» 
»
 

“OSTİM, Sanayiciler için Kuluçka Makinesidir”

OSTİM'e Emek Verenlerin bu ay konuğu Halim Öztürk

Bir dükkanla başlayıp beş dükkanla gelişen, bugünün büyük işletmeleriyle devam eden ticaret… Halim Öztürk, Ankara Akköprü’de adım attığı iş yaşamını uzun yıllar OSTİM’de sürdüren bir sanayici… Öztürk, OSTİM’i, “Biz sanayiciler için, Ankara için bir kuluçka makinesidir. Burada üredik, burada çoğaldık, burada büyüdük.” sözleriyle tanımlıyor.

Halim Öztürk, çıraklığa, yani kendi tabiriyle ‘altın bileziği’ bulmaya başladığı yıllarını, OSTİM’e gelişini, altı ay iş yapmadan geçen günlerini, kısaca bugünlere nasıl geldiğini anlattı.

Sizi tanıyabilir miyiz?
1946 Ankara Çubuk doğumluyum. 1960’dan beri Ankara’da ikamet ediyoruz, köylü çocuğuyuz. Köyden geldik Ankara’ya. Bizim zamanımızda, ilkokulu bitirince çocuklar büyürdü; hemen atarlardı bir yere: “Hadi git sanayiye, altın bileziğini bul!”

Geç bile kalınmış sayılıyordu değil mi?
Evet. Geç bile kalınmış sayılıyordu. Şimdi 12 yaşındaki çocukları bakkala ekmek almaya gönderemiyoruz… Sanayinin merkezi Ankara’da Akköprü idi o yıllarda. Nur içinde yatsın; rahmetli babam bizi bir tanıdığın yanına emanet etti. Dedi ki, “Eti sizin, kemiği benim. Benden çıktı artık, bu sizin.” Daha ne yaparsın, köye gidemezsin. Dönsen baş yerde olacak; pes etmiş, kaçmış olacaksın.

“Babacığım senin yolun açık olsun. Allah da bize yardımcı olsun” diyerek kendisini köye yolladık. İş bulduk; akabinde askere gidene kadar ikinci iş yerimizi değiştirdik. Asker dönüşü Rabbim kısmet etti, üçüncü iş yerimizin yüzde 25’ine sahip olmak kaydıyla düzenimizi kurduk. Zor günler geçirdik; ihtilallerdi, devrimlerdi, anarşiydi derken ine çıka, düşe kalka o günlerden bugünlere geldik. İki kişilik bir orduyla başladık; şimdi 70 kişi civarında bir kadromuz var. İkamet adresimiz Sincan Organize, ticaret adresimiz ise OSTİM’de.

İlk işiniz neydi?
Madeni çelik eşya sektörü. Devlet Malzeme Ofisi’ne çalışan bir firmada; sacdan, metalden masa, sandalye, dolap yapıyorduk… 24 saat çalışırdık; zaman mefhumu, izinmiş, istirahatmiş onlar yoktu. Sabah sekizde gelirdik. Gece usta ne zaman canı isterse o zaman gidin derdi. Allah razı olsun, eğer o günleri yaşamasaydık bugünler zaten olmazdı. Askere gidinceye kadar bu işi yaptım. Döndüm, yine aynı adreste kısa bir müddet çalıştım ve kar ortaklığı teklifi aldım. Yüzde 10 kar ortaklığı ile üç yıl kadar çalıştıktan sonra, yüzde 25 hisse ile dört ortaklı bir şirket oluşturduk. Bu şirketi 1980’e kadar getirdik. 1980’den sonra yürümedi. Zor bir yıldı Türkiye için.

Diğer ortaklarla ayrıldıktan sonra, şirketin mal varlığının yüzde 50’sini iki ortak alarak OSTİM’e geldik. Yanlış hatırlamıyorsam ya 19. ya da 20. dükkandı. Arka taraflar açılmamış, çamur deryası inşaat halinde devam ediyor… En işlek cadde, birinci caddeydi. Orada kamyon veya vasıta hareket edebiliyordu. Bu taraflara kamyon girmiyordu; yollar yok, çamur deryasıydı.

OSTİM’e kiraya mı geldiniz?
Evet. 20 lira kira… Altı ay bir tane çivi çakmadık. Memlekette ihtilal olmuş. Kriz var, iş yok.

Çalıştığımız yerde tabiri caizse bodrum kattaydık. Dışarıda çevremiz yoktu, kimseyi de tanımıyorduk. Biz ürettik, diğer ortaklar sattı, aldı, getirdi, götürdü. Ayrılınca yapayalnız kaldık. Ortağımla imalatta çalışıyorduk. Kime satılır, kimden alınır, bunların hiçbirisini bilmiyoruz. Rabbim illa ki bize bir kapı aralayacak. Rızık O’ndan; biz arayacağız, dileyeceğiz, O da bize verecek. Rızkımız ayrılmış, yeter ki biz doğru isteyelim. Rabbim yardım etti.

Aynı işi mi yaptınız?
Yine metal sektörü üzerine çalıştık. Fakat o, masa, sandalye işi bitti… Otomotiv yan sanayi ile taahhüt işlerine talip oluyoruz. Örneğin, bugün hala Türk Traktör’ün yan sanayi tedarikçisiyiz.

1 DÜKKAN OLDU 5 DÜKKAN

O yıllarda OSTİM’e taşınan firmaların durumları hep sizin gibi miydi?
Yüzde 80’i öyleydi, sıkıntılı bir dönemdi. OSTİM yeniydi, OSTİM’i kimse bilmiyordu. Ankara’nın yüzde 50’si belki bölgeyi hiç görmemişti; şehrin dışı… Macunköy’de bir dere vardı. Su akardı, oradan buraya arabalar geçmezdi. Bir tane dolmuş vardı. Çizmeleri çıkarıp bagajdan yürüyerek devam ettiğimiz günlerimiz oldu. Telefon yoktu, İş Bankası’nın olduğu yerde sadece bir kulübe vardı.

1994’e kadar aynı yerde kirada kaldık. Rabbim bir de dükkan kısmet etti. Arkasından bir dükkan daha nasip oldu. 1994’te, 57. Sokak’taki yerimize taşındık. Çok büyüktü. 25-30 metrekare yerlerden geldik. OSTİM’de 200 metrekareyi görünce, “Oo futbol sahası, burayı nasıl dolduracağız?” demiştik. Rabbim doldurdu.

Yetmedi 29. Sokak’tan bir yer daha aldık. O da yetmedi, 40. Sokak’tan iki dükkanı yan yana tuttuk. 57. Sokak’ta karşımızda bir dükkan boşaldı. Beş oldu. Bir dükkanı dolduramazken, altı ay beklerken, sabırla, şükürle, azimle çalışmanın meyvelerini aldık.

Bu arada OSTİM de dolmaya başladı…
OSTİM gelişmeye ve sesi duyulmaya başladı. İşlerimiz yoğunlaştı. Sabah 8, gece 12 çalışmaya başladık. Eleman sayımız arttı, sekizdi on oldu, on beş oldu… Çocuk nas��l doğup büyürse, işletmeler de aynen o şekilde; aynı mantıkla doğuyor, yürüyor ve koşuyor. 2000 yılına kadar OSTİM’de imalatımızı sürdürdük.

Ortağımızla ‘Beşikten mezara kadar’ diyerek, söz verdik. Böyle bir mücadelede ‘Önce iş, sonra eş, sonra da aş’ felsefesi ile yolumuza devam ettik. ‘Ayrılmak yok. Birlikten kuvvet doğar; omuz omuza verirsek kuvvetli oluruz. Rekabet gücümüz, itibarımız olur.’ düşüncesini benimsedik.

Ortağım 1993’te vefat etti. Rahmetli son nefesinde “Çocuklarıma sahip çık” dedi. Önceden verilmiş bir sözümüz var zaten, öyle de bir vasiyet alınca ne yaparsınız? Onun çocuklarıyla devam ediyorum. Üç oğlum, bir kızım da benim var. Kızım başka yerde, oğullarımın hepsi işin başında.

OSTİM’i seviyoruz. OSTİM’de doğduk sayılır. OSTİM Yönetimi’nden gelen arkadaşlara; Cevat Dündar’dan başlayarak, Turan Çiğdem ve bugünkü Yönetim Orhan Aydın, bütün ekibine çok teşekkür ediyoruz. OSTİM biz sanayiciler için, Ankara için bir kuluçka makinesidir. Burada üredik, burada çoğaldık, burada büyüdük. Burada çevre edindik. Allah da kısmet etti, bugün hala işimizin başındayız, sağlığımız da yerinde. OSTİM Yönetimi’ne başarılar, geçmişlere rahmet diliyoruz.

“BİRLİK OLMADAN BİR ŞEY OLMAZ”

Şimdi baktığınızda OSTİM’de ne görüyorsunuz?
OSTİM çok büyüdü. Allah bugünkü Yönetime sabır, kuvvet ve azim versin. Kabuğuna sığmıyor artık OSTİM; sorumlulukları arttı. Büyük sanayiciler çıkardı. Büyük duayenler ve büyük bilge adamlar yetiştirdi. Hala da yetiştirmeye devam ediyor.

İmalatınızı niçin Sincan’a taşıdınız?
Beş ayrı bölgede beş ayrı dükkan… İşi taşıyorsun. Tezgahı taşıdığın zaman işi taşımak zorundasın. Bu da maliyetleri artırıyor, rekabet gücünü azaltıyor. Onun için bir çatı altında olmak önemli. Orada ilk olarak 2 bin 500 metrekare alana gittik. Zaman içinde orası da yetmedi. Şu anda 18 bin 800 metrekare arazisi olan ve 11 bin metrekare kapalı alanı olan bir işletmemiz var. 25’i görünce, 200’e gelince biz coştuk, dedik ki “Burası bizi uçurur.” Rabbime şükürler olsun uçurdu da. Şükretmemek elde değil.

Orta Doğu ağırlıklı ihracatımız oluyor. Bunun dışında metal sektöründe pek ihracatımız yok, dolaylı ihracat oluyor. İhracata yan sanayicilik yapmış oluyoruz. Ürünlerimizi Türk Traktör fabrikasına veriyoruz, direkt bandaj hattına gidiyor, orada bir traktör oluşturuluyor.

Kümelenmeye bakışınız nasıl?
Küme esasında, ‘Birlikten kuvvet doğar’ felsefesine taraftarım. Birlik olmadan bir şey olmaz. Birlikten dirlik doğar. Herkes kendi yağıyla kavrulmaya çalışıyor. Biz tez canlıyız. Hızlı karar alıp, hızlı adımlarla neticeye bir an önce gitmek lazım. Çünkü kaybedecek zamanımız yok, ömür kısa, hayat kısa. Zamanı iyi kullanmazsanız israftır; çok değerlidir.

Sanayicilere, sanayide iş yapmak isteyen gençlere öğüdünüz ne olur?
Sabır, sabır, sabır. İşini sevecek. Sevmiyorsa o işe hiç bulaşmasın. Arkadaşına, işine saygılı olacak, hedef çıtasını yüksek tutacak ve oraya ulaşmaya çalışacak. Mutlaka bir hedefi olacak.

BAŞARININ ANAHTARI: SABIR VE HEDEF

50 yıldan fazla bir süredir sanayiyle iç içe olan Halim Öztürk, OSTİM’e 1980’de adım atmış… Öztürk, genç sanayicilere başarılı olabilmek için şu tavsiyeleri sıraladı: “Sabır, sabır, sabır. İşini sevecek. Sevmiyorsa o işe hiç bulaşmasın. Arkadaşına, işine saygılı olacak, hedef çıtasını yüksek tutacak ve oraya ulaşmaya çalışacak. Mutlaka bir hedefi olacak.”

OSTİM BELGESELİ ARŞİVİ

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *