» 
 

“OSTİM’in Kuruluşunda İyi Niyet Var”

Durmuş Irkılata, 1967’den bu yana OSTİM’in içinde yer alan isimlerden. Merhum Cevat Dündar için “Büyük düşünen büyük adam” nitelemesini yapan Irkılata, kuruluş yıllarında karşılaşılan zorlukları anlatırken Dündar ve kurucuların gayretlerine işaret etti.

Durmuş Irkılata, 1967’den bu yana OSTİM’in içinde yer alan isimlerden. Merhum Cevat Dündar için “Büyük düşünen büyük adam” nitelemesini yapan Irkılata, kuruluş yıllarında karşılaşılan zorlukları anlatırken Dündar ve kurucuların gayretlerine işaret etti.

Bir dönem Yönetim Kurulu Üyesi olarak da hizmet veren deneyimli sanayici özetle, “OSTİM’in kuruluşunda iyi bir besmele var, ihlas var, hep böyle iyi niyetle gider. Kötü niyetli insan OSTİM’in içinde yaşamaz, yaşayamaz zaten. Ben bir OSTİM sevdalısıyım. OSTİM sadece bir sanayi bölgesi değildir. Ağaç, dalı ile gürler. Ağaç, yaprak, meyve birbirini tamamlar. OSTİM’in değeri katlanarak artıyor. Kazanıyor, kazandırıyor. Dünya konjonktüründe OSTİM’in yeri var.” dedi.

Durmuş Bey, OSTİM’le ne zaman ve nasıl tanıştınız?
1967’de Cevat Dündar rahmetli ile tanışırız. Tabi o zaman buralar tamamen tarlaydı. Yuvaköy’ün, Macunköy’ün, Karacakaya Köyü’nün ekilen arazileriydi. Cevat Bey, kelimenin tam manasıyla büyük adamdı. Büyük Sanayi’yi, Ata Sanayi’yi yani Ankara’daki bundan önceki sanayileri şimdi küçük küçük harabeler olan yerleri o günkü ihtiyaca göre kuran, kurucu bir adamdır.

Kooperatifçiliği oradan gelir Cevat Bey’in. Oralar dar gelmeye başlayınca büyük düşünen büyük adam OSTİM’i hayal eder ve 1967’de kendi gibi 7 kişiyle Demirciler Derneği’ni kurar. Ve bu havaliden arsa, tarla almaya başlar. Ne zamana kadar 67’den, 70’e kadar arsa alır, 3 senede OSTİM’in tamamı; 3200 dönümlük araziyi satın alır. Ben de 1967’de üye oldum…

Cevat Dündar’ın OSTİM hayaline ilk inananlardansınız?
Evet… Merhumun kişiliği çok güçlüydü. Çok örnekleri var.. Buradan önce Ata Sanayi, Ata Sanayi’den önce Büyük Sanayi, Cevat Bey’in eserleri arasındadır. Fevkalade inançlı bir insan, inandığını da yapan bir insandı.

1967’den sonraki gelişmeler nelerdi?
1970’e kadar arsa alındı. 70’e yaklaştığında bu arsalar alındıktan sonra o zaman Cevat Bey başta olmak üzere Yöneticiler devletin kurumlarına gitti. “Burayı bir imardan geçirelim, sanayiler küçük gelmeye başladı, Ankara’ya büyük bir sanayi ihtiyaçtır. Buranın biz bir plan yapalım, bu planı siz tasdik edin devlet olarak, biz de buraya başlayalım, yapalım.” denildi. Sanayi Bakanlığı’ndan o zamanki yetkililer, “O dağın başına ne proje veririz ne de orda böyle bir şey olur. O dağın başında böyle şey mi olur.” dediler.

Cevat Bey’in verdiği cevap ise şuydu: “Sizin o dağın başında sanayi olmaz dediğiniz yeri siz müsaade etmezseniz ben gecekondu olarak yaparım ve en güzelini de yaparım. Siz de yurt dışında övünç sanayisi olarak benim yaptığım sanayiyi gösterirsiniz.” Cevat Dündar, Kaya Gönençen ilk mühendislerinden… Şahsi gayretiyle buradaki bu güzel projeye başladılar.

“KÖTÜ NİYETLİ İNSAN  OSTİM’İN İÇİNDE YAŞAMAZ”

Siz OSTİM’e hangi etapta geldiniz?
1970’de başlandı, 75’te ilk kura çekildi. Çekilen ilk kurada 300 dükkan bitmişti. 300 dükkana herhalde 600’ün üzerinde belki daha fazla hatırlayamıyorum şu anda müracaat oldu. Zaten burada OSTİM’in o günkü yanılmıyorsam üye sayısı 1853’tür.

75’te kura çektiğimizde Cevat Bey rahmetli olmuştu. Turan Çiğdem Bey, Yönetim Kurulu Üyesi idi; Turan Bey o seçimde başkan oldu ve devam ettirdi. Devam ettirdi derken Cevat Bey’de ve Cevat Bey’den sonraki yönetimlerin tamamında burada OSTİM’in kuruluşunda iyi bir besmele var, ihlas var, hep böyle iyi niyetle gider. Kötü niyetli insan OSTİM’in içinde yaşamaz, yaşayamaz zaten.

Evet, evvela bir boş-dolu kurası çekildi. Ondan sonra o dükkanlar çekilince, Turan Bey, Allah razı olsun o da fevkalade zeki, çalışkan Cevat Bey’den bayrağı alıp götüren bir insan. İyi de bir yönetimi vardı Turan Bey’in. Erken ödeme sistemi getirdiler. Bu sistemde; yüzde 25’i peşin, gerisi 40 ay vade olmak kaydıyla kuraya iştirak ediliyordu. Erken ödeme sistemi ile müracaatlar alınmaya başlandı. Müracaatlar şöyleydi: İçeride kaç liran var, üye olarak ödediğin para, 3 bin lira, 5 bin lira, 10 bin lira her neyse. Dükkan o günkü şartlarda diyelim ki 300 bin liraysa sen 75 bin lira öde normal ayda, bir sene sonra kuraya gireceksin, kuraya girdikten sonra da 75 bin lirayı tamamlayacaksın. Diğer 300 bin liranın 275’ide 40 ayda ödeyeceksin. Diğer üyeler de normal aidatlarını ödüyor zaten, orada geliyor ve bu sistemle ikinci kura. Her sene bir kura yapılmaya başlandı.

Siz de girdiniz mi erken ödemeye?
Ben de erken ödemeye geri girdim. O birinci kuradan sonra hep erken ödeme. Birinci kurada da erken ödemenin formülü kendiliğinden doğdu. Nasıl oldu? Herkes, 1853 diyorum ya herkes eşit para ödeyerek 300 dükkan meydana geldi. 300 dükkanın kurasında tahmin ediyorum 300 liraydı dükkanın bedeli. 300 liranın 75 bin lira peşin ödeyerek kura çekme şansını kazanacaksın, geriye kalanı da 40 ayda ödeyeceksin.

Hangi sektörde çalışıyordunuz?
İş makineleri, dozer, greyder, silindir, tamir-bakım, alım-satımı, kiralama. Ata Sanayi’nde, üye olduğum zaman da o işi yapardım.

OSTİM’de en önemli sıkıntı neydi?
En büyük sorun yol sorunuydu. Yollarımız kışın çamur, yazın toz ve bundan da halk aşırı derece şikayetçiydi.

Yönetimdeki görevinizden bahsedebilir misiniz?
Orhan Bey’in yönetiminde yedek üyeydim. Çok kısa bir zaman sonra, Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Özçelik rahmetli oldu. O rahmetli olunca onun yerine ben birinci yedekten Yönetim Kurulu Üyesi olarak çağrıldım.

Görevdeyken ağırlıklı faaliyetler neler oldu?
Yol ve kanal, ilk iş yol ve kanal olarak başlandı. Tabi, bu da şöyle oldu: OSTİM’in 40 küsur fazla artık değeri vardı. Melih Gökçek taze belediye reisiydi, diyalog içerisinde kendisinden çok hizmet aldık Allah razı olsun.

“BEN BİR OSTİM SEVDALISIYIM”

Bu hizmetlerin tamamlanmasıyla OSTİM sosyalleşmeye başladı değil mi?
Evet… Bazı üyeler diyor ki, “Biz sanayiciyiz bizim neyimize gerek futbol kulübü, televizyon, vakıf vs.?” Şimdi bunun için mesela diyelim ki, Ankara’da OSTİM’den çok daha büyük bir Siteler var, Mobilyacılar Sitesi. Şu anda sahipsiz. Terk edilmiş bir hali var. OSTİM’de bu sosyal faaliyetler olmasaydı ne şu oturduğumuz bina olurdu, ne de OSTİM böylesine bir cazibe merkezi haline gelirdi. Bu faaliyetler OSTİM’i cazibe merkezi haline getirdi ve getirmeye de devam ediyor. OSTİM’in değeri katlanarak artıyor. Kazanıyor, kazandırıyor. Dünya konjonktüründe OSTİM’in yeri var. Ben bir OSTİM sevdalısıyım. OSTİM’i seviyorum. OSTİM’deki her türlü faaliyet beni sevindiriyor. OSTİM sadece bir sanayi bölgesi değildir. Ağaç, dalı ile gürler. Ağaç, yaprak, meyve birbirini tamamlar. OSTİM’de de her türlü bu sosyal faaliyetler OSTİM’i güzelleştiren faaliyetlerdir.

OSTİM’in bütün yönetimlerinden Allah razı olsun. Orhan Beyi’in de ayrı bir enerjisi var. Allah onlardan da razı olsun.

OSTİM’de sizi en çok heyecanlandıran şey ne oldu?
OSTİM’i 1967’den tanıdığımdan bu güne kadar her merhalede; dedim ya OSTİM sevdalısıyım, OSTİM’in her merhalesinde mutluluğum vardır. Tabi, istekler bitmez, ihtiyaçlar bitmez ama OSTİM’e her şey yapılıyor elhamdülillah. Eksik bir şey de yok çok şükür.

Cevat Bey rahmetli, “O dağın başına kim gidecek, oraya imar vermeyiz.” diyenlere cevabı, “Ben orayı yaparım ancak siz de dışarıdan gelen devlet büyüklerine övünç olarak gezdirir, gösterirsiniz.” demişti. Yönetimde olduğum 95, 96, 97 yılında bu 3-4 yıl içerisinde Yönetim Kurulu Üyesi olarak birçok dışarıdan gelen misafirleri OSTİM’de gezdirdim ve Cevat Bey’in o sözünü de hep hatırladım.

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *