» 
» 
Makina tasarım ve imalatı neden önemli?

Makina tasarım ve imalatı neden önemli?

Atilla ÇINAR

İçinde yer almak için uğraş verdiğimiz Avrupa Birliği’nde makina tasarım ve imalat sektörü, birliğin oluşmasından bu yana hep önemli olmuştur. Birliğin en önemli yeni yaklaşım direktiflerinin başında Makina Emniyeti Direktifi (en son revizyonu 2006/42/EC) gelir. Bu direktifin giriş bölümünün ikinci maddesinde şöyle bir kesin ifade yer almaktadır: “Makina sektörü mühendislik endüstrisinin önemli bir parçası ve birlik ekonomisinin en önemli endüstriyel dayanaklarından biridir.”

Özellikle tasarım süreçlerini de kapsayan makina imalatının, imalat alanları içerisinde katma değerin en yüksek olduğu alanlardan biri olduğunu söylemek yanlış olmaz. Çünkü komple bir makinayı tasarlamak ve ortaya çıkarmak hem bilgi yoğun mühendislik süreçlerini hem de birçok alanla ilgili altyapı, deneyim ve hassaslık gerektiren imalat süreçlerini içerir. Bir makina yapılamadığında ya da makinası olmadığında, endüstriyel birçok ürünün de yapılamayacağı yalın bir gerçektir. Bu nedenle her hangi bir amaç için tasarlanıp üretilmiş her makina çoğu zaman kıymetli, dolayısıyla da yüksek fiyatlı olur.
Ülkemizde ve Avrupa Birliği’nde makina sektörünü yakından tanıyan uzmanların başında gelen, Makina İmalatçıları Birliği (MİB) Koordinatörü Makina Yüksek Mühendisi Sayın Arslan Bekir Sanır’dan Avrupa Birliği’nde makina imalatına ilişkin bazı rakamlar geldi. Burada bu rakamların bir kısmını paylaşmak istiyorum:

2008 yılında AB üyesi 27 ülkede makina imalat sanayii sektöründe faaliyet gösteren 91.800 firma 3,2 milyon kişi istihdam etmiş ve 598 milyar €’luk bir imalat gerçekleştirmiştir. Anılan dönemde makina imalatı, toplam sanayi imalatının % 9,1’ini oluşturmaktadır. 2009 yılında yaşanan ekonomik kriz sonucu imalat %20 kadar azalmış, 2010 yılında azalma eğilimi sürmüş olsa da, 2011 yılı öncü rakamları bu alanda bir toparlanmaya işaret etmektedir.

Bu arada, sektör içinde yer aldığı belirtilen 91.800 firmanın tümü komple makina imalatı yapan firma değildir. Bunların büyük bir çoğunluğu 10 civarında çalışanı olan küçük, yalnızca makina parçası/yedek parçası imal eden firmalardır. Bu firmaların tasarım süreçlerinde rolleri olmadığından oluşan katma değerden aldıkları pay da düşük olmaktadır. 27 AB üyesi ülke içerisinde çalışan sayısı 20’den fazla olan ve ‘komple makina’ imal eden firma sayısı 20.000’in üzerindedir ve bu firmaların 6.000’e yakını da Almanya’da yer almaktadır.

Hem istihdam edilen çalışan sayısı, hem de ortaya çıkarılan imalatın satış değeri göz önüne alındığında sektörün önemini korumayı sürdürdüğü ortadadır. Bu durum yalnızca Avrupa için değil, dünyanın gelişmiş bölge ve ülkeleri için de geçerlidir.

Ülkemizde çalışan sayısı 20’den fazla olan ve ‘komple makina’ imalatı yapan firma sayısı ne kadardır bilmiyorum. Ayrıca, makina imalatı yapan firmaların yaptıkları işe hangi oranda değer katmakta oldukları, tasarımın ne kadarının kendilerine ait olduğu ve ortaya çıkan işte ithalatın payının ne olduğu konularında güvenilir rakamlar var mıdır bunu da bilmiyorum. Net rakamlar olmayınca birçok konuda olduğu gibi yalnızca gözlemlerimize dayalı düşünceler üretebilmekteyiz.

Buradan, konuyu içinde çalışıp yaşadığımız OSTİM bölgesine taşıyacak olursak, çevremizden birçok insanın şu sorusuna sıklıkla muhatap olduğumuz açıktır: Ostim’de işler nasıl?

Bu soruyu sıkça duyarız çünkü birçok insan OSTİM’in önemli sayılacak bir gösterge olduğunu düşünür (veya böyle zanneder) ve kimi zaman aldığı yanıta göre de kararlar verir.

OSTİM’de işler nasıl sorusuna son birkaç yıldır verilen yanıt, işlerin yoğun olduğudur. Son yıllarda ‘üretim’ yoğunluğunun daha da arttığı ve bunun da istatistiklere ‘büyüme’ olarak geçtiği doğrudur. Ancak üretilen nedir ve ürettiklerimizin ne kadarı kendi yönettiğimiz tasarım süreçlerinin arkasından gelmektedir. Çok basit bir örnek verecek olursam:

Bir iş makinasını tasarlayıp üretmek ve az sayıda da olsa satmak mı daha çok kazandırır, yoksa başkaları tarafından tasarlanmış iş makinasının parçalarından fazla sayıda üretip satmak mı çok kazandırır.

Yalnızca kısa vadede kazanılan paraya bakılacak olursa, bir iş makinasını tasarlamak, üretmek, tanıtmak ve satmak zahmetli bir süreçtir ve çok da satamazsanız fazla para kazandırmaz. Buna karşılık birilerinin tasarlamış olduğu çok satılan bir iş makinasının herhangi bir parçasından çok sayıda yapıyorsanız en azından ‘sürümden’ kazanırsınız. Atölyenizin kapısını kapatır, tezgahlarınızın ayarlarını değiştirmeden hep aynı parçaları yıllarca yaparsınız. Birçoğumuzun istediği de genellikle budur ve son yıllarda ‘artan imalat’ da bu tür parça imalatıdır.

Ama bu durum bizi zihinsel olarak ne kadar geliştirir, tasarım kabiliyetlerimizi ne kadar arttırır, düşünmeliyiz. Her zaman asıl değerli olan ürün zihinsel faaliyet (buna tasarım da diyebiliriz) sonucu ortaya çıkan ürün olmuştur. Bu nedenle ‘komple makina’ tasarlayıp imal edebilmek önemlidir. Başlangıçta çok kazandırmasa da, uzun erimde esas değerli olacak olan budur.

Asıl kahramanların, parça üretmenin ötesine geçip tasarımla birlikte ‘komple makina’ imal edenler olduklarını düşünmek lazım.

2 Mayıs 2016 Pazartesi 12:10
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *