» 
»
 

Rusya; sıkıntılı ama cazip pazar

Ostim OSB tarafından organize edilen “Türkiye-Rusya Federasyonu Ekonomik ve Ticari İlişkileri” konulu seminerde konuşan eski Moskova Ticaret Müşaviri Aydın Sezer, “Rusya Türk iş dünyası için vazgeçilemez bir pazardır” dedi.

Ostim OSB tarafından organize edilen “Türkiye-Rusya Federasyonu Ekonomik ve Ticari İlişkileri” konulu seminerde konuşan eski Moskova Ticaret Müşaviri Aydın Sezer, “Rusya Türk iş dünyası için vazgeçilemez bir pazardır” dedi.

Ostim OSB’nin düzenlediği seminerde konuşan eski Moskova Ticaret Müşaviri Aydın Sezer, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kuruluş yıllarından başlayarak yönetimi elinde bulunduran tüm siyasi iktidarların Rusya ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine önem verdiğini söyledi. Sezer, Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Turgut Özal, Mesut Yılmaz ve son olarak AKP iktidarı döneminde Rusya ile ikili ticari ilişkilerin geliştirildiğini söyledi.

Cumhuriyetin ilk yıllarında başlayan ikili ticari ilişkilerin 1960’lı yıllarda makine, şişe cam sanayi, deri sanayi, petrol rafine tesisleri gibi alanlarda Sovyetler Birliği’nin destekleri ile tesisler kurulduğunu anlatan Sezer, 1967 yılından itibaren Seydişehir Alüminyum, İskenderun Demir Çelik fabrikalarının kurulmasında ve tekstil, iş makineleri ve turizm alanlarında işbirliği yapıldığını belirtti. Türkiye’nin enerji alanındaki en hayati projelerini Rusya federasyonu ile gerçekleştirdiğinin altını çizen Sezer, bu ülke pazarlarına girişte iş adamlarını ve sanayicileri bekleyen sıkıntıları da anlattı. Rusya’da başta inşaat ve taahhüt olmak üzere pek çok alanda artık batılı rakipleri ile yarışan Türk girişimcileri ve firmaları olduğunu belirten Sezer şöyle konuştu:

“Rusya’ya yönelik bavul ticareti, kargo ticareti, müteahhitlik hizmetleri, turizm, nakliye gibi alanlardaki ticari etkinlikleri topladığımızda muazzam bir rakam çıkıyor. Avrupa Birliği ile Bağımsız Devletler Topluluğu arasındaki temel fark şu; bir tarafta tüketici bilinci gelişmiş, tercihleri belirlenmiş, belli bir maddi gücü olan, gelişmiş bir pazar, diğer tarafta ise nispeten göreceli olarak fakir olsalar bile sahip oldukları doğal kaynaklar ve enerji kaynakları nedeni ile yakın gelecekte kişi başına düşen milli gelirleri daha da artacak olan, henüz tüketici kimliği ve tercihleri gelişmemiş, bunların oluşturulması da firmalarımız tarafından yapılabilecek, Türkiye’nin göreceli olarak üstün olduğu tüm ürünlere açık olan bir pazar.”

Rus pazarına girişte 1990’dan bu yana Türk firmaları açısından çeşitli sıkıntılar yaşandığını, pazarı iyi etüt edip, şube açanların, yerel organizasyonlar oluşturanların başarılı olduklarını belirten Sezer, Rusya’da girişimci profilinin de sadece 15 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu, bugün 30’lu yaşlarındaki Rusların tamamının Sovyet döneminde, kapitalizm düşmanlığı ile eğitildiklerini, girişimci bir sınıf yaratmak için birkaç jenerasyonun geçmesi gerektiğini belirtti. Akla gelen hemen her sektörde Rusya’ya yatırım ve ihracat olanakları olduğunu, pazara girişte çizilecek stratejinin önem arz ettiğini belirten Sezer şunları söyledi:

“Rusya’yı ticari ilişki aşamasında batılı bir ülke gibi görmemek gerekiyor. Mektupla, faksla, E-mail’le, telefonla anlaşarak, fiyat teklif ederek, akreditif açtırarak, malı buradan yükleyerek, orada ithalatçının malı gümrükten çekmesini bekleyerek ticaret yapılması istisnadır. Bunun nedeni, Rusların girimci niteliklerinin olmamasıdır. Ticaretle iştigal etmek istiyorlar ama, malı siz getirin, bir yere yıkın, gümrükten siz çekin, göstereceği yere satın, parasını da mümkünse torba içinde kaydı da olmayacak şekilde verin. Bunu istiyorlar. Tabi bu tanım küçük ve orta ölçekli Rus iş adamlarının anlayışı. Türk iş adamlarının deneyimlerinden gördüğümüz olgu yerel örgütlenmelerdir. Rusya’ya girişin anahtarı yerel örgütlenmedir. Rusya’da bir altyapıya sahip olmak gerekiyor. Birincisi Rusya’da Türkçe ve İngilizce kartvizitle iş yapmanız istisnalar dışında mümkün değildir. Fuara katılmak, birisi ile tanışmak, işadamları ile konuşmak sözde kalır. Hiçbir işe yaramaz. Onun için Rus’un anlayacağı dilde; yani kiril alfabesi ile basılmış bir kartvizitiniz olmalı. Şunu unutmayın; Rusya kendi diline, edebiyatına, sanatına öylesine bağlı bir ülkedir ki Mc.Donalds bile bu ülkede tabelasını kiril alfabesine göre yaparak asabilmiştir. Rusya’ya giderken İngilizce bilmeniz işinize yaramaz. Türkçe bilmeniz daha çok işinize yarayabilir. Ruslar dillerine aşırı bağlıdır. Ruslarla ilişkiye girerken bir Rusça kartvizit, bir Rusça mektup, her şeyden önemlisi kartvizitin üzerinde Moskova’ya ait bir telefon, faks, adres gibi iletişim bilgilerinizin olmasıdır. Rusça bir web sayfanız olabilir. 5 sayfalık Rusça bir web sayfasını çok kolay hazırlatabilirsiniz.”

 

Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *