bu ekonomilerin en rekabetçi sektörleri incelendiğinde, arkalarında birbiri ile ilişkili işletmelerin coğrafi yoğunluğuna dayalı kümelenmeleri görmek mümkündür.” URAK Koordinatörü Dr. Melih Bulu’nun yazısı…

“Bugün, büyük dünya ekonomileri ve bu ekonomilerin en rekabetçi sektörleri incelendiğinde, arkalarında birbiri ile ilişkili işletmelerin coğrafi yoğunluğuna dayalı kümelenmeleri görmek mümkündür.” URAK Koordinatörü Dr. Melih Bulu’nun yazısı…

“Bugün, büyük dünya ekonomileri ve bu ekonomilerin en rekabetçi sektörleri incelendiğinde, arkalarında birbiri ile ilişkili işletmelerin coğrafi yoğunluğuna dayalı kümelenmeleri görmek mümkündür.” URAK Koordinatörü Dr. Melih Bulu’nun yazısı… Türk KOBİ’leri için rekabet stratejileri Dr. Melih Bulu (Ulusal Rekabet Araştırmaları Kurumu Genel Koordinatörü) Yönetim biliminde bir firmanın “rekabet üstünlüğüne” sahip olması, o firmanın en az bir şeyi rakiplerinden daha iyi yapmasını gerektirir. Bu sayede firma rakiplerine göre avantaj sağlayacak bir noktayı ele geçirir ve bu durum, firmaya rakipleri karşısında rekabet üstünlüğü sağlar. Bir firmanın rakiplerine karşı rekabet üstünlüğü sağlaması firmanın iç kaynaklarından ya da firmanın dış kaynaklarından sağlanabilir. Örneğin firmanızın ürün dizaynı konusunda yıllar içerisinde gelişmiş bir takımı varsa ve bu ekip belli patentlere sahip olacak kadar ilerlemişse bu durum firmanızın iç kaynaklarından size bir rekabet üstünlüğü saylayacaktır. Aynı şekilde firmanızın yakınında bulunan üniversite ile yaptığınız işbirliği protokolü sonrasında ortak çalışmalarınız ile yeni ürünler geliştirmeyi başarmışsanız bu da firmanızın dış kaynaklarını kullanarak oluşturduğu bir rekabet üstünlüğü olarak kabul edilebilir. KOBİ’lerin stratejik kararları almakla yükümlü bireyleri genelde en üst seviyedeki karar vericilerdir. Türkiye’de bu kimseler genelde şirketin sahibi veya daha az da olsa profesyonel yöneticilerdir. Türk KOBİ’lerin üst seviye yöneticilerinin genelde firmasını iç kaynaklarını kullanarak rekabet üstünlüğü sağlamak konusunda oldukça başarılı olduklarını kabul edilebiliriz. Oysa aynı karar vericilerin firmaların dış kaynak imkanlarını kullanarak firmalarına sağlayabilecekleri fırsatlar konusunda oldukça geride olduklarını da gözlemlemekteyiz. Yapılan analizler, aynı sektörde olan firmaların beraber iş yapma kültürlerinin çok zayıf olduğunu ve bu firmaların aralarında ciddi bir güven problemi olduğunu ortaya koymaktadır. İşte firmaların içlerinde bulunduğu sektörün imkanlarını kullanmak için gerekli işbirliği ortamının oluşturulmasında son yıllarda kullanılmaya başlanan ve dünyada hızla kabul gören kümelenme yaklaşımı bu kapsamda Türk KOBİ’lerinin rekabet üstünlüklerinin artırılması için yeni ve önemli bir imkandır. Kümelenme Yaklaşımı Kümelenme (cluster) yaklaşımı, 1998 yılından sonra dünyada hızla popüler hale gelmiş ve firmalara dış kaynakları aracılığı ile rekabet avantajı kazanmaları konusunda gerekli altyapının oluşturulmasını sağlamıştır. Bir ürün ya da hizmetin üretilmesi ile ilgili tarafların coğrafi bir yakınlıkta birarada bulunmaları koşulu ile birlikte iş yaptıkları ağ yapılarını kümelenme olarak tanımlıyoruz. Örneğin Bursa’daki otomotiv, Sultanahmet’teki turizm, Denizli’deki tekstil ve konfeksiyon sektörleri kümelenme yapılarına örnek olarak verilebilirler. Kümelenmeler, birbirlerine göre faklılıklar gösterirler ancak çoğunluğu son ürün ve hizmet üreticilerini, uzmanlaşmış girdi, parça, makina ve servis sağlayıcılarını, finansman kuruluşlarını, müşterileri, yardımcı ürün üreticilerini, uzmanlaşmış alt yapı sağlayıcılarını, eğitim, bilgi, araştırma ve teknik destek sağlayıcı kurumları ve standart koyucu acenteleri içerir. Ticari veya sektörel birliktelikler de kümelenmelerin üyeleri olarak kabul edilir. Kümelenmeler, üretkenliği artırarak, verimliliği yükseltecek ve yeni ürünlerin oluşmasını sağlayacak yenilikçiliği besleyerek kümelenmeye dahil olan işletmelere rekabet üstünlüğü kazandırır. Kümelenmeler, girdilere sahip olmada, bilgiye, teknolojiye, üretimde emeği geçen işletmelere erişmede ve gelişimi teşvik etmede avantajlar sağlar. Deneyimli bir işgücü havuzu ancak işletmelerin biraraya geldiği kümelenmelerde oluşabilir. Bu da işletmelerin personel alımında, işlem maliyetlerini düşürür ve zamanı kısaltır. Gelişmiş bir kümelenme ayrıca diğer önemli girdilerin sağlanmasında da etkin bir rol oynar. Uzaktaki bir tedarikçiden kaynak sağlamak yerine yerel tedarikçileri kullanmak işlem maliyetlerini düş��rür. Pazar, teknoloji ve rekabet bilgilerinin tamamı kümelenme içinde birikir. En önemlisi kümelenmeler işletmeler, kamu kuruluşları, eğitim kurumları ve sivil toplum kuruluşları arasında olması gereken işbirliğinin ortaya çıkmasını sağlar. Bilindiği gibi geçmişte, ancak temel hammaddelere sahip olabilen işletmeler pazar avantajlarına sahip olurdu. Ancak bugün geldiğimiz nokta itibari ile, fiziksel kaynaklara sahip olanlar değil, bu kaynakları rakiplerinden daha verimli kullananlar rekabet edebilmekte ve varlıklarını sürdürebilmektedir. Bugün, büyük dünya ekonomileri ve bu ekonomilerin en rekabetçi sektörleri incelendiğinde, arkalarında birbiri ile ilişkili işletmelerin coğrafi yoğunluğuna dayalı kümelenmeleri görmek mümkündür. Almanya denilince pek çoğumuzun aklına otomotiv, Norveç denilince deniz taşımacılığı, Japonya denilince elektronik eşya, İtalya denilince ise ayakkabı ve hazırgiyim gelir. Bütün bu ülkeler üretim ile ilgili başta işgücü maliyetleri olmak üzere pek çok maliyet dezavantajına sahip olmalarına rağmen bahsedilen sektörlerde başarı ile rekabet etmeye gelişmiş kümelenmeleri sayesinde devam etmektedirler. Türkiye’de de kümelenme yaklaşımının uygulamaları 1999 yılından beri devam etmektedir. Kümelenme yaklaşımını geliştiren Harvard üniversitesi’nden Prof. Porter’ın ekibi liderliğinde ve Türk Özel Sektörünün desteği ile başlatılan bir proje, zaman içerisinde çeşitli devlet kuruluşları, üniversiteler ve Sivil Toplum Kuruluşlarının da işbirliği konsorsiyumuna dahil olmasıyla oldukça geniş bir platform oluşturmuştur. Oluşturulan bu platforma Türkiye’nin Rekabet Avantajı anlamına gelen Competitive Advantage of Turkey - CAT adı verilmiştir. CAT kapsamında, ilk önce Prof. Porter’ın metodolojisi ile Türkiye’nin rekabet avantajı olan sektörleri belirlenmiş ve bu sektörlerden seçilen ilk adaylar, profesyonel sektör liderleri atanarak üzerlerinde çalışılmaya başlanılmıştır. 2004 yılına gelindiğinde Türkiye’de CAT platformuna gerek kamu gerekse özel sektörden gelen desteğin artarak devam ettiği görülerek, bu platformun Türkiye’de kurumsallaşma sürecini bir dernek çatısı altında devam ettirmesine karar verilmiş ve Ulusal Rekabet Araştırmaları Kurumu Derneği – URAK kurulmuştur. URAK, çalışmalarına kamu, özel sektör ve üniversiteden, profesyonel ve gönüllülerden oluşan geniş bir ekip ile devam etmektedir.

 

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *