Adres :
100. Yıl Bulvarı No:101/A, OSTİM/Ankara-TÜRKİYE Telefon : 0 312 385 50 90 Faks : 0312 354 58 98 E-Posta : korhan@ostim.com.tr

İşin Sırrı İyi Başlangıç ve İhracatta

Kadir Gedik, “Bir firmayı tek başına bir kişi asla yürütemez. Her şeyi bilmek; her şeyin üstesinden gelmek demek değildir. Biz iyi bir noktada iyi bir başlangıç yaptık, bunun da devamını getirmek için yurt dışı pazarından hiçbir zaman kopmadık” dedi.
Ostim Editör
12 Ocak 2018 16:05

Kadir Gedik, yaşı genç, tecrübesi yüksek olan girişimcilerden... Gedik’in, turizm sektörü ile başladığı çalışma hayatı, sanayiye adım atmasıyla farklı bir kulvara yelken açmış. 2006’da bir firmada başladığı yöneticilik görevi ona; hem eğitim imkanı hem de kurumsal bir marka oluşturma düşüncesini kazandırmış.

2007’de beton, parke ve bims yapı elemanlarını imal eden makineleri yapan, tesisler kuran Globmac’la başarı yolculuğuna çıkan Gedik, ekip çalışmasının ve ihracatın önemine işaret ediyor.

Sektörde dünyanın önde gelen markalarından biri olduklarını dile getiren ve bugün 28 ülkeye ihracat gerçekleştirdiklerinin altını çizen Kadir Gedik, “Bir firmayı tek başına bir kişi asla yürütemez. Her şeyi bilmek; her şeyin üstesinden gelmek demek değildir. Biz iyi bir noktada iyi bir başlangıç yaptık, bunun da devamını getirmek için yurt dışı pazarından hiçbir zaman kopmadık.” dedi.

Kadir Bey, iş hayatına nasıl başladınız? Firmanızı ne zaman kurdunuz?
11 yıl turizm alanında çalıştım. Sektöre 2006 yılında Temelli’ de bir firmada dış ticaret müdürü olarak adım attım. Bu firmada eğitimimi tamamladıktan sonra 2010 yılında Globmac’ı 150 m2 bir alanda kurduk. Hedefimiz ihracattı. Çünkü yurt dışındaki tecrübelerimiz bize bu firmada biraz daha ivme kazandırdı. Sektöre ve pazarlamaya hakimiz. Bugün 50 çalışanımız, 28 ülkeye de ihracatımız var. Üretimimizin yüzde 10’u Türkiye, yüzde 90’ı yurt dışıdır.  Dünyanın hemen hemen her ülkesinde Globmac’ın artık bir isim çağrıştırdığını görüyoruz.

Sabırlı olduk… Her zaman politikamız şu oldu: İyi bir muhasebe, iyi bir avukat ve olması gereken insan hayatında iyi bir doktor. Bunlar kendimce saptadığım ideallerimdi. Bir markalaşmayı nasıl yaratabilirsin? Marka ne demek? Sadece kurumsallığı okumamak lazım. Yoksa ben bu sektörü biliyorum, bu pazarlamayı biliyorum deyip koltuğa yaslanmak mı gerekir? Bunların hiçbirini yapmadık, tabandan başladık. İyi bir muhasebeyi kurduk, sonrasında şirketin teamüllerini ve kanunları; nerede nasıl oturtabiliriz diye iyi bir avukatla çalıştık ve arkasından da bu işi sağlıklı bir şekilde ilerletmek içinde elimizden gelen bütün çabayı sarf ettik.

Firmamızın artık dünyada bu sektörde ilk on marka içerisinde olduğunu, hem katıldığımız fuarlarda hem de çevremizden gelen güzel haberler sayesinde duyuyoruz. Bu da bize tecrübe kazandırıyor ve bu işe biraz daha profesyonel bakmamızı sağlıyor. Tesislerimiz şu an 4.500 m2 kapalı ve 2.500 m2 açık alanda kurulu.

“YURT DIŞI PAZARINDAN HİÇBİR ZAMAN KOPMADIK”

Bunu nasıl sağladınız?
Arkasında iyi bir ekip çalışması var; asla inkar edemeyiz. Bir firmayı tek başına bir kişi asla yürütemez. Her şeyi bilmek; her şeyin üstesinden gelmek demek değildir. Biz iyi bir noktada iyi bir başlangıç yaptık, bunun da devamını getirmek için yurt dışı pazarından hiçbir zaman kopmadık. Yaklaşık 15-16 ülkede sektörümüzle ilgili olan bütün fuarları, teknolojiyi yakından takip ediyoruz. Ar-Ge bölümü oluşturduk.

Globmac’ın faaliyet alanlarından bahseder misiniz?
Projelendirilmesi, kurulum, eğitim her şey dahil; beton, parke ve bims yapı elemanlarını imal eden makineleri yapıyor, tesisleri devreye alıyoruz. En küçük tesisimiz yaklaşık 5 bin m2, en büyük tesisimiz ise 15 bin m2 alanda icra ediliyor. Bunlar teferruatlı tesisler ve bize ciddi bir imalat yükü var. Bunun arkasında durabilmek de için sağlam bir Ar-Ge departmanına sahibiz.  Projeleri tek tek analiz ederek gerçekleştiriyoruz. Sadece bir kaynak atıp, üzerine boya atıp tamam biz makine yaptık demiyoruz. Bu işi, pazarda söz sahibi olabilmek için bütün avantajlarını ve dezavantajlarını göz önünde bulundurarak sürdürüyoruz. Yurtdışı işlerde kendimize rakip olarak gördüğümüz tek ülke Almanya.

“SABIRLI OLMAK ZORUNDAYIZ”

Yurtdışı rekabette zorlandığınız konular var mı?
Almanların ve Avrupalıların bulunduğu ekonomik şartlarla sektöründeki aldığı desteklerle Türkiye’deki Kazan Keresteciler’ deki bir iş adamının veya bir imalathanenin aldığı destek aynı değildir belki de. İmalat sektörü çok farklı. Rakamlar yüksek; rafta duran bir malı satmadığımız, siparişe dayalı olduğumuz için beklemek ve sabırlı olmak zorundayız.

KOBİ’lerde kurumsallaşmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kurumsallaşmak demek; kapıya bir güvenlik görevlisi, girişe sekreter koyup, iyi bir araba alıp, dış görünüşü düzenlemek değildir. Buna kurumsallaşma diyemeyiz biz. Kurumsallaşmanın bir kitabı var. Bunu devlet zaten yazmış; şunu şunu yaparsan, muhasebenden içerideki stokuna kadar veya bu işin olması gereken resmi bütün işlerini düzgün yaparsan kurumsallaşma olur. Kurumsallaşmayı aşağıda imalatı çeviren birine verip, sen bu şirkette kurumsallaşma yap dediğin zaman farklı algılar ortaya çıkıyor.

Türkiye’de sanayici olmak ne demek?
Türkiye’de sanayici olmak, bana göre çile çekmek demektir. Kurda, iadelerimizde sıkıntılarımız var. İhracat yaptığımızda KDV iadesi almaya çalışıyoruz ve bu önümüze çok ciddi kriterleri getiriyor. Her şeyimiz dört dörtlük ama iademizi almaya geldiğimizde en iyi ihtimalle 4-5 ay bekliyoruz.

Devletimi, ülkemi çok seviyorum. 2016’da yaşadığımız 15 Temmuz hain girişiminin ertesi günü işe geldik, sabahleyin bir toplantı yaptık. Yatırımlarımız var… Ne yapacağımıza karar vermemiz lazım. Disiplinli, sağlam firma olduğumuz için bunun altından kalkmayı bildik ve kalktık da.

15 Temmuz’dan 15 gün sonra dünya, ciddi anlamda demokratik bir ülke olduğumuzu gördü. Bu melun kalkışmanın akşamında meydanlardaydık. Sabahında işimizin başına geldik. Ülkemize, demokrasimize güveniyoruz… 2017 nasıl geçti derseniz? Benim için muazzam geçti. Neden iyi geçti derseniz; güçlü bir ekonomi ortaya çıktı.

“NEREDEN BAŞLAYACAĞIMI BİLİYORDUM”

Sizin gibi iş kurmak isteyenlere tavsiyeleriniz?
Emin olun; sakinleştiğimiz, doğru, düzgün iş yaptığımız zaman başarılı oluruz. Diğer türlü bizim hırsla işimiz yok. Ben hırsla bir iş yapmadım, oturdum bu işin artısını eksisini düşündüm. Herkesin hayatında bir imtihan noktası var. Biz bu işte tüm birikimimizi kaybedebilirdik. Yani nereden başlayacağımı biliyordum. Ciddi anlamda orada bir tecrübe kazandım eski firmamda; onlar bana bu işi öğrettiler, onların sayesinde belki bu sektör benim elime meslek oldu. Ama benim bundan sonra bizim gibi bu işe girmek isteyen arkadaşlara tek söylemem gereken; iyi bir finans yapısı oluştursunlar ve iyi bir fizibilitenin ardından adım atsınlar.

Hedefleriniz?
Devletimiz destekler veriyor sağ olsun; ihracat yapan firmalara bu desteklerini artırırsa iddialı konuşuyorum; firmamı dünyada ilk sıraya taşırım. Bununla ilgili sıkıntım yok. Biz Almanların yaptığı makinanın aynısını yapabiliriz ama bunu yapabilmemiz için şu anki bulunduğumuz şartların da biraz daha iyileştirilmesi lazım. Devlet kredi veriyorsa, ihracat firmalarına biraz daha esneklik gösterilmesi lazım.

İş ve İnşaat Makinaları Kümelenmesi’nin firmanıza ne gibi yansımaları oluyor?
2014 yılında girdik İŞİM’e. Dış ticaret süreçlerinde; fuarlarda ve dış seyahatlerde bizzat yardımcı oluyorlar.  Sonuçta İŞİM kümesi bir kurum, devletle bire bir bağlantılı olan bir kanal. Bu yönü iyi değerlendirmek lazım.

HABERE AİT FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ

İçeriğe Yorum Yapabilirsiniz.