» 
» 
Rant, Beton, İsraf ve İşsizler

Rant, Beton, İsraf ve İşsizler

Emin AKÇAOĞLU

Urla’da bir tepenin yamacında villalar; çoğu inşaat halinde bırakılmış öylece çürüyorlar. Oturulan sadece birkaç villa var sitenin içinde. Kaba inşaatı tamamlanmış olanlar belki yedi sekiz yıldır oradalar. Herhangi birinin içine girdiğinizde zeminden alınan nemin tüm yüzeye yayılmış olduğunu görünce üzülüyorsunuz. Bir villanın bugüne kadarki maliyetinin altı yüz bin lirayı bulduğu söyleniyor. Çürüyen villa sayısı bu tutarla çarpılınca? Üzüntünüz daha da artıyor. Ne mülk sizin ne de para ama bu yük sadece mülk sahibinin sırtında değil aslında; tüm ülke halkı birlikte taşıyor bu yükü.

Sadece İzmir ve çevresinde değil, Türkiye’nin her yerinde benzer örneklerle karşılaşmak o kadar kolay ki. Dağ taş inşaat alanı, dağ taş ya apartman bloklarıyla ya da villalarla dolmuş. Çoğunun içinde oturan da yok. Kullanılmayan tamamlanmış ya da yarım kalmış konutlara bağlanan paranın toplam tutarını bugüne kadar birileri hesaplamaya kalkıştı mı bilmiyorum. Bildiğim bu durumun ülke ekonomisinin işleyişiyle ilgili bazı başka konuları gündeme taşıması gereğinin artık bir zorunluluk olduğu.

Çünkü söylediğim gibi bu durum sadece mülk sahiplerini değil tüm ülkeyi ilgilendiriyor. Bırakın doğanın boşuna tahrip edilmesini ve kötü peyzaj gibi çevresel etkileri, bu sürecin sadece finansal külfetinin makul sınırları aştığını düşünüyorum.

Her şey bir yana, bu durum hâkim insan psikolojisine ilişkin de ipuçları veriyor. Sonuçta yağma ve rant esaslı bir algının hâkim olduğunu düşündürüyor. Bir koyup onu kısa zamanda birkaç katına katlamak için çoğu zaman spekülatif ve tabii gerçekte ihtiyaç duyulmayan işlere girmek değil mi bu? Türkiye’de konut sektöründe nitelik konusu bir yana, sayıca ihtiyaç fazlası olduğunu iddia etmek güç değil. Atıl konut ya da atıl kalacak inşaat alanının sadece finansal yükünün ülke ekonomisi üzerine etkileri çok iyi düşünülmeli.

Üniversiteli gençlerin büyük çoğunluğunun iş bulmakta çok zorlandığı; tasarruf oranının istenilen büyüme oranını mümkün kılacak yatırım seviyesini destekleyemeyecek düzeyde olduğu bir ekonomik yapının içerisinde, bu yolla ortaya çıkan kaynak israfının süregitmemesi için tedbir alınması gerekiyor.

Bu süreçte yerel yönetimlere de büyük görev düştüğü kanaatindeyim. Öte yandan bu alanda atıl kalan sermayenin çok daha üretken ve çok daha nitelikli istihdam yaratabilecek sektörlere yönlendirilebilmesi için yapılması gerekenler konusunda hem iş dünyasının hem de ilgili otoritelerin birlikte düşünmeleri gerekiyor.

Bu konu aslında sanayileşme ya da ‘doğru sanayileşme’ konusuna götürüyor bizi. Nitelikli istihdam yaratan, yüksek katma değer vaat eden türden bir sanayileşme stratejisinin gerektireceği finansal kaynak hesabında, sonradan çürümeye terk edilmek üzere dağa taşa beton döken ve rant arayışındaki bir genel anlayışın dikkate alınmaması ne kadar doğru? “Yahu adam kendi parasıyla ilgili karar vermiş, yapmış” demeye kimsenin hakkı olduğunu sanmıyorum.

İşsiz gençler ve israfın boyutları bu kadar net karşımızda dururken geçen ayki yazımda da vurguladığımı gibi ‘akıl yolu’ esas alınmalı!

[email protected]

www.eminakcaoglu.com

2 Mayıs 2016 Pazartesi 12:21
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *