» 
» 
Neler oluyor hayatta

Neler oluyor hayatta

Cüneyt ÖRKMEZ

Değişim, zaman ölçüsü içerisinde saatler, aylar yıllar geçtikçe kendiliğinden yaşanan bir süreç gibi düşünülse de aslında içerisinde ağrılı ve sancılı sonuçlara gebedir. Ertelense de kaçınılmaz değişim gerçekleşir. Kaçına kaçına erteledikçe, vakti geldiğinde ağrısı sızısı daha çok olur. Kendini, kendinde değişmiş bulmak, aynada kendine bakıp, yıllar önce çekilmiş bir fotoğrafla bugünkü şeklini kıyaslamak ta bir değişimdir, kendiliğinden olan cinsiyle. Toplumların değişimi ise farklı deneyimlerle gerçekleşir. Bu deneyimleri yaşatacak olan ise yönetimdir. Değişimi yönetmekte biraz handikaplıyız. Mişli geçmiş zaman ifadeleri ile yaraları deşmekten yana değilim ama bazı işleri çok ağırdan alıp işin aslını çözmeden astarıyla oyalanmışız. Bünyemizin hastalıklarına, ya da yanlış teşhisle hastalıklı saydığımız taraflarına yapılan ameliyatlarda içimizde çok fazla makas unutuldu. Kesildi orada bırakıldı. Ah şu kendini doktor sananların hataları yok mu ? Belki zaman zaman doğru teşhisi koyduk ama bu kez de neşteri vurmaya cesaret edemedik. Ülkelerin de insanlar gibi günahları olduğunu farz etmiş olsak acaba günahımız mı sevabımız mı daha çok ? Ah vah dedirten geçmişin hatalarını fazlaca kurcalamadan mübarek ramazan ayının maneviyatı içerisinde, insani duyguların, yardımın, paylaşmanın ve birlik olmanın güzelliğine dem vurup günahları bir tarafa koyalım gitsin şimdilik. Bu gün her nedense, “ölümlü dünya her şeyin hayırlısı” demek geliyor içimden. Bazen yorucu değişimin izleyicileri olan bizler açısından en iyi yöntem bu.
Dedik ya neler oluyor hayatta. Standard and Poor's Amerika Birleşik Devletleri’nin kredi notunu düşürdü. Dünyanın en güçlü ekonomisine S&P’den gelen sürpriz not indirimi dünya ekonomisinde de büyük bir değişimin yaşandığının ilginç bir göstergesi. 2007-2008 krizi de ABD kaynaklıydı. Etkileri çok uzun sürecek dendi ama küresel piyasaların alıştığı hız, artan dünya ticaret hacminin iletişim teknolojisi ile tetiklediği girişim sevdası kriz havasının bir dönem dağılmakta olduğu hissini verdi. Psikoloji önemlidir. Ama keşke her problemi psikoloji ile çözebilsek. Ekonomik krizlerin yapısal kökleri ve ortaya çıkış biçimini irdeleyecek değiliz. Ancak böyle kriz söylemlerinin olduğu dönemlerde küresellikten sıyrılıp olaya tamamen ülkesel çıkarlarımız açısından bakmamız ve kendi tedbirlerimizi ortaya koymamız gerekiyor. Bu gün için hükümet tarafından ortaya koyulan bakış açısı bu yönüyle olumlu. Türkiye ekonomide çok sağlam adımlar attı. Sağlam bankacılık sistemi her türlü eleştiriye rağmen bir sigortadır. Hep söylenen krizin yaratacağı fırsatları reel sektörün görmesini ve adım atmasını sağlayacak sürpriz kararları almak hükümetin görevi. Bu anlamda hükümet kanadında inanılmaz bir kendine güven var. Başbakanın açıklamaları siyasi istikrarın ekonomik istikrar olarak devam edeceği hissini veriyor. Birkaç gün önce makamında dinlediğimiz kabinenin yeni Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz yatırım ortamını daha da iyileştirmeye yönelik bir paket hazırladıklarını ve Meclis açılır açılmaz bunun gündeme geleceğini söyledi. Bu da hükümetin, meclisin tatilde olduğu dönemde durumu izleyerek tedbir paketleri üzerinde çalıştığını gösteriyor. Aşırı borç, bu yükün altında olan ülkeler açısından ciddi tehlike. Yunanistan’ın borcunun milli gelirine oranı bugün yüzde 150'yi, İtalya’nın yüzde 120'yi, ABD’nin ise yüzde 100'ü aşmış durumda. İtalya’dan sonra Fransa’nın borç riskine ilişik durumu çok hassas bir konu. Fransa AB’nin iki temel direğinden biri. Türkiye’nin borç oranı bugün için yüzde 40’ların altında. 2001 krizinden Türkiye’nin aldığı dersler var, daha önceki krizlerden de tecrübesi. Kendi kendine kriz çıkarmada ki kabiliyetimizden hiç bahsetmeye gerek yok. Altın ve döviz fiyatlarındaki artışla krizi kıyaslamakta ayrı bir yanlış. İhracatçı açısından bakıldığında dövizde ki yükselişe sevinen de çok. Bunca kriz söylemine rağmen Avrupalılar ve liderleri tatilde. Biz ramazan ayını ve yazı bir arada yaşıyoruz. Ramazan bizde işlerin biraz ertelendiği bir ay olur. Kriz efsaneleri içinde gelişen Türkiye ekonomisi açısından bakıldığında bu kez deneyimli ve tedbirli görünüyoruz. Ramazanda olsa yaz da olsa sahur da kalkmak gibi krize erken uyanıp yol alacağımızı, kendi dinamiklerinde bir eko-iklim yaratacağımızı ve bu dönemi de atlatacağımıza inanmak, dışarıyı da yakından takip etmek gerek. Hey gidi Amerika ve Avrupa ! Neler oluyor hayatta.

2 Mayıs 2016 Pazartesi 11:59
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *